GİRİŞ

979 71 152
                                    

Dışarıda yoğun bir kar yağışı vardı.

Kar taneleri büyük bir yarış içindeymiş gibi gökyüzünden asfaltın pis zeminine inerken az sonra yapacağım konuşma için cesaret topluyordum. Baekhyun'un müşterilere yetişmek için oradan oraya koştuğunu görüyordum ama birazdan işten tamamiyle ayrılacağım için hiç yardım etme isteği gelmiyordu içimden. Zaten yardım etmeye kalktığımda daha çok zararım dokunuyordu. Kafam çok fazla dolu olduğu için ya bardak kırıyor ya da müşterilerin siparişlerini unutuyordum.

"Luhan?" dedi karşımda oturan Jongdae. "Sen gergin misin?"

Bir hızla salladığım dizime ve bir de kemirdiğim tırnağıma bakıp yaptığım şeyden vazgeçtim. "Hayır, değilim." diye mırıldandım kısık bir sesle. "Sadece korkuyorum sanırım biraz."

"Hangisinden?" diye sorduktan sonra arkasına yaslandı ve kollarını göğsünde birleştirdi. "Az sonra işten ayrılacak olmandan mı yoksa yarın..."

"Hayır, yarın ne olursa olsun o kampa gideceğim." dedim kararlı bir sesle. "Sadece... Bilmiyorum, başarısız olmaktan korkuyorum."

"Belki de gerçekten bir hiç uğuruna hayatını o kampta harcamamalısın." dedi Baekhyun. İşten vakit bulmuş olmalıydı ki sandalyenin kenarına oturdu ve daha yeni kestirdiğim saçlarımda dolaştırdı parmaklarını. "Askeri okuldan mezun olman, özel tim'e katılmanı gerektirmez. Hem sen bunu istemiyorsun bile. Sadece bir inat uğruna-"

"Ben oraya bir inat uğruna katılmıyorum." diye reddettim. Bu konu ne zaman açılırsa açılsın istemsizce bir korumaya geçiyordum. "Ne için katıldığımı biliyorum. Beni ikna etmeye çalışmayın. Fiziki yeterlilik sınavını geçtiğim andan beri geri dönüşü yok artık benim için."

"Luhan, beş yıl." dedi Jongdae, kollarını masanın üstüne yerleştirip bana eğildi. "Beş yıllık bir eğitimden bahsediyorsun. Fiziksel yeterlilik sınavında olan eğitimlerden bahsetmiyoruz farkında mısın? Şu an oraya gitmek için can atsan bile daha yarın kabul edilip edilmeyeceğin bile belli değil." Derin bir nefes aldı. "Diyelim edildin. İki yüz askerin arasından ilk on'a kalabilecek misin sahiden? Eğitimlerde beklenenden az bir performans gösterirsen ve seni elerlerse ne yapacaksın?"

Jongdae'nin söyledikleri doğruydu ancak ben zaten tğm bunları göze alarak katılacaktım o kamp'a.

"Ya sen pes edersen?" diye bambaşa bir ihtimali ele alan Baekhyun'a baktım. "Evet çok heveslisin ve gerçekten geçebileceğini düşünüyorsun ama ya sen pes edersen, Luhan. Şimdi olduğundan daha mı iyi olacaksın?"

"Başaracağıma neden inanmıyorsunuz?" diye sordum gözlerimi ikilinin üstünde dolaştırırken. Sorum üstüne onlar cevap veremeden çalıştığım yerin patronu içeriye girdiği için Baekhyun hemen gözden kayboldu.

"Luhan," dedi Bay Choi bana bakmadan. Üşüyen ellerini ısıtmaya çalışıyor ve kasaya ilerliyordu. "Filtre kahve istiyorum."

Arkasından ters ters baktım ve isteksiz bir şekilde ayağa kalktım sessizce. Ona doğru ilerlerken söyleyeceklerimi kafamda tartıyor, mantıksız bulduklarımı yine kendi kendime eliyordum. Yanından geçip mutfağa girdim, kahve makinesine kahve ekleyip beklemeye başladım.

Alt tarafı işten çıkacaktım, bu kadar derin düşünmeye gerek yoktu.

Makineden bardağa dökülen filtre kahveyi alıp karton bardağın ağzına bir kapak yerleştirdim ve tekrar Bay Choi'nin yanına döndüm. Gözleri dikkatle elindeki kağıtlarda dolaşıyordu. Kahve bardağını ona uzattığımda aldı ve yine yüzüme bile bakmadan kağıtları da alıp her zaman oturduğu masaya geçti.

Peşinden ilerledim. "Bay Choi, aslında sizinle bir şey konuşmam gerekiyor." diye konuştum kısık bir sesle.

"Şu an gerçekten çok meşgulüm." deyip başından savar gibi elini salladı. Hâlâ yüzüme bakmıyordu. "Daha sonra konuşalım... Hadi, burası çok kalabalık. Baekhyun'a yardım et."

Reason To Live / HunHanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin