Tehdit mehdit yok arkadaşlar siz zaten beklentilerimi karşılıyosunuz umarım yeni yılınız bu yıl gibi olmaz ve hepiniz sağlıklı huzurlu ve mutlu olursunuz.
Hepinize mutlu yıllar... :))))
Aşkonuz (yani ben) yorumlarınızı böyle okuyorum
(Oha bu kız türkmüş :ddddd xklxmdxlmxxl şkaaa hadi okuyun)
Bu zamana kadar en zorlandığım günlerden birisi buydu sanırım. Önce duş alabilmek için bir sürü kişiyi beklemiş, beş dakikada duş almaya çalışmıştım. Şimdi'de otomat'tan kola almaya çalışıyordum ama alabilecek gibi değildim.
"Herkese içeceğini verdin, bana gelince neden bozuluyorsun ki?" diye homurdandım kendi kendime. Onunla konuştuğumda kolamı vereceği düşüncesini aklıma Baekhyun yerleştirmişti ama vermiyordu. Etrafıma bakındım bu otomattan anlayan birileri olabilir umuduyla ama koridor bomboştu.
"Of, lütfen kolamı verir misin?" diye kendi kendime bir kez daha mırıldanıp elimi gelişi güzel düğmelerde dolaştırdım. Bu otomat parayla değil jetonla çalışıyordu ve günde sadece bir kez jeton alma hakkımız vardı. Az önce jetonumu bu otomat'a kaptırdığım için kendimi kötü hissediyordum.
Elimi makine'nin camında dolaştırdım ve ağlak bir nefes aldım.
"Yardım etmemi ister misin?"
Sehun'un ansızın yükselen sesiyle olduğum yerde irkildim ama bunu belli etmemek için bir çaba harcamıştım. Onu gördüm ve kalbim yerinden sıçradı. Kaçıp saklanmak istediğim varlığı o kadar çok karşımdaydı ki, yere bir kuyu açılsa hiç şüphesiz onun içine atlardım.
"Hayır." dedim varla yok arası bir sesle. "Teşekkür ederim ama ben hallederim."
Gitmek yerine karşıma geçip, benim uğraştığım otomatın kenarına omzunu yasladı. Elleri ceplerindeydi ve bir ayağını diğerinin çaprazına koyarak gözlerini yine yüzüme sabitledi. Saçmaydı belki ama onu her gördüğümde dudaklarım sızlıyordu. Ve eğer şu an üstümde bir hırka olmasaydı, tişörtümün üstünden bile kalbimin tenimi nasıl dalgalandırdığını görebilirdi.
"Biraz sonra ağlayacakmış gibi bakıyorsun otomat'a." diye mırıldandı ancak kolayı alabilmem için herhangi bir yardımda bulunmadı. Ağlamak istememin sebebi otomat değildi aslında, ki bunu anlamaması işime gelirdi.
Derin bir nefes aldığını duydum ben cevap vermediğimde. "İstersen tek bir hareketimle senin için o kolayı sana verebilirim." dedi ama uğraşmam hoşuna gidiyor gibiydi.
Hâlâ bakışlarının izlerini yüzümde hissederken ve gözlerimi otomatın camından ayırmazken, "Benim için bir şey yapmanıza gerek yok." diye mırıldandım. Mesafeli durmalıydım çünkü biri görebilir, yine dün olduğu gibi canımı sıkabilirdi. Aslında birisinin görme ihtimali hiç olmasa bile ben mesafeli durmalıydım.
"Neden şu an o kolayı alamayacağını kabullenip gitmiyorsun?" diye sordu bu kez.
Her an otomat'a tekme atabilecekmiş gibi hissettiğim için bir an sakin olmak için ellerimi otomatın camlarına yasladım, gözlerimi kapattım ve üç derin nefes aldım. Ardından ellerimi geriye çekip çok kısa bir an Sehun'la göz göze geldim. "Olması ihtimal şeyleri kabullenmekten hoşlanmam." dedim gözlerimi tekrar camın ardında sırayla dizilmiş olan içeceklere çevirirken. "Öneriniz için teşekkürler."
Kısık sesle güldüğünü duydum. "O kadar kibarsın ki, yapman gereken şey basit olsa da sen bunu aklına bile getirmiyorsun." dedi ve bir anda dizini otomatın metal kasasına geçirdi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Reason To Live / HunHan
Fanfic"Bir ayın var." dedi sonunda konuştuğunda. Duruşunda sadece kendinden emin bir ifade yoktu. Duruşunda saf bir güç vardı. "Kendini kanıtlaman için tam bir ayın var ve hazırlan. Elemeler sadece senin için değil, herkes için cehennem olacak. Eğer bu b...