Notu başa yazmam gerekiyormuş o yüzden bi daha yazacağım. Nr kadar yorum o kadar erken bölüm ve o kadar yeni kurgu. Hepinizi seviyorum öpüldünüz.
Siz de beni öpün *-*
Bir de ben telefondan yazıyorum ya o yüzden yazım yanlışı oluyor kusura bakmayın (zaten bakmıyonuz ama)
"Küçük adam bana kızgın mı?"
Karşımdaki sandalyenin çekildiğini duyunca bakışlarım yavaşça oraya döndü ve bu kişinin Bay Kim olduğunu gördüm. Elimdeki kahve bardağını bırakırken kaşlarım istemsizce havalanmış ve gülümsemiştim.
"Hayır." diye mırıldanıp karşımdaki sandalyeyi işaret ettim. "Otursana."
Bana göz kırpıp üstündeki ceketi çıkarttı ve yanındaki sandalyeye astıktan sonra çektiği sandalyeye oturdu. Ardından masaların arasında dolaşan garson'u çağırıp bir kahve siparişi verdi. Telefonu kapatıp masanın üstüne yaslarken üstünden yayılan hafif parfüm kokusunu solumuştum.
Garson yanımızdan ayrıldığında, "Tesadüf mü demeliyim?" dedim ufak bir gülümsemeyle.
"Aslında tamamen tesadüf." dedi ve derin bir nefes aldı. "Donghee'yle buluşacağız ama o eve geçti. Üstünü değiştirmesi gerekiyormuş... Sen ne yapıyorsun?"
"Az önce Baekhyun ve Jongdae vardı ama kalktılar. Ben de eve geçmeyi düşünüyordum."
Başını sallayıp ince telli saçlarının arasında dolaştırdı parmaklarını. "Aslında seninle konuşmak istediğim bir şey var." dedi ışıl ışıl gözlerini yüzümde dolaştırırken. Çekimser yaklaştığını görüyordum ve bu merakımı körüklediği için kollarımı masanın üstüne yasladım. "Ben sana şey sormak istiyordum. Şey..." Omuzlarını düşürdü. "Acaba Donghee'nin hayatına daha önce girmiş olan kişilerden bana biraz bahsedebilir misin?"
Sorduğu soru karşısında anlık olarak bir şaşkınlığa uğrarken, "Aslında bilmiyorum." dedim sessizce. "Yani biz onunla hiç bu konularda konuşmazdık. Hatta bildiğim kadarıyla hayatındaki ilk ilişkisi seninle... Neden sordun?"
Konuşup konuşmamak konusunda kararsızdı ama sanki benimle konuşmadan rahatlamayacakmış gibi görünüyordu. "Donghee psikolojik açıdan rahatlamam için yumruklayabileceğim bir kum torbası değil." dedi. "Ama sanki ben de bir aradığı varmış ve onu bulamadığı an gidecekmiş gibi hissettirdiği için ona tam anlamıyla kendimi açamıyorum. Şey... Sanırım güvensizlik problemim var."
Dudaklarıma ufak bir tebessüm kondu ama bu alayla oluşan bir şeydi. "Bu güvensizliğin temelini kimin attığını tahmin etmemi ister misin?" diye sordum.
Bir zamanlar onun Sehun'u sevdiğini o kadar kolay unutmuştum ki şimdi bir anda karşıma tekrar çıkması canımı sıkmıştı. Hatta bu durum onun da canını sıkmış gibiydi ama yine de bir şey söylemedi.
"Bundan Donghee'ye bahsettin mi? Yani bu şekilde hissettiğinden. Eminim benim sözlerimden çok onun söyledikleri daha önemli senin için."
"Evet öyle." dedi. "Yine de ona bundan bahsettiğim an onu kıracakmış gibi hissettiğim için hiçbir şey söyleyemiyorum. Ve ona hiçbir şey söyleyemediğim için kendimi daha çok geri çekiyorum."
"Ve senin kendini geri çekişin onun aklında soru işaretlerine neden oluyor?" diye tahmin yürüttüğümde kabullenir gibi bir nefes alıp başını salladı. Uzanıp masanın üstündeki elinin üstüne elimi yerleştirdim. "Onun hisleriyle ilgili sana bir şey söylemem doğru olmaz ama ben ilk kez birinin gözlerine bakarken gözlerinin böyle ışıldadığını gördüm."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Reason To Live / HunHan
Fanfic"Bir ayın var." dedi sonunda konuştuğunda. Duruşunda sadece kendinden emin bir ifade yoktu. Duruşunda saf bir güç vardı. "Kendini kanıtlaman için tam bir ayın var ve hazırlan. Elemeler sadece senin için değil, herkes için cehennem olacak. Eğer bu b...