BÖLÜM 20

425 53 236
                                    


Geçen bölüm yorum biraz azdı ama olsun ya sorun değil. Sizi çok seviyorum.

Paragraf aralarına yorum yapar mısınız ki acaba?

Umarım keyif alırsınız. Hepiniz öpüldünüz kocamaaaaan kocamaaaaan.

Artık ayakta dişlerimi sıkmadan ya da ayak parmağımı sehpanın köşesine çarpmışım gibi inlemeden yürüyebiliyordum. Bu acı çekmediğim anlamına gelmiyordu ama acının yavaşça bedenimi terk etmeye başladığını da hissedebiliyordum. Aslında ne kadar kalırsa kalsın, bedenim bir şekilde ona bağışıklık kazanırdı. Bay Kim ve Sehun tüm gün evi temizlemişlerdi ama ben kendimi son derece kirli hissediyordum.

Başımda trajik bir ağrı vardı, tümünü düşüncelere bağlıyordum çünkü bedenim hiç olmadığı kadar dinlenmek zorunda bırakılmıştı şu bir hafta içinde. Bu durumda ağrının tek kaynağı yaşadıklarımı düşünüp durmamdan kaynaklanıyordu.

Az önce tuvaletteki aynadan gördüğüm kadarıyla bok bile benden daha temizdi.

Bay Kim yukarıda ki banyoyu temizleyeceğini söylediği için ortalıkta yoktu. Sehun'da mutfağı temizleyip koltuğun üstüne uzanmıştı ve uyuyakalmıştı. Bazen geceleri ağrılarım artıyordu ve dün gece o gecelerden biri olduğu için hiç uyumamıştı neredeyse. Her an diken üstündeydi.

Koltuk değneği'ni aldıktan sonra yavaşça ayağa kalktım ve ağırlığımı yaralı olan bacağıma vermeden yürümeye çalıştım ama değneğin yerde bıraktığı sesler Sehun'u uyandırmıştı. "Saat kaç ya?" diye mırıldanıp kolunu gözlerine yaklaştırdı. Ardından başını bana çevirdi ve ayakta olduğumu görünce uzandığı koltukta doğruldu. "Sen niye ayaktasın?"

"Leş gibi olduğum için." dedim derin bir nefes alarak. "Saçlarımı ateşe tutarsak eğer üzerinde patates kızartabiliriz ve stajımı kasapta yapıyormuş gibi kokuyorum."

"Kendi kokuna alıştığını düşünmüştüm." dediğinde birden yanaklarıma ateş bastı.

"İğrenç koktuğum için mi dibimde yatıyorsun?"

"Sana iğrenç kokuyorsun demedim ki ben." diye mırıldandı, ensesini ovarken yüzünde haylaz bir tebessüm vardı. "Sadece en son böyle bir kokuyu, marketten et alıp tezgâhın üstünde bıraktığımda ve onu orada unutarak bir hafta sonra eve döndüğümde almıştım. Kanlı..."

"Yani iğrenç kokuyorum Sehun, tamam anladım." diye homurdandım ona elimi sallayarak. "Duş alacağım ben."

"Bu yaran için pek iyi bir fikir değil. Ben onu sık sık dezenfekte ediyorum ama yine de yapmamalısın." Ona meydan okur gibi baktığım anda, "Sakın," dedi işaret parmağını kaldırarak. "Karşı koymaya çalışma, şu an her zaman olduğunun on misli daha zayıfsın ve benim dediğim olacak."

"Hayır," dedim kendimden emin bir sesle. "Benim dediğim olacak çünkü ortalıkta bok emojisi gibi gezmek istemiyorum."

"Bu gözler yürüyen bir şeftali emojisi gördü, diğerleri pek koymaz." dedi ve koltuğu işaret etti. "Şimdi biraz uzanmaya ne dersin? Bir düşüneyim bakayım?" Düşünür gibi yaptı. "Hayır dersin, o halde oraya gelip zor kullanmam gerekiyor." Bana doğru yürümeye başladı. "Evet."

"Gel de sana kurşun yedim sol yanımdan yumruğu atayım." dedim elimi ona uzatıp birkaç adım gerilerken. "Bak, eğer duş almama izin vermezsen bütün gün Bay Kim'e sesinin harika olduğunu söyler, onu buna inandırırım."

"Bunu yapmazsın, onun yerine bütün gün yaranı parmaklayıp ağlamayı seçersin."

"Sizi duyuyorum!" diye seslendi Bay Kim yukarıdan.

Reason To Live / HunHanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin