Selamm biraz daha soft bir bölüm oldu. Umarım güzel olmuştur. İyi okumalarr 💜🧡💙
Felix ve Changbin'i balayıları için uğurladıktan sonra herkes evlerine dağılmıştı. Seungmin ve Chan yorgun oldukları için üzerlerini değiştirdikten sonra yatağa geçtiler. Chan yastığa başını koyar koymaz uyumuştu. Seungmin kolayca uyuyabildiği için mutluydu. Biraz onu izledi. Hafif aralık ağzı, düzenli kalkan göğsü, yastığa dağılmış sarı saçlarıyla çok güzeldi. Bu dünya için fazla güzeldi. Nedense duygusallaşmıştı. Gözünden bir damla yaş düştü. Hamilelik hormonları gerçekten duygularını alt üst etmişti.
Sonunda o da uyumaya karar vermişti ki aklına gelen şeyle gözleri açıldı. Chan'ı uyandırmalıydı ama uyusun da istiyordu. Sonunda pes etti ve onu hafifçe dürttü. Zaten uykusu hafif olduğu için gözlerini hemen aralamıştı.
C: İyi misin, neden uyumadın ?
S: Ben uyuyacaktım ama şey sonra ııı kızımızın canı şey çekti.
C: Ne çekti ?
S: Dondurma ama sabaha kadar bekleyebilirim. Seni uyandırmamalıydım özür dilerim.
C: Hayır, özür dilemene gerek yok bebeğim. Aşerebilirsin bu normal bir şey. Ben alıp geleceğim hemen sen biraz bekle tamam mı ?
S: Ama saat çok geç oldu.
C: Bebeğimiz ve senin için istediğiniz her şeyi her zaman yaparım. Olabildiğince çabuk geleceğim, korkmazsın değil mi, korkarsan çocuklardan birini arayabiliriz.
Seungmin kafasını hayır anlamında salladı.
S: Ben de gelsem olmaz mı ?
C: Ama hava soğuk üşürsün.
S: Lütfen
C: Seni kıramayacağımı biliyorsun. Tamam, hadi hazırlan.
Seungmin'in gözleri parlamıştı. Yataktan kalkıp üzerine kalın bir eşofman ve kazak geçirdi. Chan ona kaban giydirdikten sonra atkı, bere ve eldiven taktı.
S: Chan boğuluyorum.
C: Ama üşüme diye yapıyorum.
S: Arabayla gideceğiz zaten aşkım bu kadara gerek yok.
C: Peki, eldivenleri çıkarabilirsin.
Seungmin gözlerini devirirken Chan güldü. Evden çıktılar, hava gerçekten soğuktu.
C: Nereye gitmek istersin ?
S: Bu saatte açık dondurmacı var mıdır ?
Seungmin bir yandan telefonundan açık olan yerlere baktı.
S: Bir tane var ama uzakta biraz.
C: Önemli değil, gidebiliriz.
Seungmin heyecanla ellerini birbirine vurdu. Her hareketi Chan'ın kalbini ısıtıyordu. Seungmin uzanıp radyoyu açtı, I.L.Y. çalıyordu. İkisi birlikte şarkıya eşlik ettiler. Böyle birkaç şarkı daha söylediler. Yaklaşık 20 dakikalık bir araba yolculuğu sonucunda dondurmacıya varmışlardı. Seungmin heyecanla arabadan indi. Dondurma alacak minik bir bebek gibiydi.
Buradaki hava daha ılıktı bu yüzden biraz burada oturmaya karar verdiler. Dondurmalarını aldıktan sonra küçük bir göle bakan banka oturdular.
S: Bir dondurma için gecenin bu saatinde buraya geldiğine inanamıyorum.
C: Sadece bir dondurma için gelmedik ki kızımız ve sen istediğin için geldik.
S: Seni çok seviyorum, iyi ki varsın.
C: Ben de seni çok seviyorum. Neden ağlıyorsun ?
S: Bilmiyorum bu aralar çok duygusallaştım. Her şeye ağlayan koca bir bebek oldum, özür dilerim.
C: Bunlar için özür dilemene gerek yok minnie. Ağlayabilirsin, aşerebilirsin, beni uyandırabilirsin çekinmene ya da bunlar için üzgün olmana gerek yok. Ben bunları yapmayacaksam neden evlendik, şu an sana kızmıyorum amacım seni üzmek asla değil aksine bunların normal olduğunu anlatmaya çalışıyorum bebeğim.
Seungmin gözyaşlarını tutmaya çalışsa da başarılı olamadı. Chan onu kollarının arasına aldı.
C: İstediğin kadar ağlayabilirsin. Ağladığında gözyaşlarını silmek için daima burada olacağım. Her seferinde kafanı göğsüme yaslayacağım çünkü kalp atış sesi seni sakinleştirir biliyorum.
S: Seni hak edecek ne yaptım ben ?
C: Yani büyük bir şey olmalı ki kapmışsın benim gibi yakışıklıyı.
Seungmin bununla kıkırdarken Chan sonsuza dek böyle kalmayı diledi. Gözlerini kendi gökyüzünden diğer gökyüzüne çevirdiğinde yıldızları gördü. Evren gerçekten onlara mesaj veriyordu. Eli istemsizce Seungmin'in artık iyice belli olan karnına gitti. Hissettiği hareketlilik onun da gözlerini doldurmuştu. Seungmin de elini onunkinin üzerine koyunca minik kızları varlığını hissettirmek ister gibi küçük bir tekme atmıştı.
İkilinin parlayan gözleri buluştu ve aynı anda yaptıkları küçük bir hamleyle dudakları birleşti. O anda bir yıldız kaydı üstlerinden. İkisi de bunu görmese de içlerinden geçen şey aynıydı.
Hep benimle kal
