"Lale Teyze biz bunların hepsini zaten biliyoruz. Kaç kere tekrarladınız. Anladık artık" dedi Ayla iç çekerek.
Geçtikleri iki haftadan beri resmen bu söylediğini 100 kez tekrarlamıştı.
"Tamam, o zaman hazırsanız başlıyorum" dedi Lale Hanım herkesten son bir onay aldıktan sonra büyüyü yapmaya başlayarak.
Çocukların etrafını beyaz bir sis sarmıştı. Bu sisin dağılmasıyla onlarında ortadan kaybolması bir olmuştu.
Bir müddet öylece oldukları yerde kaldılar ve bulundukları yeri incelediler.
Çevrelerindeki ağaçlar sanki hiç değişmemiş gibiydi.
"Geldik mi?" diye sordu Burcu merakla.
"Sanırım" dedi Ayla biraz tereddütle.
"Desene bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" dedi Koray garip bir gülümsemeyle.
"Aynen, gazamız mübarek olsun kardeşim!" diyerek Erol'da Koray'ın sırtına vurdu.
Onların bu halleri herkesi güldürmeye başarmıştı.
"Hadi, o zaman daha fazla vakit kaybetmeden yola koyulalım" dedi Ela ve önden yürümeye başlayarak.
Böylece ormanın içinde yürümeye başlamışlardı. Birden:
"Sizce de burası fazla sessiz değil mi?" diye sordu Ayla endişeyle.
"Evet" dedi Koray durumun tuhaf olduğunu kabullenerek.
Daha önce burada, bu ormanda çok fazla vakit geçirmişti. Sonuçta burası onun doğal yaşam alanıydı.
"İçimde tuhaf bir his var. Elimizi çabuk tutup buradan gitsek iyi olur" dedi Burcu adımlarını hızlandırarak.
Ona bir süre sonra sanki oldukları yerde daire çiziyorlamış gibi gelmeye başlamıştı. Bu yüzden de:
"Biz gelirken bu yoldan geçmiş miydik?" diye sordu korkuyla.
"Geçtiysekte şahsen ben hatırlamıyorum" dedi Erol iç çekerek.
Erol ve Koray birçok açıdan birbirine benziyordu. Bunda ikiz olmaları büyük bir etkendi. Fakat çift yumurta ikizleri oldukları için dış görünüşlerinde ufak tefek bazı değişiklikler vardı.
Mesela ikisi de kahverengi saçlı olmasına rağmen Erol nasıl olduysa yeşil gözlü ve Koray'dan bi tık daha uzundu. Koray ise ondan daha yapılı ve kahverengi gözlüydü.
10 dakika boyuncu yürümeye devam ettiler.
"Benden bu kadar. Azıcık şurada oturalım" dedi Ayla birden olduğu yerde durup bir ağacına gölgesine sığınarak.
Ötekiler de ona katıldılar.
Ayla aralarında en küçükleriydi. Daha bir ay önce 18 yaşına basmıştı. Ailesi onun bu doğum gününü ne kadar hiç bir şey yokmuş gibi normal olarak kutlasada yüzlerinden hepsinin kendi kendine sakladıkları bir hüzün olduğu belliydi. Çünkü zaman gelmişti artık. Yolculuk için her şey tamamdı.
"Ela Abla, parmağındaki o yüzükte ne? İlk defa görüyorum" dedi Burcu merakla.
"Bu mu? Gelmeden önce babam verdi. Her ihtimale karşı yanımda bulundurmamı istedi" dedi Ela yüzünü çıkarıp ona uzatırken.
"Üzerindeki deseni sanki daha önce bir yerde görmüştüm" dedi Burcu yüzüğü ona geri uzatarak.
"Görmüştürsün çünkü o Gloksinya Çiçeği'nin küçük bir figürü" dedi Ela gülümseyerek.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Operasyon Mimoza (DEVAM EDİYOR...)
FantasíaEfsane kaldığı yerden devam ediyor... Bu defa üç kız değiliz! Sadece üç ayrı hayat söz konusu da değil. Zaman geçmişte kilitlendi. Macera bitmedi. Kaldığı yerden de değil, en başından yeniden başlıyor. Ve savaş şimdi daha kalabalık. Ailelerinin kad...
