"Koray, burada hiçbir şey yok. Hadi zaman kaybetmeden kafeye gidip bakalım" dedi Ela oflayarak.
Koray ve o birlikte parkta kaybolan piyango biletini bulmaya çalıyorlardı.
"Hala aklım almıyor. Nasıl böyle bir şey yapabilir?" diye sordu Koray ise. Henüz öfkesi geçmemişti. Kardeşinin böyle bir şey yapmış olabileceğine inanmak istemiyordu.
"Erol'u bilmiyorsun sanki. Aklına koyduğunu yapar. Eminim buraya gelmeden önce böyle bir şey yapmayı aklına koymuştur" dedi Ela düşünceli bir şekilde.
"Haklısın" dedi Koray ve ekledi:
"Hadi gidelim"
Yarım saat sonra birlikte kafeye giriş yapmışlardı.
"Neyseki Nalan Hanım ortalıklarda görünmüyor. Eğer burada olsaydı. Ona ne derdim bilmiyorum" dedi Koray derin bir nefes alarak.
"Bence o kadar çabuk sevinme. Bak! Evren Amca burada. Gözlerindeki bakışa bakılırsa da hiçte iyi bir gününde değilmiş gibi" dedi Ela iç çekerek.
"Bence işimizi riske atmayalım. Ben bir gidip selam vereyim ve bileti aramak için bir yalan uydurayım. Sende bu sırada burada bekle" dedi Koray gitmeye yeltenerek.
"Dikkatli ol! Biliyorsun o insanların duygularını sezebiliyor. Yalan söylediğini şıp diye anlayabilir" dedi Ela kolunu tutarak.
Koray bi tutuğu koluna birde Ela'ya bakarak:
"Sağ ol ya. İçimi rahatlattın"
"Hiç önemli değil" dedi Ela ise onu hiç takmayarak.
Koray kalbinin hızlı çarpmasına kulak asmamaya çalışarak Evren'e yaklaştı. Tahminlerinin aksine Evren ne yalan söylediğini ne de garip bir durum olduğunu fark etmiş, öylesine kafeyi araştırmasına izin vermişti.
Evren'nin bugün cidden canı sıkkındı. Ailesi ile arasında ufak çaplı bir tartışma geçmiş ve bunun sonucunda da evden o sinirle çıkıp buraya gelmişti.
Koray, derin bir nefes aldıktan sonra ona neler olup bittiğini sormamak için kendini zor tutarak piyango biletini aramaya başladı.
Ela'da bu sırada fazla dikkat çekmemek için kafedeki boş masalardan birine oturarak sanki bir müşteriymiş gibi kendine bol köpüklü bir Türk kahvesi sipariş etmişti.
Kahvesinin yarısına doğru Koray yüzünden düşen bir parça şekilde yanına gelmiş ve:
"Afiyet olsun!" diyerek öfkeyle karşındaki sandalyeye oturmuştu.
"Teşekkür ederim de. Biraz sakin olsan. Sen böyle yapınca sanki bilet birden ortaya çıkacak" dedi Ela kahvesini içmeye devam ederek.
"Bana diyene bak! Sen niye bu kadar sakinsin? Böyle yaparak mı bulacağız o saçma sapan bileti?" diye sordu Koray iğneli bir şekilde.
"Ben sakin kafayla daha iyi düşünüyorum. Sen böyle yaparak beni daha fazla strese sokuyorsun ve doğru düzgün düşünmemi engelliyorsun" dedi Ela kızgınlıkla.
"Üzgünüm. Ben senin kadar sakin kalamıyorum. Düşündükçe deli oluyorum. Erol'u kaç kere uyardım kaç kere. Dikkatli ol! Geçmişte hiçbir şeyi değiştirecek bir şey yapma diye. Fakat Erol bu işte, başını derde sokmadan duramıyor" dedi Koray, kardeşine sitem ederek.
"Ne demişler? İnsan 7'sinde neyse 70'indede odur. Erol, hep böyleydi. Küçüklüğünden beri başını belaya sokmadan duramıyor" dedi Ela mantıklı olmaya çalışarak.
Birden ortam garip bir şekilde sessizleşti. Ve:
"Aslında hep böyle değildi. Eskiden bu kadar başını derde sokmazdı" dedi Koray iç çekerek.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Operasyon Mimoza (DEVAM EDİYOR...)
FantasiEfsane kaldığı yerden devam ediyor... Bu defa üç kız değiliz! Sadece üç ayrı hayat söz konusu da değil. Zaman geçmişte kilitlendi. Macera bitmedi. Kaldığı yerden de değil, en başından yeniden başlıyor. Ve savaş şimdi daha kalabalık. Ailelerinin kad...
