Burcu kasayı hızla kapattı. Elindeki az önce fotoğrafını çektiği dosyayı son anda fark etti. Böylece saniyeler içinde karar vererek onu kitaplıktaki bir kitabın arkasına soktu. Fakat artık çok geçti ayak sesleri çok yakından geliyordu.
Kapı açılmadan hemen önce Erol ile birbirlerine baktılar. Ne yapacaklardı?
"Çabuk!" dedi Burcu onu kendini takip etmesini işaret ederek.
Toplantı masasının arkasında terasa açılan bir kapı vardı.
Burcu ve Erol odanın kapısı açılmadan saniyeler önce terasın kapısını açıp ortadan kaybolabilmiştiler.
Neyseki içeriden dışarısı görünmüyordu. Bu nedenle Burcu biraz da olsa kalp atışlarını dizginlemek için derin bir nefes aldı. Buranın bu kadar yüksek olduğunu unutmuştu.
Aşağı bakmamaya çalışıyordu ama nedense gözü sürekli istemsiz bir şekilde oraya doğru kayıyordu.
Bir anlık keşke arabada Ayla yerine ben kalsaydım diye düşündü.
"Gelenlerin kim olduğunu biliyor musun?" diye sordu Erol, kısık bir sesle ona.
Burcu ise ona başını olumsuz anlamda sallayarak cevap vermiş ve yeniden derin bir nefes almıştı. Gittikçe gerçekten kendini daha da kötü hissediyordu.
"Bu adamlar da yani, tam gelecek zamanı buldu. Birkaç dakika daha geç gelseler olmuyor muydu?" diye sordu Erol sinirle ve ekledi:
"Bu arada hani pazar günleri şirkette kimse olmazdı?"
"Ah! Bi bilsem. Bende anlayamadım. Zaten dedemden başka bu odaya giren sayılı kişi var. Onlarda bunlardan biri değiller" dedi Burcu tüm dikkatini ona vermeye çalışarak. Çünkü eğer bir saniye daha aşağı bakarsa şuracıkta bayılacaktı.
"Sizce de garip değil mi? Odanın kapısının açık olmasına hiçbir tepki göstermediler" dedi Ayla kulaklıktan doğru.
Bir saniye geçti geçmedi:
"Haklısın. Sanki bunu daha önceden planlanmışlar gibi" dedi Erol'da ona katılarak. Ve sonra aynı anda:
"Biriyle buluşacaklar" dediler.
"Ne konuştuklarını duyabiliyor musunuz?" diye sordu Ayla hemen heyecanla. Gelenler kimse belki Burak'ı bulmalarında onlara yardım edebilirlerdi.
"Çok az" dedi Erol kulağını kapıya daha da yaklaştırarak.
"Burcu, peki sen?" diye sordu bu sefer de Ayla merakla. Onun için bu sıralar Burak diyince aklan sular duruyordu. Sürekli kendi kendine geçmişte bir şeyleri bozmadan onu kurtarma planları yapıyordu.
"Ne, ben?" diye sordu Burcu birden kendine gelerek. Onların konuştuğu bu süre boyunca gözlerini kapatmış ve başka bir şeyler düşünmeye çalışmıştı.
"Bizi dinlemiyor muydun?" diye sorarken Erol, Burcu'nun yüzündeki ifadeyi fark etmiş ve:
"Sen iyi misin? Yüzün bembeyaz olmuş" demişti.
"İyi demek ne ki? Süperimmm" dedi Burcu sesi titreyerek.
"Dur bi bakayım!" dedi ve Erol onun elini tuttu.
Bir saniye sonra:
"Ellerinde buz kesmiş. Gerçekten neler oluyor?" diye sordu Erol endişeyle. Fakat Burcu ona cevap vermeden bazı ayak seslerin yine onlara doğru yaklaştığını duydu.
Erol'da böylece ani bir dürtüyle tuttuğu elini bırakmayarak yan taraflarında duran ve muhtemelen çatıya çıkan bir merdivene doğru onu çekiştirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Operasyon Mimoza (DEVAM EDİYOR...)
FantasyEfsane kaldığı yerden devam ediyor... Bu defa üç kız değiliz! Sadece üç ayrı hayat söz konusu da değil. Zaman geçmişte kilitlendi. Macera bitmedi. Kaldığı yerden de değil, en başından yeniden başlıyor. Ve savaş şimdi daha kalabalık. Ailelerinin kad...
