XVIII. (KARANLIK)

113 9 1
                                        

"Bende o yüzden diyeceğim ya zatennn..." derken birden Ela kendini bi boşlukta buldu.

Bir karanlığa doğru düşüyordu.

"Ela! Ela, iyi misin?" diye sordu Koray korkuyla ama Ela'nın ona cevap verebilecek bir hali yoktu. Ayağında ani bir acı hissetmişti. Düşerken aynı zamanda başını da çarpmış olmalıydı ki başında da hafif bir sızı vardı.

"Hey Allah'ım buraya bir kapak ya da ne bileyim uyarı manasında bir işaret filan koyamazlar mıydı?" diye sordu Koray yine endişeyle.

Ela etrafındaki karanlığa ve vücudundaki acıları alıştıktan bir müddet sonra olanlara idrak edebilmişti. Sohbete daldığı için yürürken fark etmeden bir kuyuya düşmüştü.

"Koray! Ne yapıp edip beni hemen buradan çıkar. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum" dedi ve derin bir nefes alarak yukarıya doğru baktı.

Koray'ın yüzünü görmeyi ümit ediyordu fakat hesap etmediği bir şey vardı. Kuyunun derinliği gerçekten de çok fazlaydı. Bu nedenle açıklıktan sadece küçük bir ışık birikintisi aşağı süzülüyordu.

"Bekle! Hemen yardım getireceğim" dedi Koray. Sesi çok tedirgin çıkmıştı.

"Tamam, çabuk ol!" dedi Ela başını onaylayan bir şekilde sallayarak.

Koray'ın ayak seslerinin uzaklaştığını duyunca ayağını hareket ettirmeye çalışmıştı ama bir türlü başaramamıştı. Çok acıyordu. Yoksa kırılmış mıydı?

Ah! Ne vardı ki yürürken önüne daha düzgün baksaydı? Başına böyle bir şey gelmezdi.

Karanlıktan hiç hoşlanmazdı. Uyurken bile başucu lambasını hep açık bırakırdı. Bunun sebebi her karanlık olduğunda değişik değişik sesler duymasıydı. Bu belki birazda yeteneğinden kaynaklanıyor olabilirdi ama geceleri ışıksız uyuyamıyordu.

Aslında karanlık korkusu tam olarak ne zaman başlamıştı bilmiyordu. Kendini bildi bileli bu korkusu vardı. Ne kadar onu yenmek için terapiye filan gitse de bir türlü kurtulmayı başaramamıştı.

Koray bu sırada henüz birkaç adım gitmişti ki sakinleşmeye ve sağlıklı düşünmeye çalışmak için bir an olduğu yerde durdu ve gözlerini kapattı.

Çok fazla uzaklaşmadıkları için ilk önce Selma Hanım'lardan yardım istemeyi düşündü ama birkaç dakika sonra bu fikrinden vazgeçti. Eğer onlara haber verirse bundan sonra iş içinden çıkılmaz bir hal alacaktı. Çünkü büyük ihtimalle onlar itfaiyeyi ve ambulansı arayacaklardı. Gerçi bunları onunda araması gerekiyordu ama yapamazdı. Onlara burada yaşadıkları müddetçe verebilecek ne bir isimleri ne de kimlikleri vardı. Fakat bir şekilde Ela'yı oradan çıkarması gerekiyordu ama nasıl?

Cebinden telefonunu çıkardı. Rehberinde arayıp yardım isteyebileceği Ela'dan başka sadece dört kişinin numarası vardı. Bunların üçü; kardeşi ve kardeşi gibi gördüğü arkadaşlarıydı. Halbuki onlarında şimdi ne halde olduğunu bilmiyordu.

Birkaç saat önce farklı görevler için iki gruba ayrılmışlardı. Şimdi onları arayıp yardım istese bile buraya gelmeleri çok uzun sürerdi. Böylece yardım isteyebileceği son kişiyi yani Neslişah Hanım'ı aramaya karar verdi. Çok fazla zaman geçmeden:

"Alo!" dedi Neslişah Hanım merakla telefona cevap vererek.

"Neslişah Teyze. Benim Koray. Şimdi size bir şey söyleyeceğim ama sakin olun olur mu?" sesini kontrol etmeye çalışmıştı. Sonuçta şu an yardıma ihtiyacı olan her ne kadar daha doğmamış olsa da onun öz kızıydı.

"Beni endişelendiriyorsun. Kötü bir şey mi oldu yoksa?" diye sordu ama Neslişah Hanım ise korkuyla. Bir saniyede aklından farklı farklı senaryolar geçmişti. Hepsi de birbirinden beterdi.

Operasyon Mimoza (DEVAM EDİYOR...)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin