─「 The Champion: ATLANTIS 」─
― ― ― ― ―
♪ # Seafret, Atlantis
― ― ― ― ―
「 Önsöz 」
Bizim Atlantis'imiz
― ― ― ― ―
Seni bulabilmek için defalarca okyanuslar aştım.
― ― ― ― ―
Ağustos 2002
Malibu, Amerika
― ― ―
Üzerindeki örtüyü savurup gözlerini ovuşturarak yataktan kalktı küçük beden. Zihni, saatin sabaha karşı dört olmasına aldırmadan, cayır cayır çalışıyordu. Büyük, mavi gözleri kocaman açıktı, kesik kesik nefesler alırken sessizliğini bozmamaya dikkat ederek yatak odasının kapısına ilerledi. Gördüğü kabusun etkisinden kafasını iki yana sallayarak kurtulmaya çalıştıysa da nafileydi. Babasının laboratuvarına götürüyordu ayakları küçük Astrea'yı.
Etraftaki eşyaların yerini bilmiyor olmasına rağmen elini attığı yerden çıkacak malzemeyi tahmin edebiliyordu. Babasının düşünme tarzına ve eşyalarını düzenleme, daha doğrusu düzenlememe metoduna aşinaydı.
"Jarvis, ışıkları %57 oranında açar mısın?"
"Bu saatte uyuyor olmanız gerekirdi Bayan Stark," dedi Jarvis ışıkları istenen oranda açarken. Astrea ona bir tepki vermedi, Jarvis de üstelemedi.
Küçük kız yatmaya götürülmeden önce uğraştığı parçalanmış devrenin başına tekrar oturdu. Zihnini sakinleştirmeye ihtiyacı vardı yoksa gördüğü kabusun etkisinden günlerce kurtulamazdı. Gözlerini ovuşturdu tekrar, ardından masanın sol tarafına elini uzatıp küçük ve uğurlu tornavidasını tornavidasını buldu. Bu tornavidayı Tony beş yaşına girdiğinde Astrea'ya hediye etmişti ve kızı o zamandan beri metal parçasını yanından ayırmıyordu.
Astrea kendi kendine konuşarak, bir yandan da ayaklarıyla bir şarkının ritmini tutarak babasının kendisi için parçaladığı motoru birleştirmeye devam etti. Küçük kız zihninin sakinleştiğini ve bir ip yumağına dönen düşüncelerinin çözülerek sıraya girdiğini hissedebiliyordu.
Tony Stark, kırk dakika sonra elini yatağın boş tarafına attığında, kızının yatakta olmadığını fark ederek uyandı.
Aklına gelen türlü türlü ihtimali hesaplarken hızla yataktan kalktı ve ayaklarının onu götürdüğü yere, yani laboratuvarına gitti. Loş ışıkların altında elindeki tornavidayla motor birleştiren Astrea'yı gördüğü anda normal atımına tur bindiren kalbi sakinleşmeyi başararak Tony'yi bir kalp krizi eşiğinden hızlıca uzaklaştırdı.
"Hey, bu saatte ayakta olmamalısın seni küçük sahtekar." Babasının sesine tepki vermedi küçük kız, Tony ona yaklaştı ve göz teması kurmak için kızının yüzüne dikti kahverengi bakışlarını. "Ne oldu bir tanem? Kabus mu gördün?"
Küçük Stark başını salladı. Gözlerini motoruna çevirdi. "Kötü bir taneydi."
"Anlıyorum," deyip kızının elindeki tornavidaya uzattı elini ve dikkatini çekebilmek için metal parçasını kenara bırakıp küçük eli kavradı. "Neden geri uyumadın, korktun mu? Beni de uyandırabilirdin hatta uyandırmalıydın, neden uyandırmadın?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATLANTIS
Fiksi PenggemarKaranlık ve aydınlık birbirine hizmet eder, birlikte var olur. Bu yüzden aydınlık yok olduğunda beraberinde karanlık da yok olur, tıpkı karanlık yok olduğunda beraberinde aydınlığın da yok olacağı gibi. O, titanyumdu. İçinde aydınlığın da karanlığın...
