─「 The Champion: ATLANTIS 」─
― ― ― ― ―
♪ # Blackbriar, Mortal Remains
― ― ― ― ―
「 XV 」
Kalbin Nerelerde?
― ― ― ― ―
Nisan 2015
Manhattan, New York
― ― ―
"Ne söylediğimi biliyorum Bruce," diyen Tony Stark'ın sesi hoparlörlerden çıkıp Bruce Banner'ın kulaklarına ulaşırken bilim insanı gözlerini kıstı gelecek cümlenin merakıyla. "Acil bir işim çıktı, bırakamazdım."
"Acil ya da değil, tüm işlerini Pepper'a yıktığın için geçen haftalarda ettiğiniz kavgayla ve senin her detayı bana üç saat boyunca anlatmış olduğun gerçeğiyle ne yapmamı istersin?"
Cevap karşı taraftan hızlıca geldi. "Bu, Pepper'a yıkamayacağım bir işti."
Bruce kaşlarını kaldırdı. "Astrea ile ilgili mi?"
İçinden bir küfür daha savurdu Tony. Bu küfrün sebebi, telefonda Bruce Banner'ın adını görünce ettiği küfrün sebebiyle aynıydı. Karşısındaki adam oldukça zekiydi ve çevresini analiz etmek konusunda da yetenekliydi, yalan söylemenin bir faydası olmayacaktı. Tony başını salladı.
"Sanırım düşüş onu oldukça etkiledi." Bruce gözlüklerini çıkarıp kenara koyarken laboratuvarındaki sandalyelerden birine yerleşti ve Tony'den cevap bekledi. Tony bilmediğini anlatır gibi bir yüz ifadesi sergiledi. "Sorunun ne olduğundan pek emin değilim, belki sadece ataklarından biridir."
"Bir aydan uzun süredir ortalarda görünmemesini açıklar," dedi Bruce hafifçe tebessüm ederek. "Yapabileceğim herhangi bir şey var mı?"
"Diana'nın tedavisine el atabilirsen sevinecektir," diye yanıtladı Tony. "Her şeyi tüm ayrıntılarla dosyala. Diana'nın işlediği suçlardan dolayı bir mahkeme elbette görülecek ve her aşamanın dikkatle kaydedilmiş olması işimize yarar."
"Elbette, elimden geleni yaparım."
"Ayrıca bu durumu gizli tutabilirsek toparlandığında hayatı bana zindan etmeyi amaç edinmez ve bu hepimiz için iyi olur çünkü benim hayatım zindan olursa ben de çevreme her şeyi zehir etmek durumunda kalırım."
Bruce gülümsedi. "Bilmez miyim?"
Tony ona teşekkür ettikten sonra aramayı sonlandırdı, Bruce ise kahve almak üzere laboratuvardan çıkıp ortak alandaki mutfağa ilerledi. Saat sabahın erken saatleriydi, mutfakta sporu yeni bitirdiğini gösteren kıyafetleriyle dolaptan bir şeyler almakta olan Natasha Romanoff'u gören Bruce kadına gülümsedi. "Günaydın, her zamanki gibi erkencisin."
"Senin kadar değilim," diye yanıtladı Natasha. "Sahi, kaçta kalktın?"
Bruce kahvesini alırken her şeyin normal olduğunu göstermeye çalışan bir tavırla gülümsedi. "Sabah dokuz buçuk."
Natasha'nın yüzü şaşkınlıkla kasıldı. "Dün kalktığın saat bu." Bruce, sanırım öyle der gibi omuz silkince Natasha ona inanamadığını anlatan bakışlarını yöneltti. "Ciddi olamazsın. Ben de seni aklı başında bir adam sanırdım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATLANTIS
FanfictionKaranlık ve aydınlık birbirine hizmet eder, birlikte var olur. Bu yüzden aydınlık yok olduğunda beraberinde karanlık da yok olur, tıpkı karanlık yok olduğunda beraberinde aydınlığın da yok olacağı gibi. O, titanyumdu. İçinde aydınlığın da karanlığın...
