─「 The Champion: ATLANTIS 」─
― ― ― ― ―
♪ # Imminence, Infectious
― ― ― ― ―
「 XXX 」
Evrenin İntikamı
― ― ― ― ―
Mayıs 2016
Boston, Massachusetts
― ― ―
Hayatında aldığı ilk yenilgi, bu kadar pahalıya patlamamalıydı.
Astrea Maren Stark bir dahiydi. Yirmi iki yıllık hayatı boyunca elini attığı her şeyde üstün başarı göstermeyi beceren bir dahiydi. Sıradan değildi, normal değildi, zekiydi, üstündü.
Bazı insanlar mutlu olmak için değil, yüce olmak için doğarlardı. Ve Astrea Stark, o insanlardan biriydi.
Nihayet onca gürültü ve patırtıdan sonra rahat bulan Astrea ise Kida'yı hiç kimsenin, tam anlamıyla hiç kimsenin, kendisini rahatsız etmemesi için tembihledikten sonra bin bir türlü sahtekarlıkla eline geçirdiği kırmızı reçete uyku ilacını içmiş, uykusunu daha da sağlamlaştırmak için sıcak bir duş almış ve yatağına yatmıştı.
En azından öyle sanıyordu.
Gözleri bir anda açıldığında boynundaki acıyı hissetti, yastığı böyle bir ağrıya sebep olmuş olamazdı. Boynuna masaj yapıp gevşetmeye çalışsa da işe yaramadı, örtüyü üzerinden savurdu ve çıplak ayakları zemine bastı. Başını kaldırıp etrafa bakındığında olması gereken yerde yani yattığı yatağında uyanmadığını fark etti, nerede olduğunu çözmesi ise bir salisesini almıştı.
Wight Adası'ndaki evlerindeydi.
Açık kapılardan Manş Denizi'ni içeri davet eden geniş ve ferah malikane Astrea'nın en kötü anılarına ve çocukluğunun bir kısmına ev sahipliği yapıyordu. Yattığı çift kişilik yatağın solunda kalan balkon kapılarına uzandı, kapıyı açıp balkona çıktığında denize bakan uçurum karşıladı onu. Çocukluğunun en zor kısmı bu uçuruma bakıp zihninde olup bitenleri anlamaya çalışarak geçmişti.
Üzerinden yıllar, yıllar geçmişti ama hâlâ başaramamıştı zihninde olup bitenleri anlamayı. İlk başarısızlığı, hatta tek başarısızlığı buydu.
Balkondan çıkıp giriş kata giden merdivenlere yöneldi ve alt kata indi, koltukta oturup kitap okuyan küçük bir kızla karşılaştı. Kendisiyle, kendi küçüklüğüyle. Küçük Astrea gözlerini kitabından kaldırmadı. "Buraya ait değilsin sen."
Astrea gözlerini yuvarladı. "Senim ben."
Başını iki yana salladı küçük olan. "Hayır değilsin. Ben bir insanım, senin ne olduğun belli bile değil, sen..."
"Bütün mesele bilmek mi yani?" dedi. "Bilmediğim zaman insandım, bildiğim zaman ise artık ne olduğum belli değil mi?"
"Böyle hissetmiyor musun?" diye karşılık verdi küçük Astrea. Büyük olan ise başını iki yana salladı. "Ben hissetmem, unuttun mu?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ATLANTIS
FanfictionKaranlık ve aydınlık birbirine hizmet eder, birlikte var olur. Bu yüzden aydınlık yok olduğunda beraberinde karanlık da yok olur, tıpkı karanlık yok olduğunda beraberinde aydınlığın da yok olacağı gibi. O, titanyumdu. İçinde aydınlığın da karanlığın...
