|1|

1.2K 63 122
                                        

Araba yağmur birikintilerini sıçratarak ilerledi. Direksiyonun başındaki adam, hatalı dönüş yapan aracın sahibine ölümcül bakışlarını yollayarak yola devam etti.

Silgeçlerin bir o yana bir bu yana hateketi başını ağrıtmaya başlarken kime olduğu belirsiz bir küfür savurdu. Evine geleli bir hafta anca olmuştu ve şimdi okuldaki işi yetmiyormuş gibi bakıcılık yapacaktı. Müdür her yıl tatiline ya da nadir bulunan boş zamanına dadanmayı başarıyordu.

"Severus okulun bu iksire ihtiyacı var."

"Severus şuna bir bakıver oğlum."

"Severus, Harry'nin kulağına snitch girdi-"

Arabanın burnu diğer arabanınkine değmesine milim kalmıştı ki son anda frene basıp durabildi. Kırmızı Astra F'in sürücüsü kendisine el kol yapmaya başlayınca adama pek nazik olmayan bir büyü yapmamak için kendini zor tuttu.

Snape sürmeye devam ederken her şeye küfretti. Mugglelara, onların salak eşyalarına, müdüre, Karanlık Lord'a... Sıkıntılı sürüşe son kez ara verildiğinde karşıdan karşıya oldukça yavaş geçen tontiş tatlı teyze, onu 'oğluna saygılı olmayı öğretmiş başarılı anne' bakışı ile ödüllendirirken kafasında planlar yapmaktaydı.

Bu yaşanan son aksaklık oldu ve Snape sorunsuz bir şekilde yoluna devam etti (buna inanmayın).

Gök gürültüsü ve yağmur şiddetini arttırırken caddenin köşesinden döndü ve şovun başrolü sahnedeki varlığını gösterdi.

Şovun başarılı başrolü Harry Potter, önündeki arabadan habersiz karşıda bir şeye odaklanmış bakıyordu. Onu gören bir insan 'dünyadan soyutlanmış' diyebilirdi ve Snape'in yaptığı tam da buydu. Ama yalnızca bununla yetinmedi.

Severus Snape bekletilmeyi seven, hoş gören, affeden bir insan değildi (bir insan olmadığı 'gerçeğini' birkaç saniye yokmuş gibi yaptığınız için teşekkürler). Ve onu bekleten insanlar cezalarını çekerdi. Bu evrenin bir kuralıydı.

Bu yüzden Snape sanki kolu çelikten yapılmış gibi elini direksiyonun orta kısmına, kornaya var gücüyle bastırdı.

Tatmin edici bir şekilde Potter yerinden sıçradı ve korkuyla arabaya baktı.

İşte şimdi şov başlıyor...

Severus yüzüne en pis, en alaycı, en piç ifadeyi yapıştırdı ve camı açmak için elini uzattı. Sanki Hollywood filminden fırlamış bir sahne gibi cam ağır çekimde açıldı. Harry, (bunalımdaki başrol) camdaki kendi yansıması geride kalırken yavaş yavaş görünen siyah saçları fark etti. Ve cam biraz daha açılırken gözleri arabadaki kişiyi tanıyarak genişledi.

Siyah gözler, kalın kaşlar, alayla kıvrılmış ince dudaklar ve... Ve o unutulmaz burun...

Harry çenesinin düşmesine engel olamadı. Kader, şu anda kolunu omzuna atmış gülerken elinde brendi dolu bardakla arabayı gösteriyordu, "Evet dostum, bu o."

Snape kaşlarını çattı, kıçını kıpırdatmasını söyleyen bir cümleyi yuvarlayıverdi "Kusura bakma Potter, acelem vardı. Davetiye bastıramadım."

Harry birkaç kez ağzını açıp kapadı. Hiçbir şey çıkmayınca şaşkınlığını da yanına alarak arabanın arka kapısına doğru yürüdü.

Sorunsuz bir şekilde arabaya bindiğinde şaşırdı, Snape'in ayağının 'yanlışlıkla' gaza kaymasını ve zavallı Potter'ın birkaç yüz metre sürüklenmesini bekliyordu. Arka kapıyı açtı fakat koltuğa oturmadan kısa bir an tereddüt etti, her tarafı sırılsıklamdı. Sonra zihinsel olarak omuz silkti, pislik herif eğer arabasının ıslanmasını istemiyorsa Harry'e binmesi için naçizane laflarını sıralamazdı. Koltuğa yığılınca bacaklarının soğuktan ve öylece dikelmekten ne kadar yorulduğunu fark etti. Eşyalarının olduğu sandığı yanındaki koltuklara koydu. Ateş Oku'nu güzelce dengeleyerek Hedwig'in kafesini kucağına aldı. 

𝐎𝐧𝐜𝐞 𝐔𝐩𝐨𝐧 𝐀 𝐓𝐢𝐦𝐞 𝐈𝐧 𝐒𝐩𝐢𝐧𝐧𝐞𝐫'𝐬 𝐄𝐧𝐝...Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin