4. Şarkı

32 7 6
                                        

Multimedya Çağın

Kıyıya vurmadıkları sürece balıklar, suyun farkında değillerdir.
Ursula L. Guin

Kalben Haydi söyle

🐟🐟

"Ablaaaağğğhh" Allah Allah. Her zamanki Aryaaaağğğğğ bağırışı yerine bunu duymayı beklemiyordum. Çağın'a çipil çipil pardon çipil çipil değil çapaklı gözlerle baktım.

"Anneanne nerde?" dedim hala uykuma devam ederken. Git de azcık uyuyak yaw.

"O pazara gitti bana da bu görevi verdi. Eğer uyanmazsa su dök dedi haberin olsun" tamam diyecektim ki o çoktan çıkmıştı bile. Üf bütün uykum kaçtı ya. Hem bu kadın niye sabahın köründe pazara gitti ki? Pazar kurulmadı bile. Bunların hepsi değişik he, bir de bana derler.

Ninoşum evde olmadığı için hem kahvaltıyı hazırlamış hem iki öküzü yedirmiş hem de giyinmiştim. Allah'ım ne kadar hayırlı bir evladım ya. Tü tü maşallah. Abim ve ben ayakkabılarımızı giyerken Çağın çoktan hazırlanmıştı bile. Küçük kardeşim 7.sınıfa gidiyordu. Abim Çağlayan da avukatın yanında asistan olarak çalışıyordu.

Biz kapıdan çıkarken Suzan hanım sonunda eve teşrif etmişlerdi.

"Nerdeydin kız?" diye sordum öne atılarak. Bu saatte nerede olabilirdi ki?

"Maaşımı çekmeye gittim" dedi daha fazla uzatmadan. Anneannem? Uzatmadan? Allah Allah.

"Anneanne söyleseydin ben çekerdim sen niye sabahın köründe gittin?" dedi abim bu sefer. Haklı.

"Ay hadi gidin işinize" dedi anneannem başından savurarak. Aman ne yapıyorsa yapsın ya.

"Bu kadın ne iş çeviriyor?" dedi abim. Çağın kapının önünde servisi bekliyordu ve biz de yürüyorduk.

"Her zamanki Suzan sultan işte. Hadi kolay gelsin" abimi de bıraktıktan sonra -evet ben onu bıraktım tamam susun- okula doğru yürümeye başladım. Kulaklık, tamam. Sesi sonuna kadar açmak, tamam. Şimdi hazırdım işte. Okul yolumu çok seviyordum çünkü insan yoktu. Bundan daha güzel bir sebep var mı ya? Günün ilerleyen saatlerinde tabi oluyordu ama şu an sadece birkaç öğrenci vardı. Mikemmel, anatmaya gerek yok görüyorsunuz mikemmel.

"Günaydın" dedim sınıfa girince, içeride kim var diye bakmamıştım bile. Öyle ortaya söyledim alan alsın. Kankilerimden hiçbiri daha gelmediği için test kitabımı alıp bahçeye çıktım. Nefeeees. Nefes almak istiyordum. Bahçenin arka tarafına geçtim. Neden? Çünkü orada da insan yok. İnsanların olmadığı yerlere bayılıyordum ya. Masaya kurulup testimi çözdüm. Zil çaldığından dolayı çok fazla soru çözememiştim. Neyse nazarımız olsun.

Sınıfa girdiğimde kankilerim çoktan gelmiş ve ders başlamıştı. İlk iki dersimiz felsefeydi. Size bir şey söyleyeyim mi ben felsefe dersini çok seviyorum. Aman napim güzel ders işte. Ben sıkıcı biri miyim acaba? Bunu sormama bile gerek yok tabiki sıkıcı biriyim yani. Yok ya o kadar da sıkıcı değilim. Aman neyse ne.

"Kızlar yeni bir çocukla konuşuyorum" Melek'e hiçbirimiz şaşırmamış hatta tepki bile vermemiştik. Hatta sonraki gelen cümleyi bile tahmin ediyordum.

"Bu sefer ciddiyiz"
"Bu sefer ciddiyiz" Bakın size demiştim, aynı anda söyledik. Melek bana kızgın bir şekilde baktı.

"Kızım napim ot gibi mi olsun hayatım, sizinki gibi" dedi bize iğneleyici bakışlarla.

"Bizim hayatımız ot gibi değil gül gibi" dedi Cemre elindeki kalemle oynarken.

"Bizim hayatımız gül gibi değil b*k gibi" dedim kafamı sıraya yaslayarak. Uykum geliyordu.

BALIK VE DENIZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin