Adamın biri bir deniz balığı tutmuş günün birinde, o kadar sevmiş ki yanında hep kalsın istemiş. Her gün suyunu tazelermiş, denizden kova kova çekip taşıyarak. Bir süre sonra usanmış deniz suyu taşımaktan, musluk suyunu denemiş. Balık biraz tedirgin olmuş ama alışmış sonunda tatlı suya. Gel zaman git zaman adamın içine merak olmuş, tatlı suya alışan balık havaya da alışır mı diye... Balık önce boğulayazmış, debelenmiş, sonunda havaya da alışmış. Günlerden bir gün adamın denize gideceği tutmuş. Balığı da yanında. Koymuş onu çakıllığın gölgeli bir köşesine, kendi de denize girmiş. Çocuklar geçiyormuş oradan o ara. Balığı görmüşler. Nasılsa, acımışlar, bu balık karaya vurmuş, yazık, denize atalım, demişler. Adam deliler gibi yüzüp yetişesiye balık boğuluvermiş denizde
.
Bilge Karasu, Göçmüş Kediler Bahçesi
Birkaç saatlik sınavın hayatımızı nasıl değiştirdiğine de bakın. Aylarınız hatta yıllarınız bile önemli değilmiş gibi. Sadece kağıt parçası önemli. O yüzden her şey anlamsız geliyor. Bu duygumu yenmeye çalıştım sınavdan çıktığımdan beri. Depresyona bile sürükler bu duygu. Ve bunu yaşamış milyonlarca genç var. Ne kadar üzücü ne kadar travmatik bir olay böyle. En kötüsü bunu normalleştirmemiz. Çok olağan bir şey gibi geliyor. Ama gelişmiş ülkelerde böyle bir şey yok. Ne Amerika'da ne Finlandiya'da...
Neyse moralimizi bozmayalım. İleriye bakalım. Çünkü tercihler açıklandı. Uyanın ahali tercihler açıklandı. Ne uyuyorsunuz ya? Anneannem sizi de mi uyandırsın ne istiyorsunuz?
Koltukta oturmuş laptopu kucağıma almıştım. Abim de yanımdaydı. Anneannem de karşı koltukta oturmuştu. Heyecanlanmıştık.
''Ay niye açılmıyor bu site'' diye çıkışmıştım. Herkes aynı anda girmeye çalıştığı için site çökmüştü. İki saattir açılmasını bekliyorduk. Veeee... Hazır mısınız? Acun gibi lafı dolandırayım mı? Açıyorum açıyorum açıyorum...
Abimle birbirimize baktık şaşkın bir biçimde. İlk başta inanamadık. Sonra sarılmaya başladık. Gülümsüyorduk ikimiz de. Hayat enerjisi olan biri olsaydım çığlık bile atacaktım, o derece.
''Kızım bana da söylesenize'' dedi anneannem bize bakarken.
''İstanbul'u kazanmış kızın Sultanım'' dedi abim. Anneannem sevinmişti. Aklında sorular olduğunu hissettim. Sevincim kısa sürmüştü bu yüzden. Çünkü aklındaki soruları tahmin edebiliyordum. Nasıl okutacağız diye düşünüyordu. Annem babam yoktu ki benim. Muhtemelen burs çıkardı. İçim burkuldu bunu derken. Kendi duygularımı görmezden geldim. Yurt da çıksa... Birkaç yere burs başvurusu yapsam... Bir de part time iş bulurdum. Çabucak plan yapmıştım kafamda. Çok hızlı olmuştu bu da. Aman, rızkı veren Allah. Öyle düşünelim. Moral bozmak yok. Daha kızlara haber vereceğim.
Hemen grup görüntülü aramasını başlattım. İlk Melek açtı.
''Kızım bu saatte ne arıyorsun ya'' dedi esneyerek.
''Püh Allah kahretsin seni, kız tercihler açıklandı kalk. Sonucuna bak'' dediğimde omuz silkti. O sırada Cemre ve Beyza da girdi görüntülüye. İkisi de nötr bakıyordu. Bir şey anlayamıyordum.
''Bende dedim noldu ya. Tamam kızım bakarım şimdi'' deyip yürümeye başladı.
''Çapağını sil çapağını'' deyip güldüm. Kızlar da bana katıldı. Melek bize parmak çekip bilgisayarına döndü.
''İlk kim söyleyecek?''
''Burada sınıf öğretmenliği kazanmışım'' dedi Cemre. Hem mutluydu hem de değildi aslında. Ailesinin destek olmayacağını bildiği için şehir dışı yazmamıştı. Ne diyebilirdim ki? Saygı duyuyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BALIK VE DENIZ
ChickLitÇok pardon. Yanlış yere geldiniz. Burada ezik ama kıskanç, makyaj yapmadan da güzel olan, 170 boy ve üstü, zayıf bir başrol ve kaslı, playboy ama ezik kıza gelince hem kaba insan hem de kıza farklı duygular besleyen bir başrol yok. Siz de sıkılmadın...
