Line without a hook- Rick Montegomery
''Balık'' dedi yaşlı adam. ''Seni çok seviyorum ve sana saygı duyuyorum. Buna karşın akşam olmadan seni öldüreceğim''
Ernest Hemingway/ Yaşlı Adam ve Deniz
------
Bi dakika. Nasıl yani?
Sevgilim Ekin dediği kişi Cemre'ye laf atan sonra da sokakta bana saldıran sarışın maldı. Önce Cemre'ye sonra da bana bakıp gülümsediğini gördüm. Allah'ım bugün katil olmak istemiyordum. Utanmadan Melek'e yanaşmaya mı çalışmıştı bu. Şimdi kalbimin ağrısının nedenini öğrendim. Bu gece kesinlikle hiç iyi şeyler olmadı. Bu saatten sonra da olmaz. Hemen buradan gitmeliyim.
''Naber canım'' dedi Melek'e sarılarak. Yaşadıklarımdan sonra bu görüntüyü görünce gerçekten kusacaktım. Midem ciddi anlamda bulanıyordu.
''İyidir aşkım. Seni kızlarla tanıştırayım. Bu Beyza'' deyip Beyza'yı gösterdi. Beyza'nın hiçbir şeyden haberi olmadığı için gülümsüyordu ve el sıkışmışlardı. Ah canım benim. Sen nereden bilcen tabi anlatmadım ki. Suç bende.
''Bunlar da Cemre'yle Arya'' Az önce Melek bizi geçiştirerek mi söyledi yoksa bana mı öyle geldi? Neyse. Şu anki sorunumuz bunun yakınından bile geçmiyor.
''Memnun oldum kızlar'' dedi elini bana uzatarak. Sıkmadım tabi. Öylece eli havada kaldı. Cemre'nin de böyle yapacağını bildiği için elini uzatmadı bile. Akıllı çocuk. Hiçbir şey olmamış gibi Melek'in elini tutmaya devam etti. Ben gerçekten bu ortama katlanamıyordum ya. Çantamı alıp onlardan uzaklaştım. Cemre de peşimden gelmeye başladı. Onu durdurdum.
''Arya, bekle'' dedi çantasını koluna takmaya çalışırken.
''Cemre senin gelmene gerek yok''
''O şerefsizle aynı yerde mi kalacağım yani? Seni bırakıp'' dedi Cemre sinirli bir şekilde.
''Melek'in gününü mahvetmeyelim durduk yere. Sen içeri geç. Ben abimi çağırıp beni götürmesini isteyeceğim.''
''Tamam ama Arya artık Melek'e de Beyza'ya da her şeyi anlatmanın zamanı gelmedi mi?'' of haklıydı. Artık anlatmam gerekiyordu. Melek bütün olanları öğrenince beni gebertecekti.
''Haklısın ama bugün değil. Bugünü daha fazla mahvetmeyelim. Yarın anlatacağım. Söz. Sen içeri geç ben beklicem'' dediğimde Cemre'nin bakışları yumuşadı. Bana sarıldı.
''Tamam içeri geçiyorum. Sen de hemen ara abini. Kendine iyi bak. Dikkatli ol'' dediğinde burukça gülümsedim.
''Sende'' dedim. Şimdi diyeceksiniz ki siz beraber geldiniz onlar nasıl geri dönecek? Artık gece vakti yaklaştığı için hepimizin aileleri gelecekti tabi. Filmde miyiz canım. Saat 21.50'ydi. Abimi arayıp açmasını bekledim. Bu saatte evdedir umarım.
''Alo''
''Alo abicim ne yapıyorsun?'' dedim ses tonumu kontrol etmeye çalışarak.
''Mesaiye kaldım. 1 saat sonra seni alırım. Bir şey mi oldu?'' Bir saat mi? Of ne yapacaktım ben?
''Yok öylesine ne yaptığını merak ettim'' dedim saçmalayarak. Abim de tamam deyip kapattı zaten. İçeriye baktım. İçeride kızlı erkekli bir grup kareoke yapıyordu. Ezhel'in şarkısı çalıyordu. Gerçekten mi? O eskimedi mi ya? Burada dikilmeye devam mı edecektim acaba? Biraz temiz hava alıp içeri girebilirdim. Otobüse mi binsem acaba? Bu saatte o da olmaz şimdi. Taksi? Param yok. Mecbur bekleyeceğiz. O kadar mı kötüydü içerideki kişi? Bunun cevabını biliyordum ve biliyordunuz zaten.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BALIK VE DENIZ
ChickLitÇok pardon. Yanlış yere geldiniz. Burada ezik ama kıskanç, makyaj yapmadan da güzel olan, 170 boy ve üstü, zayıf bir başrol ve kaslı, playboy ama ezik kıza gelince hem kaba insan hem de kıza farklı duygular besleyen bir başrol yok. Siz de sıkılmadın...
