Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
Elimde kahve ile caddede yürürken soldaki ara sokağın hemen başında birinin uzandığını gördüm.
Durup ona baktım.
Ölmüş müydü?
Bayılmış mıydı?
Yoksa uyuyor muydu?
Tamam, sarı uyku tulumu içindeki biri ölmüş olamazdı herhalde?
Birkaç adım yaklaşarak tam karşısında durdum ve çömeldim.
Erkekti.
Saçları yüzünü kapatıyordu ama gördüğüm kadarı ile yüzü sanki tanıdıktı.
"Hey-"
Bir anda gözlerini açıp bana bakınca irkildim. "İyi misiniz?"
Birkaç saniye bana baktı ve gözlerini kıstı, "Siz..."
Sağ tarafta bir anda patlama olunca dengemi kaybedip yere düştüm, karşımdaki adam ise saniyesinde tulumun içinden çıkarak patlamaya doğru koştu.
Duvara yaslandım ve izlemeye başladım.
Ah, bir villain!
Çerezlerinizi hazırlayın, film başlıyor!
Dibinde azıcık kalan kahvemi yudumlarken olanlara bakıyordum.
Sadece bir villain vardı. Az önce tulumdan çıkan adam sanırım onun özgünlüğünü silmişti.
Onu boynundaki sargıları ile yakalarken bir anda çatılar gözüme takıldı.
4 villain... Pardon, 5!
Bir anda aşağı doğru atladıkları sırada özgünlüğümü kullanıp hepsinin ruhunu içime hapsettim.
Yere yakın bir mesafedelerken yaptığım için yere sadece birkaç metreden dengesiz düşmüşlerdi. En fazla bir yerleri kırılırdı.
Uykucu adam şaşırarak etrafına bakarken gözleri beni buldu.
Gülerek el salladım, "Kolay gelsin kardeş! Yardım edeyim dedim, umarım karizmanı bozmamışımdır."
Diğer adamı hâlâ sargıları ile tutarken bana yaklaştı. "Ne yaptın?"
"Ruhlarını aldım."
"Ne?"
"Özgünlüğüm. Şu an ruhları içimde."
Şaşırarak bir süre bana baktı ve mırıldandı, "Polis gelene kadar beklemeliyiz."
"Ne zamana gelir?"
Bu aptalların ruhları içimde kaldıkça kötüleşiyordum.
"10 dakikaya gelirler muhtemelen."
"Peki."
İyi, sanırım başım dönerdi. En fazla da burun kanaması.
10 dakika demişti ama yaklaşık 20 dakika sonra polis gelmişti.
Nedeni ise siktiğimin trafiğiydi.
5 kişinin ruhunu 20 dakika içimde tutmak bedenimi yeteri kadar yormuştu.
Duvara tutunup ayağa kalkmaya çalışırken başımın aşırı dönmesi ile ayaklarım birbirine dolandı.
Öne doğru düşerken biri hemen önüme geçti ve onun bedenine çarparak durdum.
"İyi misiniz?"
Omuzlarından tutup doğruldum ve karşımdaki kişiye baktım.
"Ah, uykucu!"
Kaşlarını şaşkınlıkla kaldırdı, "Ne?"
"İyiyim valla! Turp gibiyim!"
Maçım vardı sanki bugün... Yarın mıydı yoksa?
"Burnunuz kanıyor."
Cebinden bir peçete çıkardı ve bana uzattı.
Elimin tersi ile burnuma dokundum ve gözlerimi kıstım.
Kanamayacak sanıp sevinmiştim!
Peçeteyi elime alıp burun deliğime tıkadım. "Teşekkürler."
"Hastaneye mi gitseniz? Bir sorun mu var?"
"Yo, hep olur. Özgünlüğüm yüzünden..."
Başımın tekrar dönmesi ile gözlerimi kapadım.
.
Gözlerimi yavaşça araladım.
Kendi odamda olduğumu sanarken çok farklı bir odada olduğumu görünce hızlıca yattığım yerden kalktım.
"Uyandınız mı?"
Sesin geldiği yöne baktım.
Bir salondaydım ve salonun içindeki mutfak kısmında duran kişi uykucuydu.
"Sen..."
"Caddede bayıldınız, hastaneye gerek yok dediniz diye evime getirdim ama... Sorun olmamıştır umarım."
Ayağa kalkıp kollarımı esnettim, "Yo, çok güzel uyumuşum. Teşekkürler."
"5 saattir uyuyorsunuz."
Gözlerimi kocaman açarak ona döndüm, "Kaç saat!"
"5"
"Telefonum nerede?"
Hızlıca etrafıma bakınırken masanının üstündeki telefonumu elime aldım.
Kesinlikle bir maçı kaçırmıştım.
Evet, Akiro yazmıştı.
Kumral Popo:
Senin yüzünden küfürler yedim
Bana borcun var güzelim
Maçını zar zor yarına ertelettim
Hangi çukurdasın bilmiyorum ama yarın o çukurdan çıkıp maça gelmen gerek
Patronun götümüzü sikmesini istemiyorum
Not: Dememe gerek var mı bilmiyorum ama bazı bölümler arasında gün farkı var. Önceki bölüm ile bu bölüm aynı gün değil mesela.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aizawa x Reader (Bnha x Reader)
FanfictionYer altında kafes dövüşçüsü olan ve gücü üzerinden hem saygı duyulup hem de bazıları tarafından çok nefret edilen Mia; başını belaya soktuğu için bir grup adamdan kaçıyordur. Yorgun olduğu için özgünlüğünü de kullanamaması onu zora sokarken, bir sok...
