Beğenin lütfen 🔪
Yorum da atın
Kan kusuyordum.
Güzel, yine de hâlâ dövüşebiliyordum.
Daniel'in bel boşluğuna attığım tekme ile sola doğru sendelerken başımı kafesin demir parmaklıklarına çevirip etrafa baktım.
O kişi. O siyah saçlı kişi.
O yapmıştı, ama neden?
İnsanların gerçekte iyi veya kötü olduğunu anlayabilirdim, çocukluğumdan beri olan garip bir özelliğimdi.
O kişi de... Kötü değildi. Ama iyi de değildi. İyiliğin içindeki kötülük gibiydi.
Yüzüme atılan yumruk ile demirlere doğru sendeledim ve demirlere çarparak durdum.
O an, demirlerin diğer tarafında tam karşımda onu gördüm.
Sigarasını içerek bana bakıyordu.
"Neden?"
Gerçek bir cevap vermesini istiyordum.
Bir şey demedi, gözü arkama kaydı. Sigarayı dudaklarından çekti ve dumanı üflerken konuştu. "Geliyor."
Bana yaptığı uyarı ile hemen önüme dönüp iyice yere çömeldim ve Daniel boşluğa yumruk sallarken bacak arasına sert bir tekme atarak üstüne atladım.
Bir anda gelen ağırlığıma dayanamayarak yere düştü, ben ise üstüne onu boğuyordum.
Eğer bayılırsa, kazanırdım.
Tabii bu maalesef geçerli olmadı.
Yaklaşık 10 saniye sonra beni boğazımdan tutarak beklenmedik bir güçte kaldırdı ve kendisi de ayağa kalkarak beni hızlıca demirlere yasladı.
Acıyla dudaklarımı ısırdım, gözlerim arada bir kararıp duruyordu.
İnsanların bağırışları kulağıma sadece bir uğultu gibi gelirken gözlerimi kapadım.
Pes mi ediyordum?
"Misafirlerin gelmiş sanırım."
Daniel'in alaylı sesi ile gözümü araladım ve onun baktığı yere baktım.
Aizawa ve Katsuki, endişe içinde bana bakıyordu. Hatta Aizawa öfkeden çıldırıyor gibiydi, Katsuki ise...
Ağlıyor muydu o?
Daniel'e döndüm, hâlâ onlara bakarken boşluğundan yararlanarak kafasını tutup dizimi kaldırdım ve sertçe vurdum.
Beni bırakıp birkaç adım geriye gittiğinde Katsuki'ye döndüm.
İlk kez bir işime yaramıştı.
.
Sigaramın dumanını üflerken Mia'nın neden dakikalardır pes etmediğini anlamaya çalışıyordum.
Eğer pes etse, şu an ölmeden oradan çıkabilirdi.
Ama o aptal kız pes etmiyordu.
Başımı insan topluluğuna çevirdim ve Akiro denen kumralı aramaya başladım. Aramam çok uzun sürmedi çünkü kafesin diğer köşesinde saçları dağılmış, gözleri öfkeden ve endişeden kızarmış hâlde duruyordu.
İnsanların arasından geçip ona ilerledim. "Onu durdur."
Bana döndü, "Ne?"
"Eğer pes ederse maç biter. Bu kızda nasıl bir güç var tanrı aşkına?! Normal bir insanın bayılması gerekiyordu!"
İyice bana döndü, "Ne saçmalıyorsun lan sen?"
"Zehirlendi. Hatta şu ana kadar çoktan bayılması gerekiyordu..."
Başımı kafese çevirdim ve Mia'nın Daniel ile dövüşünü izlemeye başladım. "Ama o kız çok farklı."
Bana yumruk savurduğunu hissettiğim an diğer elim ile yumruğu tuttum ve ona döndüm.
"Emin ol, eğer onu zehirlemeseydim başkası sayesinde ölecekti. Şimdi, bana öfke patlaması yaşamak yerine git ve bir şeyler yapıp o arkadaşını pes ettir."
.
"Seni öldüreceğim!"
"Seni öldüreceğim!"
Aynı anda söylediğimiz aynı cümle ile tekrardan birbirimize ilerledik.
Yüzlerimizden kanlar akıyordu. Dakikalar önce burnuna vurmam ile burnu kırılmıştı.
Sol elimi yumruk yapıp ona savurdum, tüm odağı sol elimde olduğu için elimi tutmuştu.
Sağ elimle çenesine alttan yumruk attım, kafası yumruğum ile yukarı kalktı.
"Acemi gibisin dostum..." dudağımdan akan kanı elimin tersiyle sildim, "Sorunun ne senin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aizawa x Reader (Bnha x Reader)
FanficYer altında kafes dövüşçüsü olan ve gücü üzerinden hem saygı duyulup hem de bazıları tarafından çok nefret edilen Mia; başını belaya soktuğu için bir grup adamdan kaçıyordur. Yorgun olduğu için özgünlüğünü de kullanamaması onu zora sokarken, bir sok...
