Kazanan

2.5K 314 96
                                        

Beğenin lütfen 🔪

Yorum da atın

Chisaki sevgilisi Aris ile kafesin olduğu alana girdi. Kafeste garip olaylar olduğu hakkında bilgi gelmişti.

Kafesin önünde durduğunda sakince olayları izledi.

Mia ve Daniel dövüşüyordu, ama Mia pek iyi durmuyordu.

Kan kusuyordu.

Birinin kendisini tutması ile başını çevirdi. Tutan kişi Mia'nın arkadaşı Akiro'ydu.

Kendisinin üstünde uzun kollu bir kıyafet olduğu için dua etmeliydi, yoksa kesinlikle bu kumral aptalı öldürürdü.

"Ne oluyor burada?"

"Durdur şu siktiğimin maçını!"

"Neden?"

"Görmüyor musun? Mia iyi değil! Zehirlenmiş!"

Chisaki başını tekrar kafese çevirdi. Bu sefer Mia Daniel'e karşı saldırıyordu.

"Kim zehirledi?"

"Ben."

Chisaki, sesin geldiği yöne başını çevirdi. Tanımadığı siyah saçlı bir adam sigara içerek onlara yaklaştı.

"Neden yaptın?"

"Ne oldu? Ceza mı vereceksin? Üzgünüm patroncuk, burada bununla ilgili bir kural yok."

Chisaki derin bir nefes aldı, "Maç durmayacak."

"NE SAÇMALIYORSUN LAN SE-"

Chisaki Akiro'ya döndü, "Mia benim için özel biri değil. Yer altında olan, her zamanki maçlardan biri oluyor. Maç bitene kadar kimse ellemeyecek."

Aris sevgilisinin yanından ayrılmış, etrafta geziniyordu. O an tanıdık bir yüz gördü.

"Aizawa-san?"

Aizawa kafese bakarken Aris'e döndü. Zaten şokun içindeyken bir şok daha yaşadı. "Aris?"

"Siz neden... Buradasınız?"

"ABLA! SİK ŞU ADAMIN GÖTÜNÜ! YAPARSIN SEN!"

Aris Aizawa'nın yanındaki çocuğun bir anda bağırması ile şaşkınlıkla ona baktı.

Çocuğun ağladığı her hâlinden belliydi, ama şu an gaza gelmiş gibiydi.

Aris kafese döndü. Mia, Daniel denen adamın kafasını tutmuş ve kafesin demirlerine vuruyordu.

"Aman tanrım..."

.

"Bıktım senden! Geber artık amına koyayım! Zombi misin nesin ya?!"

Daniel'in kafasını tutmuş ve kafesin demirlerine çarpıyordum.

Ölmesi gerekiyordu.

Bıkmıştım!

Ayrıca... Sanırım hastaneye de gitmem gerekti.

"Senin... Ökmen gerekiyor..." öksürmeye başladı.

"Ne? Duyamıyorum!" kafasını vurmayı bırakıp yüzüne baktım.

Tanrım, iğrenç duruyordu.

Katsuki'nin böyle şeyleri görmesi psikolojisini bozar mıydı acaba?

"Sen... Zehir... Zehirlendin. Ölmeliydin! O sikik herif... Mateo! Onu öldüreceğim..."

"Ah, ismi Mateo mu? Öğrenmem iyi oldu. Ama bir sorun var canım..."

Kafasını tekrar demirlere çevirdim ve tüm gücümle vurdum, "Ölmesi gereken sensin."

Kafasını bıraktım ve geriye adımlayarak kafesin diğer tarafına yaslandım.

Saniyeler geçti, son saniyeleri belli eden zil çalmaya başladı.

Ve bitti.

Ben kazanmıştım.

Ben. Kazanmıştım.

Herkes son sesle ismimi bağırmaya başladığında başım daha da dönmeye başladı.

Kafes açılırken yüzümü kafese çevirip etrafa baktım.

Bir tarafta Akiro ve Chisaki vardı. Adının Mateo olduğunu öğrendiğim çocuk Chisaki'ye bir şeyler anlatırken Akiro bana bakıyordu.

Yüzünden bile maç bittiği için çok rahatladığı belliydi.

Diğer tarafta Aizawa ve Katsuki vardı. Bir de... Aris'in onların yanında ne işi vardı?

Kafes tamamen açıldığında bir adım attım, ama attığım adım bile doğru düzgün tutmadı.

"ABLA!"

"MİA!"

Aizawa ve Katsuki'nin sesini duyduğumda gözlerim kapanmaya başlamıştı.

Umarım beni hemen uyandırmazlar ve güzel bir uyku çekerdim.

Kesinlikle buna ihtiyacım vardı.

Aizawa x Reader (Bnha x Reader)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin