4| yakarış

368 41 92
                                        

Önceki bölümü okuduğunuzdan emin olun^^ bazen bildirim gitmiyor sanırım
_________

"Joonie! Hazırsan çıkalım artık güzelim. Seni arabada bekliyorum."

"Tamam sevgilim! Sen çık ben de geliyorum."

Seokjin Namjoon'a seslenirken aynı zamanda ceketini giyiyordu. Dışarı çıktı ve arabaya doğru ilerledi. Akşam yemeği için dışarı çıkacaklardı. Onlara Yoongi ve Hoseok da eşlik edecekti. Ara sıra bu iki çift beraber akşam yemeğine çıkıyorlardı. Namjoon bu yemekleri çok seviyordu dolayısıyla Seokjin'in sevmeme gibi bir seçeneği yoktu. Onun mutluluğunu gözlerinden okuyor ve kendisi de mutlu oluyordu. Onun verdiği tepkilere bağlı olarak yaşıyordu artık. O mutluysa Seokjin de mutluydu, o üzüldüğünde Seokjin kahroluyordu. Ona bayılıyordu.

Namjoon arabanın kapısını açıp bindiğinde Seokjin ona doğru döndü ve kalp çarpıntıları aniden arttı, midesi tatlı bir şekilde burkuldu ve solukları hızlandı. Bu güzelliği her gördüğünde heyecanlanıyor, tekrar tekrar aşık oluyordu.

Siyah saçlarını düzleştirmiş, alnını kapatmış ve gözlerine doğru uzanmasına izin vermişti. Halka küpelerini takmış ve dudağını renklendirmişti. Lila ve bej rengi karışımı bir gömlek giymişti. Lavanta kokulu boynunu açıkta bırakmıştı. Siyah kumaş bir pantolon giymişti. Gömleğini pantolonunun içine koymuştu, böylelikle Seokjin'in ölüp bittiği incecik beli belli oluyordu. Seokjin onun kendi kokusunu sevdiğini söylediğinden beridir pek parfüm kullanmazdı. Bu akşam ise çok hafif bir şekilde sıkmıştı. Tırnaklarına ise mor rengi oje hâkimdi.

Mor rengini seviyordu. Hatta Seokjin'e birkaç kere saçını mora boyatması için adeta yalvarmıştı. Seokjin ise bunu düşüneceğini söyleyip onun her yerini öpücüğe boğmuştu.

Yine çok güzel olmuştu. Seokjin'in açık kalan ağzı bunu tasdik ediyordu.

"Bebeğim.. Çok güzel olmuşsun."

Seokjin Namjoon'un elini tuttu ve öpücüklere boğdu. Namjoon kıkırdadı ve ona güzel gülümsemesini sundu.

"Teşekkürler Jinnie. Sen de çok yakışıklı olmuşsun."

Seokjin omzunu silkmişti ve konuşmaya devam etmişti.

"Senin yanında çok sönük kalıyorum bebeğim. Işığın göz kamaştırıyor her zamanki gibi. Söylesene seni insanlardan nasıl saklayabilirim?"

Namjoon kahkaha atınca Seokjin tebessüm etti ve gamzelerin kalbini eritmesine izin verdi.

"Pekâlâ romantik prens artık gitsek mi ne dersin? Daha fazla bekletmeyelim onları."

Namjoon yanakları pembeleşince boştaki eliyle yüzünü yellemişti. Seokjin elinin içindeki eli bir kere daha öptü ve bırakmadan kontağı çevirdi.

"Eminim Yoongi halinden gayet memnundur. Sonuçta Hoseok yanında. Bizi beklediğini hiç sanmıyorum. Hatta biz gitmesek onun işine gelir. Gerçi aynısı benim için de geçerli. Bu güzelliği o kadar insanın arasına götürmek istemiyorum."

Seokjin dudaklarını büzerek konuşunca Namjoon gittikçe pembeleşen yanaklarıyla güldü ve tuttuğu elini okşadı.

"Hadi koca bebek daha fazla konuşup beni utandırma da arabayı kullan."

Seokjin ona bir bakış attı ve o pembe yanakları evden çıkmadan önce bolca öpmediği için hayıflandı. Eve döndüklerinde bunu yapmayı aklının bir köşesine not etti. Her bir köşesi Namjoon ile dolu olan aklına.

sil baştan | namjinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin