"Onunla arana biraz mesafe koymak bu kadar zor olmamalı Jin."
Kollarını bağlamış ve karşısında oturan sevgilisiyle konuşuyordu Namjoon. Hastaneye onu görmeye gitmişti ama yine o kadını görmüştü sevgilisinin yanında. Ondan hiç hoşlanmıyor ve niyetinin ne olduğunu anlayabiliyordu; sevgilisi gibi değildi.
"Bebeğim, düşündüğün gibi bir şey yok. Sadece sana öyle gelmiştir. Lütfen şimdi yemeğimizi yiyelim."
Namjoon kaşlarını kaldırmış ve ona karşılık vermişti. "Bana öyle geliyor öyle mi? Peki sen çok mu farklısın?" Sinirlenmişti. Aynı şeyleri hatta çok daha fazlasını Seokjin isteyince oluyor ama kendisine öyle geliyordu öyle mi?
Duyduklarıyla kaşları çatıldı. "O ne demek? Ben ne alaka şimdi?"
"Ne alaka mı? Konu Jackson olunca-
"Şu yavşağın adını anmak zorunda mısın?" Namjoon'un lafını bölüp konuşunca Namjoon daha fazla dayanamamıştı. "Daha adını duymaya bile tahammül edemiyorsun ama ben senden bir şey rica edince yapamıyorsun öyle mi?!"
Seokjin sesini yükselten sevgilisine baktı; şaşırmıştı. Elindeki çubukları bıraktı ve sevgilisinin masanın üstünde duran eline uzandı ama Namjoon hemen elini çekti. "Bebeğim, aynı şey değil. Sen de biliyor-
"Benim bir şey bildiğim yok! Sen sadece kendi kafanda kuruyorsun, tamam mı?! Kuruyor ve ona inanıyorsun!" Namjoon daha fazla içinde tutmak istemiyor ve söylemek istediği ne varsa söylemek istiyordu. Sevgilisinin bazı davranışları artık katlanılmaz dereceye gelmişti.
"Namjoon saçmalıyorsun." Seokjin kaşlarını çatmış ve çenesini sıkmaya başlamıştı. Sinirlenmeye başladığını hissediyordu ve bu onlar için çok kötüydü çünkü Seokjin sinirlendiği zaman ağzına geleni söylüyor ve ilişkilerini geri dönülmez derecede zedeliyordu.
"Saçmalamıyorum! Burada saçmalayan biri varsa o da sensin! Saçma sapan nedenlerle geliyorsun her zaman bana ama Namjoon tek bir şey söylediği zaman abartıyor, değil mi?!" Namjoon sinirlenmişti ve gözleri dolmuştu; sinirlendiği zaman her zaman başına geliyordu ve bu özelliğinden nefret ediyordu. Basit bir konu yüzünden kavga ettiklerinin farkındaydı. Ona göre tek sorun Seokjin'in bazı şeyleri kabullenmeyişiydi.
"Namjoon beni sinirlendiriyorsun. Bu konuyu kapat." Seokjin tıslar gibi konuştuktan sonra bir yudum su içti ve bardağı sertçe masaya bıraktı. Ayağa kalktı ve merdivenlere yöneldi. Odalarına gidip uyumak istiyordu. Ona göre bu konu burada kapanmalıydı çünkü tamamen haklıydı. Sevgilisi de isterse yanına gelebilirdi.
"Sinirlenirsin öyle mi?! Seokjin Bey sinirlenmeden konuşamıyoruz ki zaten!" Namjoon da ayağa kalkmış onun arkasında durmuştu. Seokjin derin bir nefes almış ve arkasını dönmüştü. Sevgilisinin dolu gözlerini görmek içinde bir şeylerin hareketlenmesine neden olduysa da bunu görmezden gelmeyi seçti.
"Söylesene, en son ne zaman insan gibi tartıştık?" Seokjin duyduğu soru üzerine ciddi ciddi düşünmeye başlamıştı. Cevabı hatırlamıyordu bile. Uzun zamandır sadece birbirlerine bağırıyor ve sorunları halının altına süpürüyorlardı. "Böyle boş boş bakarsın suratıma. Sayende doğru düzgün konuşamıyoruz bile!" Sadece kendisinin suçlanması Seokjin'in sinirini bozmuştu. "Tek suçlu benim yani, öyle mi?"
Namjoon omuzlarını düşürmüştü. Ne kadar sinirli olursa olsun karşısındaki adamı seviyordu, fazla üstüne gidemezdi; sevgilisinin aksine. Onu bu kadar yakından görmek bile tüm sinirini alıp götürmüştü. Seokjin'in elini tuttu ve konuşmaya başladı. "Elbette hayır, ben sadece-
ŞİMDİ OKUDUĞUN
sil baştan | namjin
Фанфикшн"Keşke hiç tanışmasaydık!!' Seokjin nereden bilebilirdi öylesine söylenmiş bir cümlenin gerçekleşeceğini? Seokjin'in kalbi yine ona aitti peki Namjoon için de aynı durum geçerli miydi? *** semejin ve ukejoon içerir!
