10| öpücük

322 27 85
                                        


Seokjin kalbinin ne kadar hızlı attığını hissedebiliyordu. Gözleri karşısında oturan adama ne zaman değse böyle oluyordu. Gerçi artık sadece onu düşündüğünde bile böyleydi. Yani her zaman.

"Benimle hangi konuyu konuşmak istiyordunuz?"

Nahif sesi işitince istemsizce gülümsedi. Yanaklarını süsleyen kızıllıkları görünce derin bir soluk alması gerekti. Onu kafeye konuşmak için davet etmişti ama onu gördüğünden beri zihninde ne varsa silinmişti. Neyi konuşmak istediğini unutmuştu.

"Çok güzelsin."

Bir çırpıda söylemişti Seokjin. Karşısındaki gözler hafifçe büyümüş ve kızıllık kulaklarına da yayılmıştı. Namjoon kadar kendisi de şaşkındı. Birdenbire olmuştu. Ona bakınca güzelliği tüm zihnini işgal ediyordu.

"İltifatınız için teşekkür ederim. Çok kibarsınız."

"İltifat değildi. Sadece gerçeği söyledim. Ayrıca sizli bizli konuşmayı çoktan atlattığımızı sanıyordum."

Seokjin nereden geldiğini bilmediği bir cesaretle konuşuyordu. Artık harekete geçmek istiyordu. Bu meleği hayatına bir an önce dahil etmeliydi. Onun, gerçek ailesi olduğunu hissediyordu.

"Üzgünüm unutmuşum ama siz- yani sen aniden öyle söyleyince şey oldum."

Seokjin onu sarıp sarmalamamak için kendini zor tutuyordu. Sevimliliğinden dolayı olduğu yerde eriyordu. Mor saçları, kırmızı yanakları, kaçırdığı gözleri ve farkında olmadan oynadığı parmaklarıyla tam ısırılmalık duruyordu.

"Şey mi oldun? Utandın mı yoksa?"

Seokjin onun yanaklarının daha fazla kızarmasını istiyordu. Utanırken mümkünmüş gibi daha fazla güzelleştiğini fark etmişti. Bu şansı kaçıramazdı.

"E-evet evet her neyse bu konuyu kapatabilir miyiz? Benimle bir şey konuşacaktın sen. Neydi o?"

Namjoon sol eliyle yüzünü yelleyerek konuşunca Seokjin hiçbir esintinin içindeki yangını söndüremeyeceğini biliyordu.

"Konuşuyoruz zaten. Konuşmak istediğim konu senin güzelliğin, güzelliğinle nasıl aklımı başımdan aldığın, tüm gün seni düşünmem, kalbimi durmaksızın çarpıtman. Sensin."

Namjoon kalbi ağzından çıkacak diye korkuyordu. Çok şaşırmıştı. Yakışıklı doktorun da ondan hoşlanma ihtimali onu sevindirmişti. Gerçi şimdi ona hayranlıkla bakan gözlerin bu ihtimali doğruladığı görülüyordu.

Seokjin ortaya çıkan gamzelerle daha fazla dayanamadı. Öne doğru atıldı ve sağ taraftaki gamzesine bir kelebek öpücüğü kondurdu. Geri çekildiğinde gülümsüyordu. Hayallerinde olduğundan çok daha fazla güzel hissettirmişti.

"Seni seviyorum."

Seokjin içi giderek bakıyordu Namjoon'a. Başka türlü bakması mümkün değildi. Namjoon aldığı öpücük ve duyduğu itirafla hâlâ bayılmamış olmasına şaşırıyordu. Kalbi canını acıtacak kadar hızlanmıştı.

"Ben-

"Bana karşılık vermek zorunda değilsin. Ben sadece artık içimde tutamayacağımı fark ettim. Kalbimi ellerine vermek istedim. Daha fazla bende durması ona haksızlık olurdu. Ne de olsa artık sahibi sensin. Ona sen hükmediyorsun."

Namjoon da itiraf etmek istiyordu. Seokjin lafını bölmeseydi edecekti de. Seokjin aniden ayağa kalktı. Namjoon'u düşünmesi için yalnız bırakmak istiyordu.

sil baştan | namjinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin