6| korku

334 33 117
                                        


Yabancı gibi.

Yabancı bakıyordu gözleri. Seokjin ona aşkla bakan gözlerin bir gün ona böyle bakacağını nereden bilebilirdi? Kımıldayamıyordu. Yanına birilerinin geldiğini fark etti. Jimin'i gördü. Gayet sağlıklı görünüyordu. Sanırım sevindiği tek şey buydu. Jeon Jungkook'un Namjoon'la nasıl bir ilişkisi olduğunu merak etti.

Üçü birlikte arabaya binip uzaklaştılar ama Seokjin bir adım bile atamadı. Onu bu kadar erken görmeyi beklemiyordu. Hatta onu görebileceğini bile düşünmüyordu. Tanrı sesini duymuştu demek ki. Namjooniesi geri gelmişti.

Mutlu bir şekilde arabasına ilerledi Seokjin. Aklında ise iki şey vardı.

Namjoon'u ne olursa olsun geri kazanacaktı ve Jeon Jungkook kesinlikle artık favori asistanıydı.

-----------

Yoongi aşkın delirmek olduğunu düşünüyordu. Hoseok'a deliriyordu. Kesinlikle. Böyle bir varlığın gerçek olmasına şaşırıyordu. Nasıl bu kadar güzel olabilirdi ki? Canını acıtacak kadar güzeldi.

Ona bakarken gözlerinin şifa bulduğunu, dinlendiğini, tüm yorgunluğunun uçup gittiğini biliyordu. Arınıyordu Yoongi. Ruhunun arındığını hissediyordu ona baktıkça. Bir meleğe baktıkça bunun normal olduğunu düşünüyordu.

Güldükçe kısılan gözleri, iyilikle dolu kalbi, kalp dudakları, dudağının üzerinde yer alan ve her baktığında erimesini sağlayan beni, iyi niyeti, kavruk teni, kahverengi ve hafif dalgalı saçları, zarif bilekleri, incecik beli, yardımseverliği ve daha bir sürü Yoongi'nin ölüm sebebi olan şey.

Şanslı olduğunu biliyordu Yoongi. Karşısında yemek yiyen Hoseok'a bakarken içinden bunu geçiriyordu. Kaç kişi yeryüzünde bir meleğe denk gelirdi ki? Bu şansını çok iyi kullanacaktı.

Kullanamayan insanların başına ne geldiğini bilseydi eğer oracıkta her şeyi itiraf ederdi Yoongi.

-----------

Mor. Artık en sevdiği renkti.

O adama baktıkça kalbinin hızlandığını hissetmişti. Bakışmaları birkaç saniye sürse bile kalbi hâlâ hızlı bir şekilde atıyordu. Garipti ama kötü hissettirmemişti. Onu rahatsız hissettiren bakışlardan değildi.

Tanıdıktı.

Korkmuştu Namjoon. Onu korkutan da bu tanıdıklık hissiydi. O anı anımsadıkça hızlanan kalbine bir anlam veremiyordu. Beğenmişti ve onu beğendiği için böyle olduğunu düşünüyordu. Yakışıklıydı. Bunu inkar edecek değildi.

"Acaba hasta mıydı?" diye düşündü. Sonuçta hastaneden çıkmıştı. Bu düşünce kalbinin acımasına sebep oldu. Hoşuna gitmedi. Neden hoşuna gitmediğini bilmiyordu ama gitmemişti işte. Bir sebep bulamadı.

"Joonieee! Kaç dakikadır sana sesleniyorum. Ne düşünüyorsun sen öyle kara kara?"

Jimin arkadaşının hastaneleri sevmediğini biliyordu. Narin kalbi hastaları görmeye de dayanamıyordu. Onun için endişelenmişti ve onu ısrarla oraya götürdüğü için kendine kızmıştı.

"Yok bir şey. Dalmışım sadece. Hastaneleri pek sevmiyorum Jiminie biliyorsun."

"Keşke gelmeseydin hyung. Zaten gelmenize gerek olmadığını söylemiştim ama birileri ısrarla olmayan aşığımı görmek istediği için geldiniz. İyi misin peki şimdi?"

Jungkook huysuz bir şekilde konuşunca Jimin elbette o lafın ona olduğunu anlamıştı. Hayır yani ne olmuştu minik kurabiyelerinin hoşlandığı kişiyi merak etmişse? Onlar abartıyordu.

sil baştan | namjinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin