normalde notları son kısma eklerim ama nedense başa yazasım geldi. her zamankinden çok daha fazla beklettiğimin farkındayım ve bunun için özür diliyorum ama balıklarla anlaşamıyoruz bu sıralar pek. umarım aktarmak istediğim duyguları size hissettirebildiğim bir bölüm olmuştur, satır arası yorumlarınızı beklemekteyim.
finale çok da bir şey kalmadı umarım bu süreçte benimle kalmaya devam edersiniz
bu bölümün jimin'i hiç tanımaz tenim ellerini bilmez yüreğim, bilmez yüreğini ah bu koku, bu ten, bu dokunuş ah bu delilik sarsar bedenimi yok olmak zamanı şimdi diyor
öpüyorum
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
vazgeçtim gözlerinden
27 Ağustos,
Uyuyor, uyanıyor, işe gidiyor, aç karna bolca kahve ve sigara tüketiyor, duşta sıcak suyun altında kendimi eritiyordum. Sıcak bir banyonun her zaman beni iyileştireceğini düşünürdüm. Öleceğimi düşünecek kadar üzüldüğüm, uyuyamayacak kadar sinirli olduğum ya da aşık olduğum kimseyi bir hafta boyunca göremeyeceğimi bildiğim zamanlarda zihnimin derinliklerine iner, iner ve sonra gidip sıcak bir banyo yapacağım derdim.*
Saçlarımın arasından bedenime akan suyun bir anne sarılışı ya da bir sevgili öpücüğü kadar sıcak hissettirmesini istediğimden bunu yaz ortasında yapıyor olmayı bile dert etmiyordum. İlk zamanlar kendimi o suyun altında boğmak isterdim ama üzerinden haftalar geçmişti artık. Su bedenimi yakıyordu belki ama ruhumu hiç de ısıtamıyordu. Bu yüzden iyileşmek yerine hissizleşmeye başlamıştım. Neye ne tepki vereceğimi kestiremiyordum -ki sırf bu yüzden hayatımın akışında değişen birçok şey olmuştu.
Yoongi'yi parka gittiğimiz 19 Haziran gecesinden beri sadece üç kez görmüştüm. Birinde Namjoon hyungun evindeydik, birinde Hoseok'un dans gösterisini izlemeye gitmiştik, diğeri de Seokjin hyungun babasının doğum günü kutlamasıydı. Hepsi mecburiyettendi ve aynı ortamda olmamıza rağmen birbirimizle hiç konuşmamıştık.
Bu hale gelmemizin suçlusu kimdi, bilmiyordum. Çok fazla düşünmüştüm. Başlarda ona yakın davrandığımdan kaynaklandığını sanmıştım ama sınırı aslında çok da fazla aşmamıştım. Hoseok'la daha samimi anlarda bulunduğumu söyleyebilirdim ve Yoongi'nin bunun farkında olduğundan da emindim. Üstelik yaptığım hiçbir şeyi de bir başıma yapmamıştım. Bana ilk adımı atan genelde hep Yoongi oluyordu zaten.
Sevgi içini açmaktır demişti ama içimi açtığımda benden kaçmıştı işte. Belli ki sevgimi istemiyordu ama bencillik ediyordu. Çünkü ben onun sevgisini kazanabilmek için oldukça uğraşmıştım.
Güçlü olmaya çalışıyordum. Geçen iki ayda kendimi sürekli ona o kadar da aşık olmadığıma inandırmaya çabalamıştım ama her seferinde kendimi göz pınarları için ağlarken buluyordum. Daha önce aşk acısı ya da her ne haltsa onunla uğraşmadığımdan değil, hepsini atlatmıştım ama Yoongi'yle bizim bir kapanışımız olmamıştı. Elimde yüreğimi soğutacak bir neden yoktu. Çok beklenmedik ve aniden olmuştu. Kendimi ondan uzak tutacak bir sebep bulamıyorken bunu yapmakta zorlanıyordum.