19.Bölüm

8.4K 561 14
                                        

Akşam hayatımdaki en gösterişli doğum gününü yaşamıştım. Eskiden ailemle pasta keser, uzun zamandır isteyip de alamadığım bir şey varsa da bazen bunu ailem bana ortak hediye olarak alırdı. Bu da benim tercihim olurdu zaten, öncesinde ne istediğimi herkese laf arasında söylerdim. Aynada kendime bakarken güldüm. Açık açık da söylüyordum. 

Evde kendi aramızda, bazen birkaç kuzenimin olduğu, bazense arkadaşlarımın geldiği küçük kutlamalar yapardık biz. Hiçbiri için binlerce liralık elbise giyinmedim mesela ya da kocaman, özel yapım bir pasta kesmedim. Ailem pastaneden standart bir pasta alırdı, onu keserdim.

Açıkçası memnundum. Şimdi bu gösterişten bunalmıştım. Doğum günümde diken üstünde gezmiştim sanki. Ali abim fotoğraf makinesi almıştı -muhtemelen şu sıra ilgim olduğu gördüğü için almıştı-, annem üstünde pırlantaların dolu olduğu beyaz altından bir bileklik, babam da yine altından bir saç tokası hediye etmişti. Muhtemelen hediyelerini birlikte seçmişlerdi. Gökhan abim bir jazz konserine iki kişilik bilet hediye ettiğinde hiç düşünmeden ikinci bileti üst insan olan Gökhan abime teklif ettim tabii ki. Çevremde bunu kaldırabilecek başka kimse yoktu çünkü. Emir ise Anadolu Efes oyuncularından imzalı bir forma almıştı.

Gözüm aynamdan arkamdaki yatağa gitti. Kocaman ayıcık oturmuş bana bakıyordu, bu hediyeyi de sevmiştim. Arkamda kalan masama döndüm bir an. Kuzenlerimden gelen marka elbiseler, parfümler...

Tüm bunların arasında ablamlar yine geleneğimizi bozmamış ortak hediye almıştı ama ilk kez bir hediyeyi bu denli mahcup verdiklerini hissetmiştim ve benim de ilk kez bir hediyelerini bu denli bir coşkuyla karşıladığımı söylemeliyim. Tüm o yeniliklerin içinde sevinçle almıştım. Tüm sene sözünü edip durduğum çizim tabletiydi bu. İnci ablam "Alamayacağından değil ama bu sene başımızı şişirip durmuştum, şimdi de mesleğinle ilgili ilk adımını birlikte atalım istedik." demişti. Açıklama yapması bile sinirlerimi bozmuştu. Neden açıklıyordu ki kendisini. Böyle olmamalıydı. Pahalı bir hediye almışlardı, normalde Kaan'ın ne kadar masraflı olduğum hakkında yakınıp, durması gerekiyordu ama o bile çekingen bir ifadeye sahipti.

Bense tüm bu açığı kapatmak ister gibi en çok onlara sevincimi göstermiştim. O sırada da annemin yüzünü gördüm. Pişmandı. Düşünememişti. Üzgündü ama o an kimseye nezaket gösterecek halde olmadığım için yanına dahi gitmedim. Onlara kızmıyordum, kendi normal hayatlarında olduğu gibi davranmışlardı. Ben de kızmamıştım zaten, çok güzel şeyler seçmişlerdi benim için ama yadırgamıştım. Hem de çok yadırgamıştım.

Gidip, yatağıma oturdum ve sonra gülümseyerek ayıcığı yanıma çektim. Bugün mezarlığa da gitmemiştim. Şimdi de saat çok geç olmuştu. Huzursuz bir şekilde ayağa kalktım tekrar ve pijamalarımı giyinip, geri yattım. Ayıcığa da sarıldığımda gözlerimi kapattım.

Annem ve babam her zamanki heyecanlarıyla hediyelerini uzatmışlardı. Oyuncu bir ciddiyetle paketi alıp, ailemdeki herkese tek tek baktım. İnci ablam gülümsüyor, Umay ablam umursamaz duruyor, Kaan ise babamın yanında heyecanla bana bakıyordu. Hediyemin ne olduğunu biliyordum ama her seferinde bu tavra girerdim.

Sonunda paketi açtım, içinden çıkan rengarenk boya seti ile karşılaştığımda erimiştim sanki. İnanılmaz güzeldi ve pahalıydı da... Benim gibi çizim yapan bir kız için olabilecek en güzel hediyeydi belki de ve beğenmemem imkânsızdı. Hoş, ben istemiştim zaten açık açık.

Yerimden kalktığım gibi annem ve babama sarıldım önce, sonra da ablalarıma ve Kaan'a. Aşırı mutluydum ve o kalemlerle ilk çizeceğim şey çoktan belliydi.

Gözlerimi açtığımda kalbim çok hızlı atıyordu. Hızla doğrulup, etrafıma bakındığımda ise birkaç saniye nerede olduğumu anlayamadım. Sanki yabancı bir yerdeydim.

Gerçek Mi Ailem?Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin