Kimsesizdim, yalnızdım sessizdim Aslında bir çok şeye sahiptim. Ama bir o kadar da hiç bir şeye sahip değildim . Hiç bir zaman kendimi bir yere ait hissetmedim. Benimkisi saat 12 den sonra kül kedisine dönmek gibi bir ilizyondu. Suratıma taktığım maskem artık beni taşıyamıyordu. Aniden kulağıma gelen gök gürültüsüyle irkildim. Yağmur sanki benim için feryat ediyormuşcasına hızını arttırdı. Benim akıtamadığım gözyaşlarımı biliyor gibi , yerle bir ediyordu evreni, elim benden izinsiz havalandı camda yağmurun işlediği damlaların üzerine dokundu. Kim bu yağmur damlaları kadar özgürdü?
Ben "Elisa Eryılmaz " " Korkut Eryılmaz'ın" tek kızı hiçbir zaman sevgi görmedim . Anne ve baba sevgisi hiçbir zaman tatmadım. Ben bu eve esirdim, tutsaktım, onlar için bir yasaktım .
"Elisa Kızım , kahvaltı hazır annenler seni bekliyorlar."
Bu ses Fadime teyzeye aitti. Fadime teyze 8 yıldır bu evin hizmetlisiydi. Bu evdeki en masum kişiydi.
"Tamam, geliyorum Fadime Hanım" Oysa ona Fadime anne demeyi çok isterdim. Kendi öz annemden çok , bana anne gibi davranmıştı. Biliyordum dilim lal olsa da, gözlerim durumumu ele veriyordu. Bir tek o biliyordu bunu ama hiçbir zaman benimle konuşmayı bırakmamıştı. Her şeyden ziyade yanımdaydı . Varlığı yetiyordu.
Yeni bir senaryoyu oynamak için başlıyordu zamanım.
Siyah dizlerimin üzerinde biten , kolları tüllerle kaplanmış bir elbise giydim. Altımda dizlerime kadar uzanan siyah çizmelerim. Ve yanıma aldığım siyah zincirli çantam ile hazırdım. Siyah giymek bir tek beni mi rahatlatıyordu? Saçlarım elbisemin aksine kumral , gözlerim ise yeşildi. Tam anlamıyla annemin bire bir kopyasıydım.
Annem, "Nazenin Eryılmaz " adının hakkını veren şımarık , nazlı yetiştirilmiş bir kadın. Bazı kadınlar vardır . Çocuk yetiştirebilecek, onları büyütebilecek bir yapısı olmayan , benim annem öyleydi . İyi ki bir kardeşim yoktu. Benim gibi olmasını istemezdim. Bu hayatta sahip olduğum iyikilerimden birisiydi.
Telefonumun melodisi, oldukça büyük olan odamda yankılanmaya başladı . Arayan en yakın arkadaşım "Nidaydı." Nida benim aksime oldukca neşeli, beni mutlu etmeyi başarabilen tek sırdaşımdı.
" Elisaa, sana bomba haberlerim var kızım , acil görüşmemiz lazım."
" Sanada günaydın Nida ! Yine ne oldu acaba?"
"Ya kızım heycandan unuttum bozma işte , konuşmamız gerekiyor."
" Peki , öyleyse şirkete geçeceğim birazdan imzalamam gereken evraklar var. İşim bitince haberleşiriz."
"Tamam , bebeğim görüşürüz. "
Mimarlık mezunuyum şu an biryerde çalışmıyorum. Ama malüm babanız ünlü iş adamı "Korkut Eryılmaz " olunca, koskocaman gözleri büyüleyen, gösterişli , dünyanın neredeyse hepsiyle iş yaptığınız bir şirketiniz olunca sizinde benim gibi şirkete ayak basmanız olası bir durumdu.
Yeni bir gün için , maskemi geçirdim ruhuma, sarsılmaz görüntümü işledim tüm benliğime , gardımı aldım bu kirli dünyaya. Bu hale gelmeme sebep olan ailem için hazırdım. Yavaş adımlarla merdivenleri inmeye başladım. Adımlarım sekeye uğruyor, ayaklarım geriye gidiyordu sanki onları görmek , seslerini duymak , aynı havayı solumak dahi istemiyordum. En başta artık yorgundum.
"Elisa nereye gidiyorsun böyle, yine mi kahvaltıya kalmayacaksın? Bu sıralar çok göze batmaya başladın. Baban bu durumdan hiç memnun değil, büyüdün artık şımarıkça davranmayı bırak!."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
GİRİFT
ChickLitYağmur damlalarının ıslattığı saçlarına takıldı gözlerim uzun uzun izledim her detayını , sahiden onu sevebilir miydim ? Siyah harelerine dokundu yeşil gözlerim , kalbim bana ihanet edercesine hızlandı . Dolgun dudakları aralandı ve yavaşça fısıld...
