8.Bölüm

425 9 1
                                        


Tik tak

Tik tak

Tik tak...


Zaman , geri alınmayan bir saat bekçisiydi. Anlar bir hiç, anılar ise bir mezarlıktı. Anılar hep acıtır mıydı? Bilmiyordum. İyi bir anım olmamıştı. Hep acıydı benim hissetiğim bir tek acıydı.

Ellerim önümdeki tuvale binlerce çizgi atıyor. Bütün odayı filizlendiren müzik sesi ruhumu dinlendiriyordu. Parmaklarım bir ölü kadar beyaz değil siyahtı. Kara kalem mürekkebini akıtmıştı parmaklarıma bu dünyanın tüm acısını çıkarmak istercesine kirletmişti tenimi.

Düşüncelerim hep benimleydi. Hiç gitmemişti. Tıpkı Karan'ın saatler önceki gözümün önünden gitmeyen görüntüsü, tenimden hiç ayrılmamış gibi olan ellerinin aklımda olduğu gibi. Bir nefes kadar yakın diye fısıldamıştı kulağıma. Gerçekten bir nefes kadar yakınımda olur muydu ?

Kollarının arasında bir heykele dönüşmüştüm. Donmuştum. Sıcacık nefesi yüzümün her santiminde gezerken , tepki dahi veremeyecek kadar aklım başımda değildi.

Bu adam bana ne yapmıştı?

Kulağıma fısıldadığı cümleden sonra cevap vermeden eve doğru adımlamış içeriye kendimi zor atmıştım.

Şimdi ise resim odasında bir şeyler karalıyordum. Aslında karaladığım tek şey Karandı. Onun resmiydi. O beni buraya getirdiğinde gece saatleriydi . Ama şimdi Güneş çoktan doğmuştu. Aklımdan bir türlü çıkmamıştı. Ellerim tuvale bir tek onu yansıtmak istemişti.

Tıpkı o bana yaklaşınca atan kalbim gibi bir tek onu istemişti.

Aşk neydi? Bu duyguyu tarif edemezdim. Çünkü bu duyguyu hiç bir zaman tatmamıştım . Tatmak da istemezdim. Böyle bir şeye hazır değildim.

Yorgundum

Bencildim

En önemlisi ise KİMSESİZDİM

Bir kimsenin kimsesi olmamıştım. Bana bir kimse olan da olmamıştı . Bir adama duygu beslemeye korkacak kadar bencildim. Bir adama gözyaşlarımı akıtacak kadar delirmemiştim.

Attığım son çizgiye kaydı gözlerim. Karan'ın gece karası gözleriyle göz göze geldik tekrar çok güzeldi. Ama tuvaldeki gözleri, gerçekte bana baktığı o dipsiz kuyular gibi hissetirmemisti .

GİRİFTBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin