ay mrbbbbb
sik bolum atmaya calisiom ama iste mslf
neyse bol bol yorum yapin de neselenem
iyi okumalarr 💪🏻💪🏻
bir kaç dakika önce
hyunjin
Minho elindeki şarap bardağını bana verip direkt şişeyi içmeye başladığında buraya gelmenin büyük bir hata olduğunu anlamalıydım. O an anlamasam bile Jisung bir oyunda kaybettiği için Felix'i öptüğünde anlamalıydım. Jeongin'le burada konuşabileceğimi, belki ona itiraf edebileceğimi bile düşünmüştüm. Hatta ona vermek için bir hediye bile almıştım. Sarhoş Minho'ya ve kardeşinin saçma konuşmalarına dayanamamış ve biraz kafa dinleyeceğini söyleyip Minho'nun odasına oturmaya gitmişti. Geri de dönmemişti. Kardeşi yüzünden canı sıkılmış gibiydi. Kardeşi bizim de canımızı sıkıyordu gerçi. İkide bir Jeongin'in evde ya da dışarıda yaptığı saçma sapan, utanç verici olayları anlatıyordu. Susmak bilmiyordu ayrıca. Jisung'un aşık olduğu bir animeye laf edince Chan Hyung onu biraz daha cips yeme ve odasında bilgisayar oynama vaadiyle kandırıp odasına götürmüştü. Eğer o velet biraz daha yanımızda kalsaydı Jisung kesinlikle onu paramparça ederdi. (Haklı olarak)
Chan odadan çıkarken Seungmin mızmızlanarak "Daha fazla cips Jeongin'in başına bela olmaz mı?" dedi. Şu an ortamdaki en sarhoş ikinci kişi olmasına rağmen yeterince mantıklı konuşuyordu. "Ona vermeden önce Jeongin'e sorarım." dedi Chan Hyung gülümseyerek. O an anladım ki Chan Hyung zaten diğer odada tek başına oturan Jeongin'le konuşmak için bir bahane arıyordu. Belki o biraz konuştuktan sonra ben de Jeongin'le konuşabilirdim. Şans ayağıma gelmişti. Tekmelemeye de hiç gerek yoktu. Çıkmak ve Jeongin'le konuşmak için doğru zamanı beklemeye karar verdim.
Doğru zaman tabii ki de Changbin'in Seungmin'i tutmak için bir anda shot atmalı trust fall oynamak istediği zamandı. Gerçekten, nasıl bir arkadaş grubuna düşmüştüm öyle? (Eğer Jeongin de yanımızda olsaydı kesinlikle oynardım)
Üstümdeki çekingenlikten ve gerginlikten kurtulmak için Minho'nun bir on dakika önce elime tutuşturduğu bardaktaki bütün içkiyi içtim. Yavaşça Minho'nun odasına doğru ilerledim. Işık açıktı ama kapı kapalıydı. Chan Hyung gerçekten Jeongin'le konuşuyor olmalıydı. Sıkıntılı olduğunu onu evinden alırken bile farketmiştim. Kardeşinin de yanımızda olacak olmasının modunu düşürdüğünü varsaymış ve sormaktan vazgeçmiştim. Benim yerime Chan'la konuşması biraz kıskanmama neden olsa da, Jeongin daha iyi hissetmesi önemli olandı. Ne konuştuklarını merak ediyordum. Kulağımı bir kapıya yaklaştırdım. Yaptığım kesinlikle yanlıştı. Jeongin'in sorununu anlatmayı seçtiği kişi değildim. Yine de, bunu düşünemeyecek kadar sarhoş ve meraklıydım.
Chan evinin ses yalıtımını gayet güzel yaptırmıştı. Jeongin'in konuşmasını tam olarak anlayamıyordum. Fazlasıyla duyduğum yalnızlık, ölüm ve korku kelimelerinden ne hakkında konuştuğunu biraz da olsa kavramıştım.
Jeongin, ölümden ve yalnızlıktan korkuyordu. Peki ama neden? Ne olmuştu da bir anda ölüm hakkında aşırı düşünür ve bu düşünceler yüzünden kendini toplayamaz hale gelmişti? Jeongin'i bildim bileli yalnız değildi. Neden bir anda olmayan bir şeyin korkusu sarmıştı onu?
Jeongin, yaz tatilinden önce ona anlattıklarım yüzünden böyle olabilirdi. İki de bir dayımın ölümünden, annemin hastalığından bahsetmiştim. Bu ölüm hakkında bir anda çok fazla düşünmesini açıklardı belki de. Peki ya yalnızlıktan neden bu kadar korkuyordu?
O an aklıma bir fikir tohumu düştü. Aynı gece ona bir küçük bir öpücük vermiştim ve hiç bir şey söylemeden de gitmiştim. Bununla da kalmamış, o olaydan sonra karşılaştığımız ilk gün de yalnız başına ve mutsuz olmasına rağmen onu öpmek istemiştim. Ne kadar o gece onu öpmesem de, niyetimi ve duygularımı anlamıştı değil mi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
lovers rock - hyunin
General Fictioniçine kapanık, arkadaşlarıyla problemleri olan jeongin, okula yeni gelen hyunjin ile tanışmasıyla hayatında yenilikler yapmaya karar verir - another day - slow update!! | hyunin düz yazı
