merhaba.
yazması gerçekten zor bir
😔😔
abba- thank you for the music
Dışarıda biraz daha yürüdükten sonra durdum. Hala Hyunjin'in elini tutuyordum. Ben durunca o da durmak zorunda kalmıştı. Onu masadan kaldırırken, elinden tutup dışarı sürüklerken, zihnim bomboştu. Dışarısı soğuktu (kışın ortasında olduğumuzdan olabilir) ve ben montumu giymek yerine dakikalardır elimde taşıyordum. Üst üste kıyafetler giymekten asla hoşlanmamışımdır. Bu nefretim de neredeyse bütün kışı hasta geçirmeme neden olur genelde.
Hyunjin oflayarak soğuktan kızaran ellerimi sıvazladı. "Kafede kalsaydık senin için daha iyiydi sanki. Neden çıktık ki?"
Omuz silktim. "Bilmiyorum. Romantik bir an yaşayalım istemiştim. Ama havayı hesaba katmamışım." Montumu üzerine geçirdim. Genelde kendimden iki beden büyük kıyafetler aldığım için penguen gibi gözüküyordum artık. "Kıştan nefret ediyorum."
Gülümsedi. "Evet, her seferinde aynısını söylüyorsun. Şansa bak ki doğum günün de kışta."
"Evren beni hiç sevmiyor. Kışın doğum günü mü olur ya? Tatile denk gelip durduğu için de yalnız kalıp duruyorum." İç çektim ve yavaş yavaş yağmaya başlayan karı izledim. "Yalnız kalmaktan nefret ediyorum."
Gözlerim, yine ona kaydı. Bir şeyler demesini beklemiştim. Bunun yerine Hyunjin hafifçe gülümsedi ve beni banklardan birine doğru çekti. Gözlerimi kırpıştırdım. Elini daha da sıkı tutmak geldi elimden. Yavaşça yanına oturdum. Başımı biraz çevirince biraz ileride konuşan Minho Hyung ile Chan Hyung'u görmüştüm. Tartışıyorlar mıydı yoksa barışmışlar mıydı kesinlikle anlaşılmıyordu.
"Az önce sorduğum şeyi hatırlıyorsun değil mi?" dedi başını omzuma koyduktan sonra. "Tekrar soracağım. Neden iyi insanlar hep kendilerini yaralayan insanlara aşık olurlar?"
Gülümsedim. "Tekrar aynı cevabı vereyim o zaman." Başını kaldırdı. Gözleri parlıyordu. Ona bakımca, gülümsemem daha da büyüdü.
"Hak ettiğimizi düşündüğümüz sevgiyi kabul ederiz." Minho Hyung'un Chan'a attığı tokatla kıpırdandım. Yanlarına gitmeli miydim? Kalkmak için harekete geçmiştim ki Hyunjin elimi tuttu. Diğer eli da yavaşça saçlarım arasında geziniyordu. "Bırak ikisi kendisi halletsin." Eli, hala saçlarımda geziyordu. Bu kadardı işte, tek bir cümlesiyle ikna olmuştum. Gülümsedim ve biraz daha ona yaklaştırdım kendimi. Hyunjin başını kaldırdı. Gözlerinde, merak ve heyecan vardı.
"Hem zaten soracak bir sorum daha var." Gülümsedim. Yanaklarıma doğru inen elini dudaklarıma götürdüm ve avucunun içine küçük bir öpücük bıraktım. "Sor bakalım. neymiş sorun?" Başını tartışan ikiliye çevirdi tekrardan. Sanki soruyu sormak için ikisinin bir hareketini bekliyor gibiydi. Bense, tanrım, gözlerimi ondan alamıyordum. Hyunjin'i dünyanın sonuna kadar izleyebilirim gibi geliyordu. Chan Hyung, Minho'yu kendine çekip öptüğünde, Hyunjin tekrar bana döndü.
"Peki, daha iyisini hak ettiklerini bilmelerini sağlayabilir miyiz?"
Ah, artık sadece Minho ve Chan Hyung hakkında konuşmuyordu. Gözlerini bana çevirmişti bir kere .
Verebileceğim tek bir cevap vardı. Sonrasında ise Hyunjin'e başka bir cevap vermem gerekecekti. Ona doğru eğildim ve dudaklarına minik bir öpücük kondurdum.
"Deneyebiliriz." dedim gülümseyerek. "Her zaman denemek için bir şans vardır"
Hyunjin aniden ayağa kalktı, ardından da önümde diz çöktü. Cebinden çıkardığı jir çikolata parçasını uzattı. "O zaman sana layık biri olduğumu kanıtlamama izin ver."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
lovers rock - hyunin
General Fictioniçine kapanık, arkadaşlarıyla problemleri olan jeongin, okula yeni gelen hyunjin ile tanışmasıyla hayatında yenilikler yapmaya karar verir - another day - slow update!! | hyunin düz yazı
