"Aslında iyi bir aşçı olabilirdim."
Havucu rendelerken göz ucuyla ona baktım. Şef edasıyla tavadaki tavukları pişiriyordu. Bu haline gülümsedim. Mutfağa girdiğimizden beri kendisini yemek yapmaya fazlasıyla kaptırmıştı. Ona bir kaç kere müdahale etmek istediğimde ise önüme salata malzemelerini önüme indirmişti.
"Neden olmadın?"
"Babam. Babam yüzünden. Düzgün bir işte çalışmam gerekirmiş."
"Hala olabilirsin."
Ailesi hakkında çok az şey bildiğim aklıma gelmişti. Sadece lise zamanlarında hatırladığım mutlu aile tablosunu biliyordum. Elimdeki havucu tahtaya bırakıp bedenimi ona çevirerek tezgaha yaslandım ve devam ettim.
"Ailen nasıl? Onları en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum bile."
"Mezuniyet töreni olması lazım." Tavayı ocağa bırakıp altını kıstıktan sonra bana döndü. "İyiler. Hala buradalar."
"Onlarla sık görüşüyor musun?"
"Çok sık olmasa da evet." diye mırıldandı.
Ses tonuna bakılırsa ailesiyle ilgili bir sorun olmalıydı.
"Sorun ne? Yani hatırladığım kadarıyla aile yaşantın normaldi. Hatta standartların üstünde normaldi."
Kafasını sağa sola sallarken yüzünde alaylı bir gülümseme oluşmuştu. "Eskidendi."
Üstelemek istemiyordum. Kendimden biliyordum. İnsan bu konuları konuşmak için hevesli olmuyordu.
"İstediğin zaman konuşabiliriz." dedim sadece. Buna karşılık bana bakmaya devam etti. Sanırım bir şeyler anlatacaktı.
"Bu gece bende kalır mısın?"
Konuyu değiştirmişti. Kafamı tamam anlamında salladım. "Kalırım."
Tezgah ile onun arasında dikilirken yüzünü bana eğdi. Bunu beklemiyordum. Çok yakındık ve o çok yakışıklıydı. Tanrım. Hemde çok. Bu kadar zaman onu nasıl görememiştim.
Tokamdan çıkan, yüzüme dökülen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdığında sessiz bir şekilde her hareketini izlemeye devam ediyordum.
Bakışları yüzümde gezinirken diliyle dudağını ıslattı. "Çok güzelsin."
"Teşekkür ed-"
Yumuşak dudaklarını benimkilerin üstüne bastırdığında cümlem yarıda kesilmişti. Bunu ikinci kez yapıyordu. Asla şikayetçi değildim. Olamazdım. Öpüşüne karşılık verdiğimde bunu beklemiyor gibiydi. Elleri yanaklarımı kavradığında öpüşmeye devam ettik. Bir süre sonra kendini geri çektiğinde kapalı gözlerimi açıp ona baktım. Yüzünde aptal bir sırıtış vardı fakat inanılmaz havalı görünüyordu.
"Lise zamanlarımıza geri dönmek isterdim."
"Bu da nerden çıktı?"
"Senin için her şeyi yapardım. Sonucu ne olursa olsun çabalardım."
Gülümsedim. Yanımda olmasını isteyeceğim çok zamanım vardı. "Lisede değiliz fakat şimdi birlikteyiz."
"Haklısın ve seni bırakmaya hiç niyetim yok."
Hislerini bana yansıtmaktan çekinmiyordu. Yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Bir şey söylemeden yüzümdeki aptal sırıtışla yarım havucu alıp rendelemeye devam ettim. Kaçamak bakışlarla ona baktığımda, benden hiç bir farkı yoktu. Sırıtıyordu.
Zayn'in hazırladığı mükemmel akşam yemeğinden sonra kendimi koltuğa atmış, karnımda oturan Tina'yla oynuyordum. O kadar mayışmıştım ki saati umursamadan uyuyabilirdim. Tina da benden farksız sayılmazdı.
