Canım sıkıldığı için ne zamandır kapısının önünden bile geçmediğim fransızca kursu için hazırlanıyordum. Dün babama kursa gitmek istemediğimi söyledikten sonra böyle bir hareket ne kadar mantıklıydı bilmiyorum. Bir zorunluluk ya da sorumluluk duyduğum için değil sadece yapacak bir işim ya da planım yoktu. Zayn tüm gün kursta olacak ve sonrasında özel dersleriyle ilgilenecekti. Geç geleceğini söylemişti. Niall hala Dylan'ın götünü kurtarma peşindeydi. Louis ve Elle 'aşklarını' yaşarken Felix ise sadece takılıyordu. Kısacası bu gün tek başımaydım.
Aynanın karşısına geçip son kez kendime baktım. Siyah geniş pantolonumu ve lila rengi kazağımı giymiştim. Bu kazağın rengini tenime çok yakıştırıyordum ve ne zaman giysem öz güvenli hissediyordum. Saçlarımı kendi haline bırakıp yarım topladım. Makyajım ise sıradandı. Fena sayılmazdım.
Hava gittikçe soğuduğundan ve kurstan geç çıkacağım için en kalın montumu üzerime geçirdim ve şalımı boynuma sardım. Çıkmadan önce masada duran fransızca kitabını alarak evden ayrıldım. Dışarıya adım attığım an yüzüme çarpan rüzgar beni karşılamıştı. Bundan hoşlanmamıştım. Kafamı eğip hızlı adımlara kursa yürümeye başladım. Aynı zamanda hayatı sorguluyordum.
Dün geceden beri aklımda olan düşünce, babamın neden beni Londra'ya çağırıyor olmasıyla ilgiliydi. Üstelik güzel haberleri olduğundan bahsetmişti. Yoksa boşanıyor muydu? Hayır. Bu onun için iyi haber olmazdı. Camille'ye gerçekten değer veriyordu. Kendi gözlerimle görmüştüm. Başka ne olabilirdi ki? Yeni bir araba mı almıştı yoksa yeni bir ev?
Yaklaşık on dakika sonunda çokta uzak sayılmayan kurs binasının önüne gelmiştim. Ne yapacaktım ki? Neden gelmiştim? Kapıyı açıp içeri girdim. Girişte masada oturan sekreterler yanlış bir yapmışım gibi bana bakıyorken olduğum yere sindim. 'kapıyı kapatın' yazısını görmemle kapıyı geri kapattım. "Pardon."
Üst kattaki sınıfa çıkmak için hamle yaptığımda ilk gün konuştuğum sekreteri gördüm. Üzerine giydiği uzun kazak ve taytı, uzun saçları ve renkli uzun tırnaklarıyla bana doğru geliyordu.
"Merhaba, Adela. Çok uzun zaman oldu. Nasılsın? Nerelerdeydin?"
Evde.
"Merhaba. İyiyim, siz nasılsınız?"
Baştan aşağı beni süzüp konuştu. "Bende iyiyim canım. Çok güzelsin."
"Teşekkür ederim." dedim utanarak.
"Seni zaten çok beğeniyorum. İlk günden beri herkesin dikkatini fazlasıyla çekiyorsun."
Sohbet etmek istiyordu. Bana özel değildi. Kursa gelen her öğrenciyle böyle konuşurdu. Yaş fark etmiyordu onun için. Sadece fazla meraklıydı ve sanırım dedikodu yapmayı fazlasıyla seviyordu.
"Teşekkür ederim. Derse gitsem iyi olacak." dedim ve bir şey söylemesini beklemeden merdivenlere yöneldim. Sınıfı bulduğumda içerdeki bir kaç kişiye ufak bir tebessüm göndererek en arkaya geçtim. Elimdeki kitabı ve çantayı sıraya bırakıp üzerimdeki monttan kurtuldum.
Dersin başlamasına bir kaç dakika vardı. Telefonumu elime alıp Zayn'e yazdım.
Adela: Bu gün bir çılgınlık yaptım
Adela: Tahmin et
Mesajı hemen görmüştü. Tüm gün yoğun olacağını düşünüyordum.
Zayn: Saçlarını mı kestirdin?
Hayır. Kestirmemi mi istiyordu?
Adela: Haaaayıııırr
Adela: Kestirmemi ister miydin?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
serendipity •zm
Fiksi PenggemarAramazken bulunan, mutlu tesadüf. 010123 @besameoldlover
