Bartu tekrardan uyumuştu. Onun yanından çıktım annemler dışarı da konuşuyorlardı. Bekleme salonunda oturuyorlardı. Ayaz beni görünce;
" Abla niye kalktın dinlenmen lazım. " Dedi sonra kolumu gördü;
" Koluna ne oldu abla? "
" Beş dakika önce Bartu uyandı. Onu yanına gitmek için yürüdüğüm de serumu unutmuştum. Hemşire pansuman yaptı. İyiyim ben de Bartu nasıl olacak? Ona ne olacak? " Dedim sonra babam;
" Bartu ve Masal bizimle kalacak onlara biz sahip çıkacağız. Uyandığında her şeyi söyleyeceğiz. Çok zor olacak onun için ama yapacak bir şey yok biliyorsunuz. Ha bu arada kolunda kırık var hem de sağ kolu doktor 6 hafta ya da daha uzun sürebilir dedi. 5 hafta sonra da alçısı çıkacak koluna dikkat edin. " Dedi babam, onunla bizzat ben ilgilenmek istiyordum. Bu konuda sevinmiştim, bizim yanımızda kalacağına sevinmiştim. Babamla gurur duyuyorum. Hepimiz kalktık, Bartu'nun odasın girdik. Halen uyuyordu. Babam uyandığında konuşacaktı hemen, bu onun için çok ağır olacak biliyoruz ama doğrusu bu, gecikmeden bu durumu öğrenmesi lazımdı. Ve artık akşam olmuştu geçen üç, dört saat sonunda Bartu uyandı. Hepimize sırayla göz gezdirdi. Sonunda sordu;
" Yiğit abi annemle babam nerede? Onlara bir şey mi oldu? " Dedi yüzündeki endişe, korku ve gözlerinden akmakta olan yaş. Babam biraz durdu ve söylemeye hazırlandı;
" Bartu öncelikle sakin ol abicim. Bir kaza oldu, baban olay yerinde ö-öldü. Annen... Annen ise hastaneye getirildi durumu kritikti. Yoğun bakıma alındı ama o-oda vefat etti. Oğlum başın sağ olsun. " Dedi ve Bartu birden kalkmaya çalıştı.
" Dedi ve Bartu birden kalkmaya çalıştı
Ayaz ve babam onu tutmaya başladı. Boynundaki damar delice belirginleşti, yüzünden terler akmaya başladı. Onu nasıl teselli edeceğimi bilmiyordum. Babam sarıldı o an Bartu ağlamaya başladı hıçkıra hıçkıra yanlarına oturdum. Annem dayanamadı. Masal'ı da alıp çıktı dışarıya. E-Emre'de gözyaşlarını tutamadı. Ben de Ayaz'a sarıldım yine içimde ürperti belirdi. Onu sakinleştiremiyorduk. Emre hemşireyi çağırdı. Çok zordu benim içinde hele onu o halde gördüm ya içim paramparça olmuştu. Hemşire ona sakinleştirici uyguladı. Gözleri yavaş yavaş kapanıyordu. Gözyaşları yanağından süzülmeye devam ediyordu. Artık onun için hayat nasıl olacaktı? Hiç bir fikrim yok. Babam doktor ile konuşmaya gitti. Ayaz ise annemin yanına odada Emre ile biz vardık. Ben Bartu'nun yanına geçtim. Gözyaşlarını siliyordum. Ama kendime hâkim olamıyordum. Sonra iki omzuma biri dokundu. İrkildim Emreydi;
" Ne yapıyorsun korktum? " Dedim.
" Özür dilerim amacım seni korkutmak değildi. " Dedi ve yanağımdaki yaşları sildi. Elimi tuttu;
" Sakin ol Gözde her şey düzelecek. " Dedi ben elimi çektim onun elinden. Fazlasıyla yakındı bana, ayağa kalktım ve annemin yanına gittim. Sonra babam geldi;
" Yarın taburcu edecekler. " Dedi sevinsem mi? Üzülsem mi? Bilmiyorum.
Sonra dışarı çıktım. Hastanenin bahçesindeki banklardan birinde oturdum. Dizlerimi yukarı doğru çektim ve başımı dizlerime dayadım. Düşünmeye başladım. Sonra telefonumdan müzik açıp kulaklığımı taktım müzik açtım. Son ses dışarıdan hiçbir şey duymak istemiyordum. Sadece müziğe odakladım bir kaç saat oturdum o şekilde.
Sonra Ayaz yanıma geldi. Omzuma yaslandı, yorgundu. Oda bu olay onu çok etkilemişti. Saten etkilenmemek elde değildi. Yarın Arzu abla ile Barış abinin son yolculuğuydu.
Bu sessiz yolculukta, tarifsiz bir yalnızlık içindeydim... Hayat ne kadar kısa daha bir gün önce gülüyorlardı oysa. 22:04:59 Burada Dursaydı Zaman...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Daima Benimsin
Fiksi Remaja" Uyanma vaktin geldi Bartu Vural ! " Dedim sesimi hafif yükselterek . " Sen halen dersini almadın mı ya ? Dünkü korkman yetmedi galiba . " Dedi gözlerini ovalayarak . " Bir ders aldığım doğru . Aslına bakarsan mutluyum bile . Bu yaptıklarından sonr...
