7- KARAN

15 7 0
                                    


''Açıklama yapmama izin vermeyecek misin?'' Sorduğum sorunun aptallığıyla kapadım gözlerimi. Tabii ki vermeyecekti. Şu anda olayı onun açısından ele alırsak polisi araması falan gerekiyordu. Çekik ela gözlerinden içini okumak pek mümkündü. Ellerini göğsünde düğümleyip çok matah bir şey anlatmamı bekler gibi kaldırdı kaşlarını. Tamamen haksız olmak çok kötü bir duyguydu. ''Bak, olay biraz karışık. Öncelikle gerçekten özür dilerim. Ben gerçekten o tarz biri değilim.'' Bakışlarını çok az olsun yumuşatmayı başarmıştım ama şüpheyi bir kenara bıraktığını söyleyemezdim. Beni beklemesini rica edip aceleyle eşyalarımı topladım. Çantamı sırtıma atarken sabrının azaldığını fark ediyordum. ''Kahve içmek ister misin?'' Kahverengi gür kaşlarını çattı. Ağzından çok kötü bir kelime çıkacaktı ki sorumu tamamladım. ''Kantinde...'' 

                          ***

Merdivenleri bir bir geride bırakıyorduk. Arkasında yürümemi pek istemiyordu. Gerçekten şu an biraz kaçarım varsa o da eli yüzü düzgün bir adam olduğum içindi. Gözaltı morluklarımı saymazsak tabii . Yaşadıklarımın ne kadarını anlatacağıma henüz karar vermemiştim. İçimi açma konusunda pek istekli değildim ancak yapmak zorundaydım. Son aylarda oluşan sosyal anksiyetemle ilk savaşlarımdan birinin bu kadar zor olacağını düşünmüyordum doğrusu.  Kahvelerin ücretini ödeyip kıvırcığın peşinden hızlı adımlarla ilerledim. O, bu konu hızla kapansın isterken ben tam aksine kendimi tüm detaylarıyla açıklama derdindeydim. Dışarı çıkar çıkmaz montunun cebinden sigara paketini çıkarıp yaktı ve elimdeki kahvelerden adı üzerinde yazanı aldı. Karan... Adını bu vesileyle öğrenemeseydim, henüz sorabilecektim. Ailesi onun esmer tenine ve çekik ela gözlerine yakışacak ismin Karan olduğunu düşünmekte haksız sayılmazdı. Kahvesinden bir yudum alıp sigarasını dudaklarına götürmeden önce konuştu. ''Dinliyorum.''  Benim için hiç vakti yoktu ve bunu iliklerime kadar hissettiriyordu. 

Aynı şekilde kahvemden bir yudum aldım zaman kazanmaya çalışırken. Ağzımdan çıkacak kelimeleri dikkatle seçmem gerekiyordu. Bende bir sigara yaktım ve biraz da zorlayarak konuşmaya başladım. ''Normalde pek barlarda takılan bir tip değilimdir. O gün orada olmamın ve seni öpmemin bir bahanesi vardı.'' 

Tek kaşını kaldırıp sordu bilmiş bir tavırla. ''Suçuna kılıf bulabiliyorsun yani?'' Boğazıma kelimeleri teker teker tıkıştı. ''Duymak isterim açıkçası.'' 

''Hayır bu bir bahane değil.'' Bahane değilse neydi Çağıl?  Oluşan derin sessizlik ikimizi de geriyordu. Bir an önce söylesem iyi olacaktı fakat nasıl yapacaktım bilmiyordum. 

''Bundan yaklaşık dört ay kadar önce. Aslında bardaki o olaydan bir buçuk ay kadar öncesi...'' 

''Evet?'' Çekik gözleri merakla doldu. Devam ettim. 

''Kız arkadaşım ölmüştü.''  

Tam karşıdan yüzüme vuran soğuk rüzgar gözlerimi yakıyordu. Ağlayacak değildim pek. 

Karan ise pek anlayamamıştı sanırım beni. ''Sen de bu yüzden gelip beni öptün yani?''  Tanrım, kendini başka birine açıklamak zorunda kalmak ne zor şeydi böyle.  ''Hayır, Karan... Oraya en yakın arkadaşımın zoruyla kafa dağıtmak için geldim ve çok içmiştim.''

''Kafa dağıtma şeklin çok hoşmuş doğrusu...'' Sinir kat sayım artıyordu. Laf sokmadan iki dakika dinlese çok iyi olabilirdi. 

Sakinleşmeye çalışarak derin bir nefes verdim. ''Karan, dinler misin?''  İronik bir gülüş Karan'ın dudaklarına yerleştiğinde laf sokmasına fırsat vermeden devam ettim. ''O gece bara geldim ve biliyorsun içerisi gerçekten çok iyi aydınlatılmıyor. Nükhet'in de saçları kıvırcıktı, yani ölen kız arkadaşımın. Ben ona aşıktım ve belki tahmin edebilirsin ölüme alışmak hiçbir şekilde kolay bir şey değil.'' 

KENDİNE İYİ BAK SEVGİLİMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin