*BİR HAFTA SONRA*
Karar vermiştim. Yas içinde yıllarımı kaybetmek bana daha fazla getirecekti bunu biliyordum. Kararımı artık gerçekten vermiştim. Bu ev bana hüzün ve yalnızlıktan başka bir şey vermiyordu. Annemin benden istediklerini bir bir yerine getirecektim. Artık hayatımda olamayan insanların olduğu fotoğrafların izlerini barındıran duvarlar üzerime üzerime geliyordu hep. Buna ben izin veriyordum.
Saat 08:52. Nisanın 20'si.
Göksel Teyze İzmir'e aile ziyaretine gideli 3 gün olmuştu. Bu arada yalnız kalıp daha sağlam düşünebilmiştim. Asansörden inip daireme doğru ilerlemeye başladım. Sağ elimdeki koli bandını ağzıma sıkıştırdım. Sol kolumun altındaki kolileri düşürmemeye çalışarak anahtarı deliğe sokup açtım kapıyı. Taşınacaktım. Henüz annemin bana aldığı bungalovu görme fırsatım olmamıştı fakat bugün eşyaları taşımak için gittiğimde görecektim. Kolileri yere bırakıp kapıyı kapadım. Bu küçücük, hüzün dolu kutudan ayrılacaktım bugün.
Ancak büyük bir korkum vardı: anılar. Anılarla yüzleşince ne yapmam gerektiğini bilmiyordum pek. Fotoğrafları atmayı becerememiştim henüz. Onlarla karşılaşınca neler olacağını da bilmiyordum.
Mutfak. En kolayı mutfaktı benim için. Önce kahve makinemi yerleştirdim düzelttiğim kutulardan birine. Daha sonra kupalara kaydı gözlerim. Benimkileri bir kutuya, Nükhet'inkileri de bir diğerine yerleştirdim. Yaklaşık iki saat sonra mobilyaları almak için tuttuğum nakliye ekibi gelecekti. Nükhet'in en sevdiği pikeyi alacaktım. Bana ait olan eşyaların olduğu kutuya koydum. Geri kalan her şeyi de annesine teslim etmek üzere özenle kutuladım. Mutfak ve salonun küçük eşyaları neredeyse bitmişti. Annemin hediyesi ettiği televizyonu da kutusuna koyup kenara koydum. Daha sonra cüzdanımı çıkarıp halı yıkama şirketine ait kartı buldum ve numarayı aradım. Onları da rulo şekline getirip bantladım ve duvara yasladım. Koltuklar, sehpalar ve beyaz eşyalar kalmıştı yalnızca. Sehpalar, orta sehpa... Kahretsin! Nasıl unutmuştum Karan'a kitabını teslim etmeyi? Daha sonra buna yoğunlaşmak üzere erteledim.
Berkan yardım etmek istese de reddetmiştim. Bunu yalnız yapmak bana iyi gelecekti. Hayatımda bir çağı kapatıp diğerini açmıştım ve bu yeni çağ yalnızlık doluydu.
İşte korkulu rüyam olan o oda: yatak odamız. Yatak odasına girdim. Dolabı açmayı gerçekten istemesem de açtım. Benim kıyafetlerim en kolay olanıydı. Hepsini rastgele koydum bir başka kutuya. Nükhet'in tarafı kalmıştı şimdi. Derince iç çektim dolap kapağının başında. Elimi bir hayli uzamış kahverengi saçlarımdan geçirip başımı kaşımak da pek yardımcı olmamıştı. Sıra yüzleşmekteydi şimdi, acımla yüzleşmekte. Dolabın kapağını aralamamla beraber yüzüme vuran o koku... Sakallarımı kaşıdım istemsizce. Yüzleş Çağıl.
Askılardan çıkardığım kıyafetleri bir bir istemsizce inceledim. Bu kırmızı tişörtü genelde uyurken giyerdi. Çizgili lacivert kazak ise hasta olduğu zamanlara aitti. Bunu giyip kanepeye kıvrılır, benden ilgi beklerdi.
Garip. Tüm bunların beni sadece ağlatmasını bekliyordum fakat mutlu etmişti. Anıları hatırlamanın beni gülümseteceğini hiç ama hiç tahmin etmiyordum. Hepsini özenle katlayıp koydum kutulara. Nükhet'in eşyalarının olduğu kutular bir tarafta, benimkiler diğer tarafta yığın olmuştu. Dolap bittiğinde çift kişilik bazayı, altındaki kutularda ne olduğuna bakmak için kaldırdım. Birkaç tane kutu vardı yalnızca. Sırasıyla açtığımda, Nükhet ile benim küçüklük fotoğraflarımız, aile albümlerimiz... Diğerinde benim kaldırdığım fotoğraflar... Bunları da tek tek ayırıp kutuladım. Çalışma masasında bilgisayarı da Nükhet'in eşyalarının olduğu kutuya koyup Son koliyi de bantlamadan hemen önce kapı çaldı. Nakliye ekibini içeri aldığımda önce tokalaştık. Daha sonra herkesi yönlendirdim. Orta sehpaya sıra gelmeden hemen önce üzerinde Karan'ın numarasının yazılı olduğu kitabı aldım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KENDİNE İYİ BAK SEVGİLİM
Romance* Karan, hemen yanında oturan Çağıl'ın gözlerinin içine dolu dolu baktı. Şöminenin ateşinin loş ışığı yüzlerini aydınlattıkça sakladıkları duyguları da gün yüzüne çıkarıyordu. Çağıl kendini suçlu hissediyordu. Karan'ın bakışlarından kaçmaya çalışsa...