"Tuna bak annemin yanında tuhaf tuhaf konuşma, zaten abim kışkırtacaktır seni."
Ellerimi avuçlarının arasına alırken güldü. "Sen merak etme İnci. Halledeceğim ben." dedi ve yanağıma eğilerek küçük bir öpücük kondurdu. "Hem sizin gelmenize gerek yok. Annen bizi çağırmış sonuçta."
Gözlerim şaşkınlıkla büyürken kafamı iki yana salladım. "Hayır, delirdin mi sen? Abimde varken ikinizi baş başa bırakır mıyım sanıyorsun?"
"Abin hiçbir şey yapamaz bana. Adama hapishane kaçkını muamelesi yapma."
"Aslında öyle." dedim dudaklarımı birbirine bastırırken. "Abim iki yıl önce hapisten çıktı."
Tuna'da gözle görülür bir renk değişimi olurken gözleri büyüdü. "Na-nasıl?"
Daha gizemli bir hava yaratmak adına gözlerimi kısarken uzaklara baktım. "Bundan beş sene önce benimle sevgili olmak isteyen bir çocuk vardı. Neydi adı... Heh! Emre." Tam gözleri önünde parmak şıklattığımda nefes almayı bırakmıştı. "Emre'yi tam beş," derken elimi açıp gözünün önünde salladım. "Beş yerinden bıçakladı."
Kaşları kendiliğinden havalandığında gülmeye çalıştı. "Ben seninle ciddi düşünüyorum ama." Başını önüme doğru eğdi. "Şeyapar mı ki?"
Elimi havada salladım onu yatıştırmak adına. "Yok yok korkma. Ciddi düşünenleri bir yerinden bıçaklıyor sadece."
Tam yüzünün şokla patlamasını beklerken kaşlarını çattı. "Ahmet mi yaptı bunları?" Sonra ben bir şey söylemeden göz devirip lafa girdi. "O benden daha kedi be."
"İnanması güç değil mi?" dedim kıkırdarken. "Daha iyi bir yalan bulmalıyım."
Tıpkı benim gibi gülmeye başladığında bakışlarını önümüzde dalgalanan denize çevirdi. "Bıçaklanmaya razı olur muydum bilmem ama. Sanırım şu anı tekrar tekrar yaşamak adına bir kerelik göze alabilirdim."
Dalga geçer gibi başımı salladım. "Tabii canım."
.....
"Ee oğlum anlat ne anlatacaksan? Yarım saattir ağzında bir şeyler geveliyorsun." Hanife teyzenin bilmem kaçıncı tekrarı üzerine ellerimi önümde birleştirdim.
Ahmet, hemen yanımdaki koltuktan kendi kendine kıkırdarken oturduğu yerden dikleşti. "Evet Tunacığım seni dinliyoruz."
"Ben şey diyecektim..." Derin bir nefes alırken gözlerimi kapattım. "İnci ve ben,"
Hanife teyze heyecanla öne atıldı. "Evet İnci ve sen..." Onun bu heyecanına korkuyla bakarken Ahmet birden hareketlendi.
"Şey,"
"Yoksa birlikte misiniz?" dedi birden ellerini birbirine çarparken. Yanlış anlamadıysam kadın kendi söylediğine sevinmiş gibiydi. Buna cesaretle heyecanla "Evet biz beraberiz." dedim korku dolu bir gülüşle.
Ahmet annesinin ağzının içine bakarken sanki azarlamasını bekler gibi bir hali vardı. Hanife teyze ise ona inat kocaman bir kahkaha attığında korkuyla geriye yaslandım. "Nihayet!"
"Ne?!" Ahmet şaşkınlıkla annesine bakarken donmuş gibiydi.
"Sizin birini bulmanızı bekleyene kadar ömrüm gidecekti vallahi. Ahmet'ten bir hayır gelmeyeceğini anlamıştım. Canım kızım benim."
"Ne diyon anne?"
"Ne, nasıl yani?" dedim mutlulukla ayaklanırken.
"Bu salakların evleneceği yok diye beşik kertmelerini getirdim belki aralarında bişey olur diye ama kimseyi istemediği biriyle zorla evlendirecekte değilim. Baksana ben Ulaş'ı getirmesem daha İnci'nin bana bişey söyleyeceği yoktu." dedi Hanife teyze ellerini havada sallarken. "Ahmet zaten ayrı kafa. Leyla'dan başkası paklamaz onu."
"Anne beni niye zorluyorsun. Ben Sedef'i seviyorum."
"Seviyorsan adam gibi söyleyecektin o zaman. Kız kendisi geldi söyledi ilişkinizi. Karar verdim o kız senden daha iyisini hakkediyor."
Kendini tutmayarak kahkaha attığımda Ahmet delici bakışlarını bana çevirdi. Gözlerini benden çekmezken elini önündeki tahta masaya hızla vurarak bağırdı. "Adamım ben anne. Sedef den başkasıyla da evlenmem dediysem evlenmem!"
Hanife teyze yavaşça sehpanın altına doğru eğilirken ayağından çıkardığı terliği Ahmet'e fırlattı. "Çakma erkeğe bak sen. Git o kızın gönlünü al ondan sonra hava yap bana."
......
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kat 3 'Texting' (Tamamlandı)
Short StoryDaha önce okuduğunuz Tuna ve İnci'nin Kat 3'ü şimdi yeni haliyle burada🎉 Hikayeyi en başından uzun haliyle tekrar okumak isteyenleri buraya, hızlı okumak isteyenleri texting haliyle profilimdeki diğer hikayeye bekliyorum. *** Siz: Şu müziğin sesini...
