22.B

1.8K 108 3
                                        

Daire5: Cevap verecek misin?

Daire5: 10 dakika oldu bekliyorum hâlâ.

Siz: Geldiğin için çok teşekkür ederim ama gidebilirsin artık.

Siz: Yanına gelmeyeceğim.

Daire5: Artık çocukluk yapıyorsun.

Daire5: Sana seni tanıdığımı söyledim. Artık kim olduğunu biliyorum, gelebilirsin.

Siz: Sorun beni tanıyıp tanımaman değil.

Siz: Sadece yüz yüze gelmek istemiyorum. Bir süredir ortada olmamamın sebebi de sen değilsin. Ablam böyle düşündüğünü söyledi ama hayır.

Siz: Kendine çok pay çıkarıyorsun o kadar.

Siz: Geldiğin içinde teşekkür ederim.

Yazıyor...

Görüldü

Yazıyor...

Daire5: Peki

Hızla yerinden kalkarken bir hışımla kapıya döndü ve kapıyı sinirle açarak dışarı çıktı. İşte bu davranışları onu gördüğüm gündeki gibiydi. Hırçın ve sinirli bir o kadarda tatlı ve kibar.

Mesajına cevap verme gereği duymamıştım çünkü ne söylersem söyleyeyim bana daha çok sinirlenecekti. Haklıydı da. İlk tanışmamız okulun yakınındaki bir kafede olmuştu. Ben harçlığımı çıkarmak için okuldan arta kalan zamanlarda o kafede çalışırken o sevgilisiyle gelmişti kafeye. Etrafına neşe saçan yüzü sevgilisinin birkaç sözüyle solarken gözleri dolmuştu.

Sinirden sıktığı yumruklarını iyi hatırlıyorum. Oturduğu yerde duramıyor gibi sabırsız ayakları kıpırdanıyor öfkeyle ellerini saklayacak yer arıyordu. Siparişlerini sessiz sedasız yanlarına getirdiğimde sevgilisi konuşmayı bırakmıştı. İkiside sessiz sedasız kahvelerine uzanırken hissetmiştim İnci'nin öfkesini. Titreyen parmaklarını cebinden çıkarıp avuçlamıştı fincanı.

Yine o günkü gibi bugünde sinirle titreyen elleriyle terk etmişti kafeyi.

Kahvelerini uzattıkan sonra bakışlarını çevirdi bana. O an donup kaldığıma eminim. Nefesim kesilmişti sanki. Yanlış olduğunu bile bile eriyip biten kalbim onun gözlerinin yeşiliyle can bulmuştu tekrar. Sanki onun titreyen parmakları bana geçmiş gibi bir iki adım geriye anca ilerlemiştim. Tuttuğum tepsi bile her an avuçlarımdan firar edecek gibiydi. Arkamı dönüp mutfağa gidişimin ne kadar zor olduğunu tarif bile edemem.

Ben daha kendime gelmeye çalışırken kırılan cam sesini ardından yankılanan bağırışları duyduğumda fırlamıştım tekrar dışarı. Adam zorla İnci'nin kolundan tutuyor ve sürüklemeye çalışıyordu. Küçük kadının hırçın çırpınışları işe yaramazken ben atlamışım ortaya. İnci'nin pamuk ellerinden tutup adamın elinden kurtarmıştım. Kahraman misali ha?

İnci ondan kurtulur kurtulmaz dışarıya kaçmıştı. Sonrası da malum. Çok temiz bir dayak yemiştim. Ben ne anlarım ki zaten kavga etmekten. Ama değerdi. Onun o tenine dokunuşum için değerdi.

İlk ayım o yeşillerle geçmişti. Sonrası adeta mucize gibiydi. Yan daireye taşınan İnci resmen benim mucizeye inancımı arttırmıştı. İlk mesajımda onun kim olduğunu bilmiyordum. Hatta onun merdivenlerde söylediği şarkılardan bile tanıyamamıştım onu. Sesi öylesine güzel gelmişti ki o kafedeki günü hatırlayıp Sezen Aksu söylesin istemiştim.

Ertesi gün merdivenlerde o şarkıyı söylemişti. Daha istediğim şarkıyı söylemeden hissetmişti sanki. Kapının deliğinden görmüştüm kim olduğunu. O günüm adeta bayram sabahını andırıyordu.

Bundan sonraki sabahlarımın bayram şekerine yaklaşmakta neden korkuyordum bilmiyorum. Bu saçma tanışma hikayesi beni sinirlendiriyordu. Adımı yeni öğrenmiş komşumun kısa süren bir oyunuydu bu. Bunu bozup neden uzaklaşsın ki benden? Neden karşısına çıkarsam her şey bozulacak gibi hissediyorum ki ben?

Kat 3 'Texting' (Tamamlandı)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin