-five🐈-

1.2K 172 253
                                        

Mrrr~~

Resim yarışmasının da açıklanması ardından hepimiz ayrıldık beden salonundan. Günümüzün yarısı gitmişti neredeyse. Dersten kaytarmak güzeldi, şimdi okulun bitmesine tek bir ders kalmıştı ve biz son teneffüsümüzde uzun koridorlarda dolaşıyorduk.

Jeongin, Hyunjin ve Felix yorulduklarını bahane ederek sınıflarına kaçmışlardı. Bende yine peteğe yaslanan Seungmin ve Changbin'in yanına gitmiştim. Seungmin sürekli bir şeyler anlatıyordu ve sayesinde zekam yükseliyordu, böyle şeylere merakım artıyordu.

"bendeniz Changbin," ben cama, Seungmin peteğe yaslanıyordu ve Changbin'in sürekli yapmaktan zevk aldığı sinemayı izliyorduk.

"sizi kuyruğumla nakavt edeceğim!! Gücümü küçümsemeyin!!" sağa sola savruluyordu çocuk. Çoğu kişiye aptalca gelse de Changbin ne zaman böyle olsa mutlu olduğunu hissediyordum. Kuyruğu yüzünden üzerinde çok baskı vardı.

Bize söylemiyor fakat laf edenleri bulup silmek lazım.

Gülerek onun şovunu izlerken yorulmasıyla yanıma yaslandı. Şimdi dedikodu yapma vaktiydi. Jeongin'i yanımıza çağırıp bize bir kaç olay anlatmasını istedik. Koşa koşa yanımıza gelip dedikodu yapmaya başladığında Seungmin'i de kendisini dinlemesi için kolundan çekiştirdi ama o sıcak yerinden ayrılmadı. Petekleri seviyordu, kuyruğunu petekte ısıtmak okuldaki favori aktivitelerdendi.

Jeongin anlatmaktan yorulmuş ve duvara yaslanmıştı.

"boğazım kurudu, kahve içelim!" yeniden enerjik bir şekilde doğrulup kuyruğunu salladığında direkt olarak kantinin yolunu tuttu. Bizde Seungmin'i zoraki bir şekilde kaldırıp arkasından ilerledik.

Kahveleri severim, uykumu kaçırmak yerine uykumu getiriyor. Ve ben uyumayı çok severim.

"sıcak çikolata falan mı alsak?"

"istediğini al. Zaten bize sorsan da istediğini alıyorsun." Jeongin gülerek beni onayladığında hızlıca sıraya girişti. Kuyruğu sallanırken sırasını beklemeye başladı. Biz ise kantinin peteğine yaslandık.

"Minho, birilerine çelme taksak ya?"

"içine Hyunjin mi kaçtı Changbin?" Changbin kulaklarını düşürüp gözlerini kısarak bana baktı.

"gören de iyilik meleği sanar." ona karşı göz devirdim. Zaten bir iyilik meleğiydim! Kedi bir melek.

"Kahveleri alın lan, uşağınız mıyım!" çoktan sırasını bitiren Jeongin kahveleri almıştı bile. Hepimiz elimize bir tane aldık.

"çok sıcakmış be." üstünden üfledim karton bardaktaki kahveye.

"ay, elim yandı!" Jeongin yanan elini hızlıca sallarken Seungmin ona nereden geldiğini bilmediğim bir özellik sayesinde sıcak kahveyi neredeyse tekler gibi içmişti. Dibinde hafif kalmıştı. Changbin ve ben yavaş yavaş içiyorduk.

"Minho kuyruğun kalkıyor."

"hay sikeyim ya!" bu da benim garip bir özelliğimdi.

Hani insanların çay içerken otomatik serçe parmağı kalkar ya, ona benzer bir şey. Bir şeyi ayakta içerken garip bir şekilde kuyruğum kabararak dikleşiyor. Bu özellik beni rahatsız ediyor çünkü sanki birinden etkilendim de o yüzden kuyruğum kalktı gibi duruyor. Yine de fark ettiğimde kontrol altına alabiliyorum.

Ota boka da kalkıyor şerefsiz!

Okul koridoruna kadar yavaş yavaş gittiğimizde Seungmin teneffüs sonu yaklaştığı için sınıfına giderken biz koridorda yürümeye devam ediyorduk.

Thin Thin, Meow! ~minsung~Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin