Mrr oy yorum meow~~
"Çinli mi?" Nefesleri arasından konuştu Minho. Acısı az değildi.
"Üzgünüm ama benden alabileceğin bilgi bu kadar Minho. Ben sadece bir aylakçıyım, sadece çalışırım. Jisung hakkında hiçbir fikrim yok. Patronum hakkında olmadığı gibi. Ama eğer bir şey öğrenirsem sana haber vereceğim. Karşılığında..." Pençesini Minho'nun bacaklarından birine yasladı.
"Bunu alırım."
-----
"Han Jisung..." Jisung yaslandığı duvardan sesini duymasıyla doğrulmuştu.
"Buyurun?" Karşısındaki iri yarı takım elbiseli adama gülümsemişti. O sırada yanına birkaç polis gelmiş, Jisung'un olduğu nezarethanenin kapısını açmışlardı. Jisung'un gözleri şaşkınlıkla aralanırken polislerin ona çıkmasını söylemesiyle yavaşça çıkmıştı. Yanındaki adam kolunu tuttuğunda ona bakmıştı.
"Konuşmak bilir miyiz?"
"Konuşmak mı?" Sanırım 'konuşabilir miyiz?' Demek istiyordu. Jisung başını sallayıp onu onayladığında karakolun çıkışında bir banka oturmuşlardı. Adam çantasından çıkardığı birkaç belgeyi Jisung'un önüne koymuştu.
"Kanıtlarımız." Jisung anlamadığı kağıtta sadece masumiyetini kanıtlayan yazıyı görmüş ve gülümsemişti.
"Sizi kim gönderdi?"
"Ben yardım bir avukatım. Kimse göndermedi." Jisung başını yana eğmişti. Belgedeki imza yerine bakmış ve gördüğü isimle gözlerini kısmıştı.
"Ziaho...? Çinli misiniz acaba?" İri adam onu başıyla onaylamıştı.
"Bir daha başına böyle bir iş gelmemek için çabalayacağız. İyi günler efendim. Okulunuza dönebilirsiniz. Yoksa okuldan atılırsınız." belgeleri Jisung'un kucağında bırakıp ayağa kalkmıştı.
"Bekleyin!" Jisung'un seslenmesine duyuldu atmış ve yoldan geçip yürümeye başlamıştı. Jisung kaşlarını çatmıştı. Elindeki belgeleri rulo yapmış ve ceketinin cebine sıkıştırmıştı.
"Minho mu acaba? En son çözeceğim diyordu." Yüzünde masum bir gülümseme oluşmuştu. Adımlarını evine doğru çevirdi. Biraz dinlenmek istiyordu. Bugün çok entrikalı geçmişti. Her zamanki gibi.
-----
Minho revirin yatağında oturup aynadan kendine bakıyordu. Çağırdığı arkadaşının gelmesini bekliyordu. O sırada hızla açılan kapıyla Jeongin içeriye dalmış ve ardından kapıyı kapatıp Minho'nun yanına koşmuştu.
"Hyung!" Yanına biraz yaklaştığında gördüğü manzarayla ağzını araladı. Kan gölü onun gözlerinin kısıp başka tarafa bakmasını sağlamıştı.
"Ne oldu sana?!"
"Kangla küçük bir kavgaya karıştım. Ya da anlaşma yaptım. Her neyse." Jeongin kaşlarını çatmış, yutkunmuştu.
"Neden sana bunu yapmasına izin verdin ki?! Yasak zaten..."
"Ben de ona yapmıştım. Her neyse, gel yanıma." Jeongin yavaş yavaş dolaba adımladı.
"Diğerlerine söyleme. Boş yere endişelenmesinler şimdi." Jeongin, hyung'unun kanlar içindeki suratına endişeli bir şekilde bakıyordu. Minho'nun gözü bile kıpkırmızı olmuş, kanlanmıştı.
"Aralarından en çok endişelenebilecek kişi benim zaten."
"Ama en iyi pansumanı da sen yapıyorsun." Demiş ve zoraki bir şekilde gülmüştü. Jeongin revirin dolabından çıkardığı birkaç ilaç ve sargıyla Minho'nun yanına oturmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Thin Thin, Meow! ~minsung~
FanfictionKedilerin dünyası. Kedigiller. Kuyruğunu kaldır ve salla, pençelerini çıkar, kulaklarını dikleştir. En uzun kuyruğa sahipsen övgülerden kurtulamazsın. Güzel kuyruklar toplumun en sevdikleridir. !Sememin! !Ukesung!
