biraz aklım bulanıkken yazdım o yüzden anlatım bozuklukları olabilir gördüğünüz yerde uyarın lütfen
İyi okumalar oy yorum 🌞
Minho ile Jisung okul çıkışı waffle yemeye gitmişlerdi. Waffleları paket yaptırıp parkta gezerken yeme kararı aldılar. Yan yana ağaçları ve küçük çocukları seyrederek yürüyorlardı.
"Hanji, Bu akşam evime gelmek ister misin?" Jisung yediği boğazında kalacak gibi öksürdüğünde sorgulayıcı bakışlarını Minho'ya çevirdi. Minho kuyruğunu havalandırıp gülmüş ve tüy yumağını sallamıştı.
"Bizim evimizin bahçesinden yıldızlar çok güzel gözüküyor. Hem annem o kadar uzun süreli bir iş seyahatinde kiii... Gelsen ya? Yıldızları seyrederiz." Jisung bu fikri beğenmiş ve heyecanlanmıştı. Kulakları dikelirken gülümsedi. Yıldızlara her zaman merak duymuştu o.
"Gerçekten gözüküyor mu?" Minho onu başıyla onayladığında Jisung gülümsedi.
"Kesinlikle geleceğim!" Yerinde zıpladığında Minho şaşkınlıkla onu tutmaya çalıştı. Bu kadar heyecanlanacağını düşünememişti.
----
"Bahçeniz kocamanmış." Akşam saatlerine doğru Minho'nun evine gelmişlerdi. Jisung, araladığı kapıdan girdiğinde şaşkınlıkla etrafına baktı.
Bu bahçede niyeyse renkli süslemeler vardı. Jisung'un ilgisini çekmişti.
"Annem böyle eşyaları seviyor. Rahatsız ediyorsa kaldırabilirim."
"Sorun değil. Çok güzeller." Kulakları merakla sallanırken etrafını inceledi. Ve Minho'nun dediği gibi, şehrin ortasında yürürken göremediği yıldızlar onların evinin bahçesinde net bir şekilde gözüküyordu.
Minho, elindeki birkaç eşyayı kenara attıktan sonra ceketini çıkarıp bir kenara attı. Bahçenin ortasına doğru yürüyüp bağdaş kurdu ve oturdu. Jisung'u eliyle yanına tatlı bir şekilde çağırdı. O sırada kuyruğu sallanıyordu.
"Gelsene." Jisung yukarıdaki yıldızlardan gözlerini alamazken Minho'nun yanına adımladı ve yanına oturdu. Bir süre birbirlerine bakmışlardı.
Minho, kuyruğunu arkasına yastık gibi sermiş ve Jisung'u kolundan tutarak yavaşça yanına yatırmıştı. Minho'nun kendini kontrol etmesine izin vermişti Jisung. Başının altında sıcak kuyruğu hissettiğinde yutkundu. Minho, kuyruğunu yastık niyetine onunla paylaşıyordu.
Jisung'a tatlı bir şekilde gülümsedi. Jisung yıldızları unutmuştu o an. Sadece Minho'nun loş ışık altında parlayan suratına bakmıştı.
Minho ondan önce bakışlarını çevirdi yıldızlara. Jisung da ona eşlik edip bakışlarını yukarı kaldırmıştı.
"Güzeller, değil mi? Parıldıyorlar." Farklı farklı yerlerde parıldayan küçük yıldızları işaret etti parmağıyla. Jisung onu başıyla onayladı.
"Evet... Yıldızların ışığı güzel ve parlıyor."
"Sen de yıldızsın Jisung. Bu aptal ayın biricik yıldızı." Jisung bir süre ağzını açamadığında Minho elini onun eline uzatmış ve havaya kaldırmıştı. Onun elini yöneterek yıldızları göstermişti ona.
"tüm yıldızlar aynı hizaya gelse de..." Cümlesi yarıda kaldığında Jisung meraklı gözlerini ona çevirdi. Minho kulaklarını iki yana kırdığında kedi gözlerini onun büyük gözlerine çevirdi.
"Aralarında en çok sen parlayacaksın." Jisung, yanaklarının kıpkırmızı olduğunu hissederken bakışlarını geri yıldızlara çevirdi. Gözleri ışıldıyordu ve gülümsemesini tutmak için büyük bir savaş veriyordu. Bu, Minho'nun kıkırdamasını sağlamıştı. Jisung'un elini indirdi ve kendi kucağına koydu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Thin Thin, Meow! ~minsung~
FanfictionKedilerin dünyası. Kedigiller. Kuyruğunu kaldır ve salla, pençelerini çıkar, kulaklarını dikleştir. En uzun kuyruğa sahipsen övgülerden kurtulamazsın. Güzel kuyruklar toplumun en sevdikleridir. !Sememin! !Ukesung!
