İyi okumalar 💗
Jisung, yavaş yavaş netleşen bakışlarını Jeongin'e çevirirken hissettiği acıyla sızlandı.
Minho içinden 'siktir' çekerken Jeongin'in bakışları hızla arkasına döndü. Gülümsediğinde Minho'nun çenesini yavaşça bıraktı ve başını okşayarak ondan uzaklaştı. Jisung'un yanına gittiğinde önünde diz çöktü ve yatan bedenin saçlarını geriye atıp ayılan yüzü inceledi.
Minho, endişeyle oturduğu yerden kalkarken Jeongin'in bakışları onu buldu. Kendine daha yeni gelen Jisung, dibindeki bedeni fark ettiğinde ne yapacağını bilemeden yerinden kaldıramadığı vücudu ile geriye doğru sürüklemişti kendini. Jeongin onu saçlarından tutup çektiğinde Jisung çığlık atmıştı.
Minho birkaç adım onlara yaklaşacaktı ki Jeongin'in bağırışıyla olduğu yerde kaldı.
"İşte böyle! Dur yerinde!" Zevk alır gibi konuşurken Jisung'u zorla ayağa kaldırmıştı. Ayaklarını yere basmakta zorlanan bedeni kendine yaslamıştı. Vücudu heyecandan titrerken gözleri gergin olan Minho'ya döndü.
"Merak etme Hyung. Yaklaşmadığın sürece bir şey yapmam ona. Bunca zaman yanında olduğu için zarar görüyor zaten." Nefesleri arasından gülümserken Jisung'un saçını daha sert çekmişti. Minho birkaç adım yaklaştığında Jeongin, Jisung'un saçlarını bırakmış ve cebinden çıkardığı bir bıçağı boynuna yaslamıştı.
"Ani bir hareketle kendini de mahvedebilirsin Jeongin. Saçmalama sakın." Jeongin'in gözleri sinirle dolarken yanındaki bedeni kendisiyle birlikte geri çekti. Sulanan gözlerini umursamadan yanındaki çocuğun üstünde baskı kuruyordu.
"kuyruğunu beğendiğini düşündüm kuyruğunu aldım. Gülümsemesini beğendiğini düşündüm mutluluğunu yok ettim. Belki saf olması hoşuna gidiyordur dedim, hakkında olabildiğince dedikodu yaydım! Yine de ondan vazgeçmedin? Benden bu olay yüzünden hemen vazgeçersin! Hatta ona sadece hakaret etsem beni yeryüzünden silersin! Onu özel kılan ne? Onda olup bende olmayan ne var?" Bıçağı masum olanın boğazına bastırdığında Jisung acıyla inlemişti. Az da olsa derisini kesen metali hissediyordu.
"Lütfen dur artık!" Minho daha fazla dayanamayarak sesini yükselttiğinde Jeongin ona hayretler içinde bakmıştı. Hyungu ona ilk kez bağırıyordu.
Jisung, iyice kendine geldiğinde kendisini kavrayan kolları tutup itmeye çalışmıştı. Ne ara buraya geldiğini bilmese de, başı feci şekilde dönse de buradan kurtulması gerektiği kesindi. Boğazındaki baskı onun gözlerinin yaşarmasına sebep olmuştu bile.
"Dur artık Jeongin. Ne yapmam gerekiyor durman için?!"
"Benim ol. Bu sahte ezikle olmak yerine benimle ol!" Gözleri ihtiyaçla Minho'ya bakarken Jisung'u sarsmıştı. Şimdi de kendi kurduğu, Jisung'u zorla içine soktuğu senaryo üstünden konuşuyordu.
"Bırak onu. Sen bırakmadan hiçbir şekilde seninle anlaşamam."
"Benimle konuşarak anlaşabileceğini mi sanıyorsun? Tek bir hareketinde onun boğazını kesebilirim." Gözlerindeki boşluk Minho'yu çaresiz hissettiriyordu.
Jeongin tuttuğu bedenle ortaya doğru yürüdü ve diz kapaklarının arkasına vurarak oturmasını sağladı. Jisung hala bulanık olan aklını toparlamaya çalışırken zayıf bedeni dizlerinin üstüne çöktü. Boğazındaki keskin metal yerini bırakmazken yutkundu. Gözlerini Minho'ya çevirmişti.
"Birkaç adım geri git Hyung. Sana bir gösteri yapacağım." Jeongin gülümsediğinde Jisung'un kulağına doğru üfledi. Minho, istemese de onu dinlemek zorundaydı. Ne yapacağını kestiremese de dinlemek zorundaydı. Geriye doğru küçük adımlar atmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Thin Thin, Meow! ~minsung~
FanfictionKedilerin dünyası. Kedigiller. Kuyruğunu kaldır ve salla, pençelerini çıkar, kulaklarını dikleştir. En uzun kuyruğa sahipsen övgülerden kurtulamazsın. Güzel kuyruklar toplumun en sevdikleridir. !Sememin! !Ukesung!
