Kedilerin dünyası. Kedigiller.
Kuyruğunu kaldır ve salla, pençelerini çıkar, kulaklarını dikleştir. En uzun kuyruğa sahipsen övgülerden kurtulamazsın. Güzel kuyruklar toplumun en sevdikleridir.
!Sememin!
!Ukesung!
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
(Evet fotoyu kesinlikle sonradan eklemedim)
Meoww~~
----
Bugün, okul geç başlıyordu. Minho yeniden okul için hazırlanmış, üstüne başına ve kuyruğuna çeki düzen vererek çantasını eline almıştı. Bugün Hyunjin onu okulun çevresindeki parkta bekleyecekti. O yüzden evinden hızlıca çıktı ve parka doğru hızlı adımlarla ilerledi. Hava dünkü soğuğun da belli ettiği gibi yağmurlu olacaktı ve soğuktu. Gök yüzü koyuydu.
"Ağaç olduk bee!!" Sadece Hyunjin'i değil, yanında Jeongin'i de gören Minho mutlu olmuştu. Gülümseyerek yanlarına geçmiş, onların da kendisine eşlik etmesiyle okul yolunu tutmuşlardı. Kolunu Jeongin'in omzuna yasladı.
"derslerin erken başlamıyor mu senin?" Jeongin yüzünü öne devirdi mahçup olur gibi.
"Sizinle gelmek istedim, o yüzden ilk derslerimi ektim..." Minho sanki küçük bir bebekle ilgilenir gibi onun kafasını karıştırırken Hyunjin sohbete dahil olmuştu.
"Sınıfta kalacan ha."
"Kalmam Hyung. Merak etme."
"Sen öyle diyorsan." Hyunjin, kuyruğunu Jeongin'in kuyruğuna dolayıp geri çekmişti yavaşça. Olduğu yerde gerileyen çocuk isyan ederek Hyunjin'in üstüne gittiğinde, o birkaç adım ileri kaçmıştı. O sırada okula varmışlardı bile.
Hyunjin ve Minho kendi sınıflarına giderken Jeongin de özel dersine inmişti. Sıkıcı bir gün başlangıcıydı, her zamanki gibi. O sırada derste susmak bilmeyen bir sınıf vardı. Her zamankinden daha çok konuşup hocayı delirtiyorlardı. Minho ise sessiz bir şekilde oturuyordu, kafası onları dinlemesi için çok doluydu.
Öğle yemeği saati geldiğinde zil çaldı ve tüm öğrenciler dışarı çıktı. Çoğu büyük olan yemekhaneye inerken bazıları da kantine gidiyordu ya da geziyordu. Bugün yemekhaneye ineceklerdi. Jeongin ve Felix ile buluştular ilk. Ardından Changbin ve Seungmin'i de bulup yemekhaneye gittiler. Büyük yemekhanenin uzun sırasına geçtiler ve beklemeye başladılar. Hyunjin yine sabit durmuyordu ve Minho'yu ittirerek en öne geçmişti.
"Köpek." Hyunjin, Minho'ya dil çıkarmıştı.
"Kaptırmasaydın. Wöö!" Birazdan dayak da yiyecekti.
O sırada ise yemekhanenin bir kısmından bayağı bir ses yükselmişti. Sanki bir olay olmuş gibi.
Herkes konuşmaların ve gürültünün arttığı yöne bakarken Minho'nun gözüne birisi çarpmıştı.
Jisung, yemekhanenin ortasında öylece dikiliyordu. Herkes onu izlerken konuşma sebepleri de buydu ya zaten.