15. Bölüm -Sezon Finali-

3K 197 49
                                    

Eğer mucizeler gerçekleşmeye başladıysa bilin ki final gelmiştir..

Sezon finalimize hoş geldiniz🤍

Yeni bir kurgu yayınlayacağım İlda aradayken Çilek Kız diye aile aşiret kurgusu.

Seviliyorsunuz, iyi okumalarr

...

İlda'dan

Mutluluk, hayatım boyunca bana uzak bir kelime olmuştu.

7 yaşında dayak yerkende, 17 yaşında dümdüz yaşarken de.

Gerçek mutluluk neydi bilememiştim. Ta ki sevdiğim adamla tanışana kadar.

Emre Bozkurt, kalbimin dört odacığının birinin sahibi.

Bir vatan, bir oğlum, bir Ata'm, bir de kocam vardı benim için.

Her sabah uyandığımda yanımda onu görmek mutlu ederdi beni ya da geç kalktığımda hazırladığı kahvaltılar.

Yalnız ve yaralı bir kız çocuğunu mutlu etmek çok kolaydı aslında. Birazcık sevgi yeterdi..

Sevginin iyileştiremeyeceği ne vardı ki?

Sevdam, sevdalım.

İnsan belki birkaç kez aşık olurdu ancak bir kez sevdalanırdı. Ben sevdamı bulmuştum.

Kucağımda uyuyan adama bakarken sıçrayarak uyanmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım.

Çok hızlı bir şekilde kalkıp doğruldu. Kendinde değil gibiydi elleri zangır zangır titriyor panikle etrafına bakıyordu.

"Emre!" Panikle ayağa kalkıp önünde diz çöktüm.

Ellerini kendine zarar vermemesi için sıkıca tuttum ve gözlerinin içine baktım "Tamam, geçti sevgilim. Geçti."

Yatıştırıcı bir sesle konuşmaya çalışsamda paniğim sesime yansımıştı.

Hareketleri yavaşça kesildi ve bana baktı "İlda?" Dolu gözlerime rağmen gülümsedim.

Benim gözümden sakındığım sevgilime ne yapmışlardı?

...
Yazardan
30'larının ortalarındaki adam önündeki fotoğraflara bakıp keyifle gülümsedi ve içkisinden koca bir yudum aldı.

1. fotoğrafta İlda vardı uzunca baktı kıza ve hedef tahtasının tam ortasına astı.

Bu kez ikinci fotoğrafı aldı eline Emre Bozkurt'un olduğu fotoğraf. Kinle baktı adam. Onu da hedef tahtasına astı.

Sonrasındaysa İlda'nın öz annesi Eylül Hanım'ın fotoğrafına kısaca göz gezdirip hedef tahtasına astı ve sıradaki fotoğrafı aldı.

Bu fotoğraftaysa Turan'ın bir resmi vardı. Onuda tahtaya astığında tahtanın ortasında İlda'nın çevresindeyse daire şeklinde diğerlerinin fotoğrafları vardı.

Adam, silahını çıkardı ve birinin resmini tam anlının ortasından vurdu ve büyük bir kahkaha attı.

...
Sahilde oturmuş sigaramı içerken düşünmemeye çalışıyordum.

Yanımdaki boş dört beş bira şişesine baktım ve gözlerimi tekrar denize çevirdim. Hafif çakır keyifliğin verdiği kafayla gülümsedim.

"Halime bak dertli çal kemancı başımın tacı..." durdum. Devamı neydi ki?

Arkamdan gelen adım sesleriyle yerimde dikleştim ve elimi silahıma götürdüm.

Hızlı bir hareketle arkamı döndüğümde boşluk vardı etrafta göz gezdirirken çalıların arkasında
duran adamı gördüm ve koca bir kahkaha attım.

"Çık la ordan salak herif" silahımın ucuyla yönlendirdim.

Üzerime geldiğinde tek hareketle yere serdiğimde arkadan gelen 15 ızbandut gibi adamla yutkundum ve istemsizce kahkahayı bastım.

Tam da sarhoş olmamı beklemişlerdi sanki.

Üzerime gelen iki adamla güldüm.

"Meyhaneci sarhoşum bu gece aşığım aşık çal bu gece" diyip yumruğumu geçirdim ve arkamdakinin kafasına tekme attım.

"Tak etti canıma yalnız her gece" diye mırıldandım ve adamın kafasını banka geçirdim.

Arkamdaki sinsi sinsi yaklaşmaya çalışırken özel bölgesine sertçe tekme attım ve sinirle ona döndüm "Al işte senin yüzünden şarkıyı unuttum!" diye söylendim ve sinirle gelen adamlara baktım.

"Upss!" Biraz kalabalıklardı sanki.

Sarhoş olmasaydım kesinlikle her şey daha farklı olurdu.

On beş kişilerdi hepsi aynı anda gelse şansım pek yoktu sonuçta superman değildim!

Keşke superman olsaydım uçarak kaçardım!

"Abi, teker teker gelseniz olmaz mı?" diye bağırdığımda kimse istifini bozmadı.

İki kişiyi daha indirdim ama geriye on üç kişi vardı.

Sırtıma birşey enjekte edilmesini hissetmemle önümdeki adamı bırakıp refleksle arkamı dönünce sert bir yumruk yedim.

Bayılttığımı sandığım adam bana bir şey enjekte etmişti!

"Sen ölmedin mi amına koyayım." diye mırıldandım. Gözümün kararmasıyla kendimi daha fazla tutamadım ve bayıldım.

...

Yüzüme boşalan soğuk suyla aniden uyandım "Siktir!"

Gözlerimi açtığımda gördüğüm kişiyle yüzüm buruştu. "Raşit!" diye bağırdım tükürürcesine.

"Vay, ismimi hatırlaman hoşuma gitti tanrıçam!" İğrenç sesini duymaya o kadar tahammülüm yoktu ki çığlık atıp bileklerimdeki zincirleri çekiştirdim.

"Sana hazırladığım küçük süprizi görmeden sinirlendin ama sen!" diyip koca bir kahkaha atmasıyla üzerine yürümeye çalıştım ama bacaklarımdaki zincirler engel oldu.

"O zaman ışıklar açılsın" diye bağırdığında gördüklerimle şok oldum.

Hedef tahtasına bağlanmış Emre, Turan ve Eylül Hanım vardı.

Acıyla çığlık attım.

"Bu gün burada biri ölecek ve buna sen karar vereceksin tanrıçam!" demesiyle sinirle zincirlerden kurtulmaya çalıştım.

"Bırak onları sikik herif!" diye bağırdığımda güldü ve bana yaklaştı.

O bana yaklaştıkça Emre ve Turan'da durdukları yerde hareket etmeye çalışıyorlardı.

Eylül Hanım'sa ağlıyordu. Bağlı ağzına rağmen hıçkırık seslerini duyabiliyordum.

Raşit, elleriyle yüzümü kavradığında başımı sertçe iki yana salladım.

"Bu hırçın hallerine bayılıyorum biliyor musun?" deyip elinin tersiyle yanağımı okşadığında küfür ettim "Siktir git!"

"Seç birini! Canından çok sevdiğin eşin mi? Gözünü kırpmadan kurşunların önüne atlayacağın kardeşin mi? Yoksa yeni bulduğun annen mi?"

Yazardan
Söylenen isim ve odayı inleten kurşuna Raşit'in kahkahaları karıştı.

Odadaki herkeste göz gezdirdi. Acı içinde olan üç kişiye bir de ölmek üzere olana baktı.

Raşit gülümsemesini durdurmadan sanki bir tiyatrocuymuşta oyunun bitirmiş gibi eğilerek selam verdi.

"Ve perde!"

İlda İzgi +18Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin