O gün Atalay kendi evine Deha'da kendi evine giderek iş yerinde gece mesainde buluşmak için anlaştılar. Deha eve gider gitmez uyuyup öğlen üç gibi uyandı. Duş alıp koltuğa uzandı. Atalay'ın işleri var diye rahatsız etmek istemedi. Akşam 7 gibi kapısı çaldığında karşısında abisi Yekta'yı gördü. Deha Yekta'yı içeriye buyur etmeden kendisi girdi.
-Yeter artık bir buçuk senedir oyun oynuyorsun, dedi.
-Oyun demek biraz fazla sevimli mi gösteriyor bana verdiğiniz cezayı.
-Biz sana 6 ay çalış dedik ama sen devam ediyorsun. Bu işin sonu nereye varacak Deha? Diye olgunlukla ve sakin bir şekilde sordu. Yekta ilk defa Deha'ya insan muamelesi gösteriyordu.
-Ben nereye kadar istersem oraya kadar sürecek.
-Bu aptal cezanı çekmeye başladığından beri dilin çok uzamış keserim o dilini, diyerek kardeşinin boğazını sıktı.
-Ne oldu alttan almalarına, sahte sakinliğine, samimiyetsizliğine, suyuma gitmeye çalışmalarına tahammülün bu kadar kısa mı sürecekti?
-Sen kendini ne zannediyorsun da benimle böyle hadisiz bir şekilde konuşuyorsun, diyerek boğazını sıkmaya devam etti.
Deha ise boğazının sıkılmasına müdahale etmeyerek konuştu.
-Asıl sen kendini ne zannediyorsun Yekta abi, diyerek abisinin kolunu sertçe çekti.
-Ben değiştim artık senin yanında ezik gibi duran her dediğine buyrukmuş gibi boyun eğen Deha değilim. Bıktın senin beni bastırma, dövme, aşağılama, hakaretlerinden, diyerek abisini itekledi. Abisi kardeşinin ona ilk defa baş kaldırdığını, sesinin gür çıktığını görüyordu. Şaşırmıştı ama şaşkınlığı kısa sürdü çünkü öfkesi şaşkınlığından kat ve kat daha büyüktü. Elini kocaman açarak sertçe yanağına vurduktan sonra yere düşen kardeşine cansız bir yastığa vururcasına tekmelemeye başladı. kardeşi ona başkaldırmıştı hem de onun lafını ezip geçmişti. Yumuşak bedenine ağır darbeler inen Deha acı içinde kıvranıyor kendisini korumaya çalışıyordu. O sırada elinde anahtar ve bir buket nergisle Atalay girdi. Sevgilisini yerde tekmeleyen adamı görünce dehşet içerisinde elindeki buketi yere düşürdü. İki saniyelik şok etkisinden sonra ayakta olan Yekta'ya yumruk attı. hem Yekta hem de Deha şaşkınca Atalay'a baktılar. Atalay Yekta'nın kendisine gelmesini beklemeyerek bir yumruk daha geçirdi ve iki eliyle yakasını tutarak alnıyla Yekta'nın burnuna sertçe vurdu. Burnu kırılan ve kanlar akan Yekta her ne kadar kendini korumaya çalışıp saldırmak için çaba gösterse de gözünü kan bürümüş olan Atalay'ın elinin altından kıpırdayamıyordu bile. Can havliyle kurtulunca kendisini duvara yaslayarak
-Vurma, diye bağırdı.
-Vurma ha, diyerek vurmaya devam etti.
Deha zar zor ayağa kalkarak Atalay'ı abisinin üzerinden almaya çalıştı. Atalay'ın ise o an gözü hiçbir şey görmüyordu.
-Ulan orospu çocuğu, siktiğimin yavşağı sen nasıl Deha'ya vurursun lan, kimsin sen diyerek, tüm gücünü Yekta'nın üzerinde kullanıyordu.
-Lan sen nasıl Yekta'yı döversin, senin ben gelmişimi geçmişini burada sikmez miyim şimdi, diyerek vurma şiddetini artırıyordu. Tam sert bir yumruk daha geçireceği zaman Deha
-Yeter artık abime vurma, diyerek bağırdı. Eli havada kalan Atalay yavaşça elini yere indirdi.
-Abin mi, sorusunu şaşkınlık içerisinde sormuştu. Sonra geri adım attı. Deha abisinin yanına gidip eliyle kanayan yüzüne dokunmaya çalışırken Yekta sertçe Deha'nın elini itekledi. Acıdan kalkacak takati olmayan adam dayak yemekten kurtulunca soluklanmaya başladı. Deha peçete uzattı abisine.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YUVA
Fiksi UmumDeha yaptığı hatadan dolayı cezalandırılıp şirketin en üst kademesinden en alt kademelerinden biri olarak söylenen göreve yerleştirilir. En büyük fabrikalarından birisinin güvenliği olarak çalışmaya başlayan Deha'ya gece mesaisinde eşlik edecek ola...
