Deha kapıyı çalmadan önce kocaman gülümseyerek Atalay'a doğru o narin ellerini uzattı. Atalay ise tereddüt etmeden Deha'nın elini sıkıca tuttu. İki sevgili el ele Deha'nın babasının ofisinin kapısını çaldılar. El ele tutuşmuş bu iki adamı karşında gören adam tepkisiz bir şekilde hoş geldin oğlum, dedi.
-Müdür bana her şeyi anlattı, deyince yerinden doğrulup oğluna ve Atalay'a yaklaştı.
-Demek müdürün yerini buldun, deyip omuzunu hafifçe sıktı.
-Şirkette bana düşen payı istiyorum. Ayrıca sevgilimle ortak olacağım, dediği anda ne Atalay ne de babası bunu demesini beklemiyordu. İkisi de duygusal bir giriş beklerken Deha soğukkanlılıkla lafı evirip çevirmeden hakkını istemişti. Adam gülümsedi.
-Ne o abinden korkmuyor musun artık, sorusunu alaycı bir şekilde değil de merakla sormuştu.
-Onun devri bitti artık. Yeter seni ve beni baskıladığı. Senin de benim ona başkaldırmam için bu oyunu oynadığını anlamayacak kadar salak değilim.
-Gerçekten beni hayal kırıklığına uğratmadın, dediğinde babası, Deha'nın yüzünde inanılmaz derecede büyük bir gülücük kondu. O kadar mutlu olmuştu ki dünyalar önüne serilse babasından duyduğu cümle kadar tesiri altına almazdı onu. Hayatı boyunca ezilen ve bastırılan Deha sonunda babasını hayal kırıklığına uğratmamıştı. Babası onunla gurur duyuyordu ve kurduğu oyunda galip geldiği için göğsünü kabartıyordu.
-Seninle iftihar ediyorum oğlum. Seneler boyunca annenin kopyası olan abinle kendince baş etmeye çalıştın ve benim yüzümden hep seni baskıladı. Artık senin üzülmene, Yekta'nın buyrukları altında ezilmene yüreğim dayanamıyordu ama sen de biliyorsun ki benim de abine karşı gücüm yok. En son da kendi başına ayakta durabileceğine, senin başına bela olan bir problemi çözebileceğine inancım tamdı. Ve sen beni yanıltmadın oğlum. Yekta sadece başarı ve güç odaklı. Üstelik küçük dağları o yaratmışçasına herkese yukarıdan bakmayı sever. Ama sen her ne kadar belli etmesen de bir çiçek kadar narin, bir melek kadar iyi birisin oğlum. Çalışanını anlamayan, onu tanımayan, işini sadece para alışverişi yapmakla sanan birisi ne kadar iyi yönetici olabilir ki? Ben seni aldım güvenlik yaptım Yekta bu işi asla kabul etmezdi. Ama sen kabul ettin çünkü kibrin yoktu. Ben de geçmişimde güvenlik olarak aynı yerde çalıştım. İnsanlar koruma kelimesini hep düz anlıyor. Statünü koru, paranı koru, adını koru ama asıl fiilen hasar alan bir yapı nasıl diğer anlamlarda korunabilir ki! Sen sana verilen cezadan daha fazla çalıştın seninle övünç duyuyorum evladım, dediğinde Deha kendisini tutamayarak ağlamaya ardından babasına sıkıca sarılmaya başladı. Babası ise aynı şekilde gözünden akan yaşları silerken Deha'ya sıkıca sarıldı.
-Yekta'yı kafana takma ona çok yüz verdim ben. Artık onun da silkelenmesi asıl patronun kim olduğunu görmesi lazım. Hayatım boyunca kendim için hep sustum hiç konuşmadım ama bundan sonra senin için, oğlum senin istikbalin için direnmeye, kendi oğluma baş kaldırmaya başlayacağım, dedi.
Deha babasına bakıp
-Hayatım boyunca abimden korktuğun için seni ciddiye bile almamışken sen benim için kendi huyundan vazgeçtin. Ben ne diyeceğimi bilemiyorum baba. Sadece bundan sonra sana iyi bir evlat olmak senin her işine heyecanla, mutlulukla, şevkle koşmak istiyorum. Teşekkür ediyorum baba. Anneme değil de sana benzediğim için, tüm huylarımı senden aldığım için tanrıya da teşekkür ediyorum, dedi.
Baba oğul ilk defa birbirlerine kendilerini bu kadar açmışlardı. Aynı duyguları, aynı hisleri paylaşan bu iki adam senelerce birbirlerinden farklı hayat yaşamış gibiydiler. Atalay baba ve oğlun yanında durmuş, içini mutlulukla dolup taşan bir burukluk kaplamıştı. Belki de hiç baba kelimesinin hissini sahi manada yaşamamıştı. Hiç babası olmamış hiç baba diyememişti. Ama şimdi orada aşık olduğu adamın babasıyla olan derin mutluluğu sanki kendisine de bulaşmıştı.
-Sen de buraya gel evladım, lafını duyduğunda arkasına sağın soluna baktı. Deha gülerek eliyle burnun çekerken Atalay o an adamın kendisine evladım dediğini anlamıştı. O iri cüssesi, korkusuz suratı, kaslı yapısıyla sanki parmak uçlarında yürüyormuşçasına minik adımlarla Deha'nın babasın yaklaştı. Daha önce birkaç kız arkadaşının, eski nişanlısının aileleriyle tanışmıştı ama kimse ona evladım dememişti. İlk defa bir adamın evladı olmak onun için tarif edilemez bir mutluluktu. Hemen adamın elini tutup öpmeye çalıştı. Deha da babası da bu ani harekete şaşırmışlardı. Deha'nın babası el öptürmeye alışık değildi zaten elini öpen de olmuyordu. Elini öpmesine müsaade etmeyip oğlunun sevgilisine sıkıca sarıldı.
-Anlaşılan benim oğlum sana gerçekten aşık olmuş delikanlı. Daha önce birisinin elini tutup karşıma geçmemişti. Üstelik sana güvenip seni yanında istiyor. Madem Deha seni bu kadar seviyor sen de benim üçüncü oğlumsun diyerek, Atalay'a mutlulukla baktı.
Atalay ise donup kalmıştı. Bu yaşından sonra babasını bulmuş gibi hissediyordu. Hem Deha'ya hem de Deha'nın babasını minnet doluydu. Öpücüğüyle ona yeni bir hayat veren Deha, kendi babasını da Atalay'ın babası olarak görmesine vesile olarak yeni bir aile kurdurmuş oldu. Deha ise ceza diye gittiği yeri yuvasına dönüştürdü.
SON
Merhaba arkadaşlar,
Yuva'nın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Umarım bu yolculukta benimle, Deha'yla ve Atalay'la beraber güzel vakit geçirmişsinizdir.
Sizi seviyorum çocuklar. Kendinize çok iyi bakın, su içmeyi ve bol bol gülümsemeyi unutmayınn :))) <333
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YUVA
Fiction généraleDeha yaptığı hatadan dolayı cezalandırılıp şirketin en üst kademesinden en alt kademelerinden biri olarak söylenen göreve yerleştirilir. En büyük fabrikalarından birisinin güvenliği olarak çalışmaya başlayan Deha'ya gece mesaisinde eşlik edecek ola...
