Şubat ayından sonra gelen bahar kendisini yine soğutarak gösterdi. Deha uzun süredir ağzına sigara değdirmemişti. Kokusu fena halde midesini bulandırır ağızına bulaşan o leş gibi zehir yutkunurken bile tadını damağında bırakırdı. Sen niye sigaradan bu kadar nefret ediyorsun diyen Eren'e bu açıklamayı yapmıştı. Ama Mart ayının soğuğu Atalay'ın soğuk davranışıyla birleşince ortamı muazzam bir serinlik sarıyor Deha'yı metaforik anlamda üşütüyordu. İşe gelmeden büfeden bir paket sigara aldı. Yine Atalay onunla konuşmuyordu, her gece birlikte olmalarına rağmen deliler gibi Atalay'ı özlüyordu. Atalay'ın sakin hallerini, bir bilge gibi konuşmalarını, ona tatlıkla bakmasını, Deha'yla bebek gibi ilgilenmesini, yeri geldiğinde çayını yeri geldiğinde başka içecekleri hazırlayıp sunması, her gece yemeklerinden ona getirmesi ise ona karşı özlemiyle birleşen diğer unsurlardı. Ceketini giyip Atalay'a söylemeden güvenlik kulübesinin dışarısında sigara yaktı. Canı sigara içmekten ziyade pis bir hava solumak istiyordu. hem de stresine iyi geleceğine dair ümidi vardı. Art arda 3 dal sigara içtikten sonra tekrardan içeriye girdi.
-Sigaraya mı başladın sen, sorusunu zor bela duymuştu. Uzun süredir sigara içmeyen Deha'nın başı döndüğü yetmezmiş gibi Atalay'ın uzun süredir ilk defa konuşması da dengesini kaybetmesine neden olmuştu.
Sesli bir şekilde sade "Hı hı" diyebildi. Heyecandan dizleri tutmayıp direkt koltukta oturan Atalay'ın yanına oturdu.
-Küllük gibi kokuyorsun, cümlesini suratını ekşiterek kurdu Atalay.
Deha yine konuşmak istiyor ama yine heyecandan sesini çıkaramıyordu.
-Rahatsız olduysan kalkayım, cümlesini istemeye istemeye kurdu. Kalkmak istemiyordu. Neredeyse dolu dolu 2 aydır bu kadar yakınlaşmamışlar, aynı koltukta bile oturmamışlardı.
-Asıl ben seni rahatsız ediyorsam susayım, diye karşılık verdi Atalay.
-Yok olur mu öyle şey ben senden asla rahatsız olmam, diyerek yine kendisini fazla kaptırmaya başladı Deha.
Atalay cevap vermedi. Yan yana duran bu iki adam sessizce oturdular. Deha heyecandan ayağını bile kıpırdatamıyordu Atalay ise Deha'nın fark etmesini umursamayarak onu yandan izliyordu. Deha'nın başının dönmesi geçmiş ama ne ağzındaki iğrenç tat ne de kalbindeki heyecan sönmemişti.
-Normalde çok sigara sevmem, hatta nefret ederim ama bazen içesim geliyor.
-Bence içmemek senin sağlığın açısından daha faydalı olur. Daha gençsin sigara sadece maalesef organlara değil, dış görünüşe de zarar veriyor.
Deha gülümsedi sonra yine kendisini tutamayarak konuşmaya başladı,
-Atalay çok ince düşünceli bir insansın kalbim dışında vücudumu, dişlerimi, tenimi her yerimi ayrı ayrı düşünüyorsun. Ama en büyük acıyı sigara değil sen bana çektiriyorsun farkında mısın? Seni sevdiğimi bilip ve bildiğin halde bana iyi davranıyorken sonra bir anda yüzüme bile bakmaz oldun. Farkında mısın bilmiyorum ama benim sana karşı atan bir kalbim var. Ve sen o kalbi acıtmaktan çekinmiyorsun. Tamam zorla seni kendime aşık edemem ama eskisi gibi arkadaş olmamızı bile istemedin. Neden bana böyle davrandığını anlamıyorum, deyip ayağa kalktı. Göğsünde inanılmaz bir ağrı hissediyordu. Ama ilk defa Atalay'a karşı bu kadar dürüst olmaktan pişman değildi. içinde tuttuklarını, Atalay'a söylemek istediklerini korkmadan söylemişti. Zaten onu kaybetmişken başka neyden korkabilirdi ki.
Atalay ayakta durup cebinden naneli şeker çıkaran Deha'yı izledi.
-Bana biraz zaman ver, deyip tekrardan yerine geçip telefonundan tuttuğu takımın maç tekrarını izledi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YUVA
Fiksi UmumDeha yaptığı hatadan dolayı cezalandırılıp şirketin en üst kademesinden en alt kademelerinden biri olarak söylenen göreve yerleştirilir. En büyük fabrikalarından birisinin güvenliği olarak çalışmaya başlayan Deha'ya gece mesaisinde eşlik edecek ola...
