Bölüm 11

155 14 0
                                    




O gün,bütün bir günü kütüphanede geçirdim.Kabus'nan sonrasında hiç konuşmadık.Ne o bir şey söyledi ne ben.Hoş bir şey söylese bile ben söylemiyicektim.Onunla konuşmamak kararı aldım.Çünki sorularıma asla doğru dürüst cevap vermiyordu ve her geçen gün benden sakladıkları'nın sayı artıyordu.Bundan sıkılmışdım artık.Rüyamdakı adam.Kabus.Kral.Hepsi bir biriyle bağlantılıydı ve bu bağlantıyı çözene kadar bana rahat yoktu.

Sabah formamı giyib ortak salona doğru ilerledim.Yolumu 1ci sınıflardan bir çocuk kesdi."Profesör Dumbledore seni odasında bekliyor." dedi küçük çocuk ve gitti.Acaba bu sefer ne diyicekti yaşlı bunak.Azkaban olayından sonra hiç konuşmamıştık.
Kapıyı iki kez tıklattıktan sonra gir komutuyla odaya girdim."Merhaba Sabrina."
"Merhaba profesör." dedim yüzüme sahte gülümsememi yerleştirerek.
"Yarışdan sonra herkes senin için çok endişelendi Sabrina."
"Biliyorum profesör."
"En çokda profesör Tom Riddle." Bunu demesiyle kendimi tuhaf hissetdim.
"Tom'u çocukluktan beri tanırım.Gerçejten önemsediği insanların sayısı yok denebilecek kadar az.Ama seni önemsediği aşikar.O kadar ki,bakanlıkta bile seni savundu." Kalbi hızla atıyordu.Sakin olmam,soğukkanlılığımı korumam gerekiyordu.
"Yarış'a hazırlanırken çok çalışdık.Geçmişimizde benziyo biraz tabi.Empati duygusu işte." diyi verdim aklıma gelen ilk şeyle.Sonuçta Riddle ile öpüştüğümüzü bilemezdi değil mi?O anda aklıma Astoria cadısı geldi.
"Tom empati yapacak biri değil." Kalbimin hızı iki katına çıkmışdı.Kesin Astoria orda konuştuklarımızı duydu ve koşa koşa Dumbledore'a yetişdirdi.
"Fakat bende öyle düşünüyorum.Bu yüzden uygun bir karar aldım." dedi Dumbledore.Içim içimi kemiriyordu.Acaba ikimizide okuldan mı atıcaktı?Tamam paronaya yapma Sabrina.Adam kütüphanede olanları bilseydi bu kadar sakin konuşmazdı.O zaman neden imalı imalı konuşuyordu?Bu düşüncelerimi bölen şey profesör Riddle'ın odaya girmesi oldu.Şaşkın gözlerle ona bakarken bir yannan da bu şaşkınlığımı saklamaya çalışıyordum.Bakışlarından anladığım kadarıyla o da beni burda beklemiyordu.O da benim gibi şaşırmıştı."Lütfen profesör,oturun." dedi Dumbledore masasının yanındakı sandalyeyi göstererek.Riddle sandalyeye oturmayı tercih etmeden bakışlarını Dumbledore'un üzerinde gezdirdi.Bakışlarında her hangi bir duygu izine rastlanmıyordu.Çok iyi saklıyordu bunu Riddle.

"Beni buraya neden çağırdınızı öyrenmeye bilir miyim profesör?" diye aceleyle sordu Tom.
"Sizi buraya çağırdım çünki ikinizede size uygun bir görev verme kararı aldım."
"Görev mi?" diye sordu küçük cadı.
"Görevden çok bir iş gibi.Sabrina,senin profesör Riddle'ın asistanı olmanı istiyorum.Hem profesör Riddle'ın işleri hafifler hem de sende büyünü geliştirirsin."
Tom afallamışdı.Beklemiyordu bunu.
"Işlerim benim sorunluluğum.Düşünceniz ve dikkatiniz için teşekkür ederim ama buna gerek yok." dedi tok bir sesle Tom.
"Sabrina diğer öğrencilere kıyasla büyüyle çok haşır neşir değil.Bu vesileyle ona yardım edeceğini düşünüyorum.Hem senin gibi meşgul bir profesörümüzünde işleri rahatlamış olur." Palavraydı bunların hepsi.O odadakı herkes de biliyordu bunu.Asıl amaç Tom'un göz önünde olması.Ya da sadece öyle düşünüyordu Tom.Şu anda uğraşdığı tüm bu şeyler saçmalıktan başka bir şey değildi onun gözünde.

Dumbledore'un ısrarına daha fazla dayanamayıb kabul etti Riddle.Öte yandan kimse Sabrinaya fikrini bile sormamışdı.Iki büyücü arasında olan psikolojik savaşı izliyordu öylece.Şimdilik Dumbledore kazanmış gibi duruyordu.Ama sadece "mış" gibi.Konuşma bittikten sonra ikiside dışarı çıktı.Bir yanını öfke kaplamışdı Riddle'ın.Ruhuna işliyordu bu öfke.Diğer yanı ise karmaşık bir labirent de sıkışmış gibiydi.Nerede başladığı ve nerede bittiği belli olmayan bir labirent.Kurallarını bilmediği bir oyun.Anahtarını kaybettiği bir kalp kapısı.Peki hiç var olmamışsa bu kapı'nın anahtarı?Yoktan var edebilir miydi Riddle oğlanı?

Professor Tom Riddle  ve Sabrina GrindelwaldHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin