Kıskançlık

11 0 0
                                        


Jiho gözündeki yaşı silerken kafasını iki yana salladı "Sadece biraz.. ufak bir rüya gibi. Gerçekliğinden pek emin olmasam da Kyungsoo'nun yıldızla ilgili anlattığı efsaneye çok benziyor. Peki sen?" Minjun da kafasını salladı "Aslında uzun zamandır anlatılana benzer şeyler görüyorum ama en büyük farkı ben her seferinden öldürülüyorum." Bir şey daha söylemeden bir süre sustular. Geçmişin hatıraları her ikisinin de hafızasında var gibiydi fakat o kadar silikti ki tam anımsayamıyorlardı. Jiho iç çekip balkon kapısını kapattı "Daha fazla düşünmenin bir anlamı yok. Duyduklarım zaten beni yeterince sarstı, buraya güvende olsun diye gönderdiğim kardeşimin başına gelmeyen ne kalmış ki? Soo'yu alıp gidelim. Bu yeterli." Minjun rahatsız bir şekilde abisine bakarken konuştu "Aslında.. bunu en çok ben istesem de.. yapmamamız daha iyi olmaz mı abi? Baksana, hala feromonları düzenli değil ve ruh eşiyle bir kez karşılaştı. İkisini birbirinden ayırmak çok zor olacaktır." Jiho kaşlarını çattı Minjun'a baktı. Kardeşinin dediği doğru olsa da Kyungsoo'yu bilinmez bir tehlike içerisinde bırakmak aklına yatmıyordu.

Bir şey söylemek için ağzını açtığı sırada kapı sertçe açıldı, nefes nefese kalmış Jongin içeriye baktığında Jiho'nun kollarını kavuşturmuş balkonun önünde durduğunu Minjun'un ise Kyungsoo'nun baş ucunda olduğunu fark etti. Kızıl gözleri endişeyle omegaya bakarken Jiho sinirle ona baktı "Kapısız köyden mi geldin, kapı çalmak gibi bir adetin yok mu? Nasıl olur da omeganın odasına bu şek-" Jongin hızlıca Kyungsoo'nun yanına koştu, alnına ve yanağına dokundu. Omeganın feromonları hala çiçek gibiydi, Max'in dediği gibi ikincil feromonları yoktu. Rahatlamış bir halde iç çekip dizleri üzerine çöktü. Minjun yanındaki perişan alfaya bakarken kaşlarını kaldırdı, abisinin bakışları Jongin'i delip geçiyor gibiydi. Bir şeyler yapmazsa az önceki gibi abisi ve kardeşi yine kavga edeceklerdi. Jongin'in omzuna dokundu kendisine bakmasını sağladı, Jiho'ya temkinle bakarken Jongin de en büyüklerine baktı. Jiho'nun altın gözleri öfkenin ateşiyle parlıyordu. Jongin'in bu sefer korkusu yoktu, Kyungsoo buraya sağ salim geldiği için herhangi bir çekingesi yoktu. Kendisine verilen bakışları aynen iade ederken öfkeyle tısladı "Sizi dört gözle bekledi, her gece sizden kalan tek hatıraya tutunup uyudu. Neden bir anda Kyungsoo'yu üzecek şekilde kavga çıkarıyorsunuz? Beni sevmediğinizin farkındayım fakat o sizin kardeşiniz lütfen onu üzmeyin." Minjun Jongin'in çıkışına şaşırmıştı, dört gündür hiçbir söz söylemeyen alfa bir anda abisine karşı çıkıp kavgaya döndürecek kadar net bir şekilde öfke saçıyordu.

Jiho çatık kaşlarıyla ona bakarken dişlerini gıcırdattı "Peki bizi sabırla beklediği günlerin içerisinde saldırıya uğraması var mı? Ya da odasına kadar sızan yabancılar? Elindeki tek kişiyi bile koruyamayan bir alfadan böyle sözler duymak istemiyorum! Daha eşleşmediğin omegayla bir hafta kızgınlığını geçirdin ve Kyungsoo'nun istemediği hiçbir şey olmadı ha? Bilinçsizken neler yaptığını bile bilmiyor! Tanrım duyduklarım aklıma geldikçe çıldıracak gibi oluyorum! Odada bayıldığında saatler sonra bulmanız, evden kaçmaya çalıştığında zorla tutmanız ya da Erisle birlikte dışarı sürüklenmesi ve saldırıya uğraması!" Jiho daha fazla dayanamıyor gibi sinirle yanındaki duvara vurduğunda büyük bir gürültü duyuldu. Minjun abisinden sızan feromonların artık soğuk sandal olmadığını fark ettiğinde vücudu tetiklendi. Kyungsoo'yu korumak adına döndüğünde Jongin'i omegayı kucağına almış geri çekilmiş halde buldu. Sedir kokusu etrafa saçılırken reçine ile çarpışıyor, üstünlük kurma çabasına giriyordu. Minjun Kyungsoo'nun nefes nefese Jongin'e tutunduğunu gördüğünde gidişatın iyi olmadığını fark etti.

"Abi önce sakinleş, bunları oturup konuşabiliriz. Kyungsoo'yu uykusundan mı etmek istiyorsun?" Jiho mantığını yitirmiş gibi Jongin'e bakarken feromonların daha fazla saçıldığını fark etti Minjun. Burnunu kapatırken Kyungsoo'nun üzerine bir çarşaf fırlattı, aynı anda Jiho Jongin'in üzerine atıldığında Minjun onu karşıladı. Abisini zar zor durdurduğunda bağırdı "Şu anda ne yaparsan yap sadece Kyungsoo'yu üzecek kendine gel! Böyle mi olsun istiyorsun? Hadi ama ben de sinirliyim ama Soo kıçımı tekmeler diye korktuğumdan susuyorum. Azıcık mantıklı ol!" Tüm gücüyle Jiho'yu fırlattığında az önceki yerine geri döndü Jiho. Jongin bir hamle yapmak için ayaklandığında Kyungsoo'nun elleri yakasını yakaladı. Ihlamur kokusu etrafa saçılırken Jongin titredi, kollarındaki omegaya kendini teslim etti. Odadaki tüm kokuları anlık olarak bastırmıştı ıhlamur kokusu. Çimen yeşili gözleri çarşaftan sıyrılıp herkese teker teker bakarken en son Jiho'ya baktı. Altın gözler yeşil gözlerle kesiştiğinde Jiho olduğu yere çakıldı. Az önceki tüm öfkesinin yok olduğunu hissetti, sakince kardeşine baktı. "Çık bu odadan." Jiho hipnotize edilmiş gibi hala o gözlere bakarken Minjun garip bir atiklikle Jiho'yu kavradı, aynı anda balkon kapısını açıp fırlattı.

SyndariBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin