dört

12 1 2
                                        

¶

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


"Emre Aranıyor"

"Emre Atay Otel'e, benim alt katımdaki sağdan ikinci odaya, üç adam yolla. Dinç olsun hepsi, bütün gece ayakta duracaklar. Müsaitsen sen de gel. Birinin de benimle durması lazım sonuçta?"

"Tamamdır, adamları yollarım. Ama beni istiyorsan minik bir iyilik yapman lazım."

"İlla ki bir şey isteyeceksin değil mi?"

"Evet."

"Söyle."

"Zeynep'i kıskandırmama yardım edeceksin. Şansa bak ki o otelin üst katındaki barda yeni sevgilisiyle. Seni tanımıyor oluşu çok işime geliyor."

"Zey'den ne istiyorsun? Kız seni istemiyormuş."

"Hayır, Hazal. Naz yapıyor o. Ve şimdi de beni kıskandırmak için kendine iki günde sevgili yapmış!"

"İyi, peki. Görüşürüz."

"Görüşürüz ve elbise giymeyi unutma." demesiyle, görmeyeceğini umursamadan göz devirdim ve telefonu yüzüne kapattım.

Emre, emrim altındaki korumaların başıydı. Aynı zamanda çok sıkı dost, hatta abi-kardeş ilişkimiz vardı. En güvendiğim ve en sevdiğim kişi sayılırdı kendisi.

Zey ise çok ayrıydı. Liseden tanıyordum onu. O beni tanımıyordu ama. Bir yıl önce onu barda içmekten kafayı bulmuş bir şekilde görmüş ve ona yardım etmiştim. Ertesi gün Emre'den onu araştırmasını istemiştim. Ailesi zor geçiniyormuş ve o yazılım mühendisliği okuyordu. Yani okumaya çalışıyormuş. Ona kendimi tanıtmadan bana yardım etmesini ve böylece her görevde paranın yüzde altmışını ona vereceğimi söyledim. Bir kaç soru sorduktan sonra kabul etmişti.

İnternette gizli bir site kurmuştu. İnsanlar siteden Zey'e ulaşıp kimin, neden öldürülmesi gerektiğini söylüyorlardı. Sonra ise nedenin doğruluğunu kontrol edip bana ulaşıyordu. Beni sadece telefondaki sesimden tanıyordu.

Odadaki Amerikan mutfaktan çıktım ve Marcus'un yanına balkona geçtim.

"Marcus, neden onunla karşılaştım sence?"

"Kesin bir nedeni olmalı öyle değil mi? Yoksa neden on iki yıl sonra onu göreyim?"

"Umarım kötü şeyler olmaz. Çünkü altıncı hissimin ne kadar güçlü olduğunu biliyorsun."

"Seni buradan göndereceğim için bana kızma lütfen. Aslında o adama inat kalmanı isterdim ama onunla tekrar tekrar muhatap olmak istemiyorum." dedim ve Marcus'un yanından ayrılıp içeri geçtikten sonra yatağa kendimi attım. Marcus, biricik baykuşumdu ve onunla konuşmayı o her ne kadar bana cevap vermesede seviyordum. Adını aldığım yerdeki kadın koymuştu ve sadece o isme dönüt veriyordu, ben de bu yüzden değiştirememiştim.

YakalamacaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin