11

1.1K 106 156
                                        

Asi yatağına gömülmüş hıçkıra hıçkıra ağlarken odaya birinin girdiğini fark etti ama kafasını kaldırıp bakmadı. Her kim geldiyse bir an önce çıkmasını umdu ama yerinde doğrulup defolup gitmesini de söylemedi ve ağlamaya devam etti.

''Abicim yapma böyle.'' Asi yatağa çöken ağırlıkla Adem'in yatağa oturduğunu fark etti ama yine bir tepki vermedi. ''Ağlamaktan için dışına çıktı resmen. Bu kadar ağlayacak ne var? Hem gördün Alaz da seni istemiyor.''

Asi'nin ağlamaları aniden durdu. Adem doğru söylüyordu – Alaz onu istememişti. Sebebi ne olursa olsun neticede onu istememişti işte. Kitaplarda okuduğu gibi hiçbir şeyin umurunda olmadığını, ne olursa olsun kendisiyle birlikte olmak istediğini falan söylememişti Alaz. Ya gerçek hayatta aşk böyle bir şey değildi ya da Asi Alaz'la arasında olanlara fazla anlam yüklemişti.

Adem'in elini saçında hissedince elinin tersiyle koluna vurdu ve hışımla yerinden kalktı. ''Dokunma bana. Dokunmayın ya bana – rahatsız oluyorum işte. Bu kadar basit bir şeyi bile anlamıyorsunuz ama kiminle görüşüp görüşmemem gerektiğine karar verebileceğinizi sanıyorsunuz!''

Aynı anda telefonu çalınca hiç vakit kaybetmeden cebinden çıkarıp kimin aradığına baktı. Görmeyi umduğu ismi ekranda göremedi ama hayal kırıklığını üstünden atması uzun sürmedi. ''Yaman?''

''Asi? Sesin neden böyle senin? Ağlıyor musun?''

''Ağlıyorum evet. Yaman lütfen buraya gel. Çok kötü şeyler oldu.''

Yaman vakit kaybetmemek için sakin olmasını ve hemen geleceğini söyleyerek telefonu kapattı. Asi yataktan kalkarken abisi de onu izledi. Kendisini terslerken kan bağı bile olmayan başka bir adama bu kadar değer verip koşa koşa derdini anlatmaya gitmesi zoruna gitmişti ama dile getirmedi.

''Çıkar mısın?'' dedi Asi aniden. ''Giyineceğim. Bu kadar mahremiyetim de olsun bence.''

Adem hiçbir cevap vermeden yataktan kalkıp odayı terk etti. Asi üstüne eline geçen ilk pantolon ve kazağı geçirdi. Telefonunu kenardaki minik çantasına atarak önce odadan sonra evden ayrıldı.

*

''Alaz efendiye bak sen.'' Yaman kendi çayını doldururken Asi'nin de içmeyi unuttuğu için soğuyan çayını çiçeğin dibine döktü. ''Bizim kızı kendine aşık etmiş de haberimiz yokmuş.''

''Ben kimseye aşık falan değilim.''

''Aynen aynen,'' dedi Yaman yerine otururken. ''Ben de Türkiye'nin en zengin ailelerinden birinin oğluyum zaten.''

''Yaman bak valla kalkar giderim-''

''Bok gidersin. Sus da otur.'' Asi Yaman'a dil çıkarıp kollarını önünde birleştirdi. Yaman'a her şeyi eksiksiz anlatmak Asi'yi çok rahatlatmıştı. Bir tavsiye almak ya da teselli bulmak umuduyla anlatmamıştı aslında – ama gerçekten dostu olan birine sadece anlatmak bile ona çok iyi gelmişti.

''Akşam senin sevdiğin dönerciye gidelim mi?'' Asi sevinçle yerinde doğrulup kafasını salladı. ''Hem Cesur ve Umut'a da anlatırsın olanları.''

''Yaman sence yaptığım şımarıklık mı?''

''Alaz konusunda mı?''

Asi kafasını iki yana salladı. ''Diğerleri konusunda.''

''Ailen konusunda yani.'' Asi yerinde rahatsızlıkla kıpırdandı. ''Şımarıklık değil bence. Sana bu kadar karışmaya hakları yok yani... Ama Alaz konusunda haksız sayılmazlar Asi. Gerçi...''

''Ne gerçi?''

''Alaz'daki bu göz yaşartıcı değişim şaşırtıcı. Senin için torbacılıktan vazgeçmesi, daha iyi bir adam olmaya karar vermesi ve en sonunda da senin iyiliğin için senden vazgeçmesi-''

safe & sound | aslazHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin