Hava mis gibi, hafif serin ama güneşliydi. Göl kenarındaki kamp yerine vardıklarında Jungkook konuştu.
"Tamam bebeklerim çadırları kuruyoruz. Bu sefer Victor elini bile sürmüyor, Taehyung'ta yardım ediyormuş gibi yapmıyor. Ben yapacağım!"
"Hadi oradan!" diye atıldı Taehyung. "Ben gayet iyi bir çadır kurucuyum."
Victor kaşlarını kaldırıp alaycı bir şekilde güldü. "Taehyung, geçen sefer çadır kurarken feneri kafana düşürüp yarım saat mala bağlamamış mıydın?"
Jungkook ikisinin tartışmasına hafifçe gülümseyerek başını salladı. "Siz tartışmaya devam edin. Ben çadırı kuruyorum."
Jungkook, sabırla çadırı kurarken Taehyung ve Victor yanlarında oturmuş tartışmaya devam ediyordu.
"Victor, eğer yemekleri düzgün yapmazsan bu kamp senin son kampın olabilir," dedi Taehyung tehditkâr bir şekilde.
Victor omuzlarını silkerek yanıt verdi: "Ah, endişelenme. Yemeği sen yaparsan bu kamp hepimizin son kampı olabilir."
Jungkook sonunda çadırı kurup derin bir nefes aldı. "Tamamdır! Şimdi öğle yemeği zamanı. Victor, sen odun toplarken Taehyung ateşi yakmaya çalış"
"Tamamdır kaptan" diye atıldı Victor.
Taehyung'ta başıyla onaylayıp işini yapmaya gitti.
Yemek sonunda hazır olduğunda, üçü de ateşin etrafına oturmuştu. Jungkook'un yaptığı sandviçler harikaydı ikizler büyük iştahla yiyorlardı.
Victor, ateşi izlerken Jungkook'a yaklaştı. "Hep böyle mükemmel olmak zorunda mısın? Çadırı kurarsın, yemeği yaparsın çok şanslıyız"
Taehyung kahkahayı patlattı. "Ah, Victor. Sanırım Jungkook'un sevgilisi olmamızın asıl nedeni sensin. Senin kaosun olmasaydı böyle dengede olmazdık."
"Ne?" Victor şaşkın bir şekilde Jungkook'a döndü. "Böyle mi hissediyorsun?"
Jungkook gülümseyerek elini Victor'un omzuna koydu. "Hayır, V. Seni seviyorum çünkü sen her zaman beni güldürüyorsun. Hayatı daha renkli ve eğlenceli hale getiriyorsun. Taehyung ise denge. Bizi sakinleştiriyor. İkinizi de seviyorum çünkü ikiniz de beni tamamlıyorsunuz."
Taehyung başını sallayarak ciddi bir ifadeyle konuştu: "Jungkook, sen bazen çok mükemmel konuşuyorsun. İnsanı aşırı duygusallaştırıyorsun."
"Ve aynı zamanda aç bırakıyorsun," diye ekledi Victor. "Tatlı yok mu?"
Pastaneden aldıklarını pastayı üçü birlikte yerken beraber bir daha ne kadar mutlu ve huzurlu olduklarını anladılar.
Yemekten sonra üçü göl kenarına gidip battaniyelere sarıldı. Jungkook gitarını getirmişti ve hafifçe bir melodi çalıyordu. Taehyung başını Jungkook'un omzuna koymuş, Victor ise ayaklarını göle doğru uzatmıştı.
"Bazen," dedi Victor yavaşça, "hayatın bu kadar sakin ve güzel olabileceğine inanamıyorum."
Taehyung, gülerek Victor'a döndü. "Sanırım Jungkook sayesinde"
Jungkook gülerek onlara baktı. "sizi seviyorum, her şeyinizle. Siz olmadan hiçbir şeyin anlamı olmazdı."
Victor sessizce Jungkook'a baktı ve hafifçe başını eğdi. "Biz de seni seviyoruz, Jungkook."
Taehyung bir anlık sessizliğin ardından ekledi: "Ama beni daha çok sevdiğini itiraf etmelisin."
Victor'un kahkahası göl kenarında yankılandı. "Rüya görmeye devam et, Taehyung."
Gece ilerlemiş, gökyüzü yıldızlarla kaplanmıştı. Hafif bir rüzgar çadırın ince kumaşını okşuyordu. Üçü, birbirlerine yaslanmış bir şekilde sessizce yatıyorlardı. Victor sırtını çadırın bir köşesine dayamış, Taehyung başını Jungkook'un göğsüne yaslamıştı. Jungkook'un güçlü kolları her ikisini de sıkıca sarmıştı.
"Bugün güzeldi," dedi Taehyung, sessizce. "Hatta... fazlasıyla güzel."
Victor bir anlık sessizliğin ardından başını eğdi. "Bebek tavşanımız sayesinde."
Jungkook gülümseyerek her ikisine de baktı. "Siz beni her şeyden daha mutlu ediyorsunuz. Hayatımda olduğunuz için çok şanslıyım ve minnettarım"
Victor hafifçe gülümsedi. "Bazen... bu kadar çok sevildiğime inanmak zor geliyor."
Taehyung, Victor'un elini tuttu ve gülerek mırıldandı: "V, biz buradayız. İkimizde çok seviyoruz seni. Sen benim bir parçamsın kardeşimsin. Jungkook'un ise prensesisin"
Victor biraz utanmış gibi hafifçe güldü.
Jungkook, Victor'un yanağına hafif bir öpücük kondurdu ve fısıldadı: "Beni olduğun gibi sevdiğin için teşekkür ederim, V. Senin güvenin ve kalbin olmadan hiçbir şeyin anlamı olmazdı."
Victor'un yüzü hafifçe kızarırken Taehyung araya girdi. "Hey, hey! Sadece Victor'a öpücük mü var? Ben burada değil miyim?"
Jungkook gülerek Taehyung'a döndü ve onun alnına nazik bir öpücük bıraktı. "Seni de seviyorum, Taehyung. Sen benim hayatımı güzelleştiren çılgın, parlak bir yıldızsın."
Taehyung, Jungkook'un boynuna sarılarak mutlu bir şekilde gülümsedi. "Biliyorum. Ama tekrar söylemen güzel."
Jungkook, her iki yanağını da öperek, aralarındaki sıcaklığı hissetti. Çadırın içindeki o an, onların dünyasıydı. Sessiz ama derin bir sevgiyle doluydu.
"İkiniz de hayatımın en güzel parçalarısınız," dedi Jungkook içtenlikle. "Ve sizi böyle yanımda hissetmek, her şeyi doğru kılıyor."
Victor, Jungkook'a doğru eğildi ve nazikçe onun dudaklarına bir öpücük kondurdu. Ardından hafifçe mırıldandı: "Biz de seni seviyoruz, Jungkook. Her şeyden çok."
Taehyung gülerek, Victor'un omzuna hafifçe vurdu. "Hep sen önce davranıyorsun!"
Victor alaycı bir şekilde gülümsedi. "Daha hızlı olsaydın."
Jungkook gülerken Taehyung bu sefer Jungkook'un yüzünü elleriyle tuttu ve nazikçe dudaklarına bir öpücük verdi. Geri çekilirken, gözlerinin içi ışıl ışıl parlıyordu.
"Ben de seni seviyorum, Jungkook. Her şeyden çok."
Üçü bir süre birbirine sarılmış bir şekilde kaldılar, çadırın içinde huzurlu bir sessizlik vardı. Taehyung ve Victor başlarını Jungkook'un omuzlarına yasladı, Jungkook ise ikisinin de saçlarını hafifçe okşuyordu.
"Bu anı asla unutmayacağım," dedi Jungkook, fısıldayarak.
Victor gözlerini kapatarak mırıldandı: "Unutmana izin vermeyiz. Çünkü bu hikaye yeni başlıyor."
Jungkook, her ikisine sıkıca sarılarak gülümsedi. Ve yıldızların altında, üçü birlikte huzurla uykuya daldı.
Bölüm sonu❣️
Okuduğunuz için teşekkürler🥰
ŞİMDİ OKUDUĞUN
My Boys | taekookv
FanfictionArsız kırmızı kafa ve onun tam aksi utangaç mavi kafa, kesinlikle Jungkook'un en sevdiği.
